Melis’in kafası hâlâ karışıktı. Demir ile yaşadığı beklenmedik karşılaşma, sıradan bir günü ilginç bir hikâyeye çevirmişti. Kahve lekeleriyle dolu kabanına bakıp hafifçe gülümsedi. “Sanırım bu sabah benim için pek de şanslı başlamadı,” diye düşündü. Ama aynı zamanda, içinde garip bir heyecan vardı. Demir, gülümseyerek elindeki ıslak mendili ona uzattı. “Belki de tam tersi,” dedi. “Şanslı bir gün olabilir. Kim bilir, hayat bazen bizi böyle küçük kazalarla sınar.” Melis, bu sözlere hem şaşırdı hem de etkilendi. Çoğu insan böyle bir durumda sinirlenir ya da aceleyle uzaklaşırdı. Ancak Demir’in sakinliği ve hafifçe alaycı ama sevimli tavrı, onu rahatlatmıştı. “Peki,” dedi Melis, mendille kabanını silerken. “Şimdi ne yapmamı önerirsiniz? Hem üzerime kahve döktüm, hem de sizin kıyafetinizi mahvettim.” Demir gülümseyerek omuz silkti. “Sanırım bir kahveyle telafi edebilirsiniz.” Melis, bu teklife şaşırdı. Normalde böyle tekliflere tereddütle yaklaşırdı ama Demir’de onu rahatlatan bir şey vardı. “Pekala,” dedi. “Bu durumda, bu sefer kahveyi ben dökmemeye çalışırım.” Yakındaki küçük bir kafeye girdiler. İçerideki sıcaklık, dışarının soğukluğunu hemen unutturdu. Melis, kafenin ahşap masalarına ve duvarlardaki eski fotoğraflara bakarak buranın oldukça şirin bir yer olduğunu düşündü. Demir, menüye göz gezdirirken Melis’e baktı. “Buraya sık gelir misiniz?” diye sordu. Melis, başını salladı. “Hayır, aslında pek vaktim olmaz. İşe giderken genelde bir kahve alır, aceleyle devam ederim. Ama burası güzelmiş. Siz sık gelir misiniz?” Demir bir an duraksadı. “Aslında hayır. Bugün buraya gelmem tamamen tesadüftü. Ama galiba doğru bir seçim olmuş.” İkisi de bu cümle üzerine gülümseyerek sustu. Garson gelip siparişlerini aldıktan sonra Melis, “Peki, ne iş yapıyorsunuz?” diye sordu. Demir hafif bir gülümsemeyle, “Ben bir fotoğrafçıyım,” dedi. “Şehirlerin, insanların ve hikayelerin peşinden koşarım. Ya siz?” Melis, bu soruya karşılık hafifçe iç çekti. “Bir reklam ajansında çalışıyorum. Yoğun, stresli ama bazen yaratıcı.” Demir, başını salladı. “Yani hayata biraz renk katıyorsunuz. Güzel.” Melis, onun bu yorumu üzerine kendini garip bir şekilde rahatlamış hissetti. Uzun zamandır böyle samimi bir sohbet yapmamıştı. O gün, Melis ve Demir için sıradan bir günün beklenmedik bir başlangıcı oldu. Kafede geçen bu kısa süre, her ikisi için de uzun zamandır hissetmedikleri bir heyecan yarattı. Ancak, ikisinin de bilmediği bir şey vardı: Bu tesadüf, kaderin onlar için ördüğü karmaşık bir hikayenin sadece ilk adımıydı.
Bölüm 2
Tanışma ve İlk İzlenimler
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.