gruba eklendiniz
(cemre)05*****=selam gençler ecem ben diyorum ki bugün plajda piknik mi yapsak
(deniz)05****=öğleden sonra 1 de antrenmanım var 1 saatlik, kaçta buluşuruz
(cemre)= gün batımı diyorum akşam 5,6 gibi
(deniz) tamamdır bana uyar. yiyecekleri siz hazırlayın ailesinin hamarat kızları :)
(kumsal) sizde elinizi cebinize atarsınız ailesinin aslan oğulları :)
(kerem) tabi canım biz ne güne duruyoruz burada. bende okeyim resim kursu filan yok
(kumsal)ama benim o saatlerde ders çalışmam gerekir. babama ne diyeceğim
(cemre) sen orasını bize bırak
(deniz) evet sen çiçekli elbiseni giy saçlarını düzleştir başka işin yok zaten
(kumsal) ne zırvalıyorsun sen be
(deniz) ha ders de çalışıyordun değil mi . ailesinin akıllı , zeki kızı .bozuk düzenin en sıradan örneği
(kerem) potaya top atmaya çalışmaktan daha iyidir
(deniz) en azından işsiz kalma riskimiz yok değil mi kerem
(kerem) Türkiye için öyle deniz
(cemre) yeter susun. kumsal sen dert etme biz size gelir annenden izin alırız
(kumsal) gerçekten mi, teşekkür ederim
(cemre)rica bebeğim
telefonu kapattım. asla anlayamadığım dersi çalışmaya devam ettim. fizik ne kadar zor ya. birden durdum. denizin söylediği söz aklımda kalmıştı. ben bozuk düzenin sıradan örneği miydim. ben sıradan mıydım. ben basit miydim. ben istediğim hayatı yaşamıyor muydum. ama olmazdı. bırakamazdım çalışmayı. ilerde rahat edecektim. hayatımı riske atamazdım. ben bunları düşünürken kendime geldim. kendime çok yakıştırdığım o çiçekli elbisemi aldım. denize inat giyecektim. aslında bu elbisemi giyerken hep saçıma maşa yapardım. kıvır kıvır gezerdim. denize inat düzleştireceğim
ben hazır olmuştum. masamı topladım ve bizimkileri beklemeye başladım. acaba bu yırtmaç fazla mı uzun. neyse ayaklarımızı uzatarak otururuz. önemli değil . acaba bu makyaj fazla mı. yok gayet güzel sade ve şık. acaba sandaletim güzel mi. ben bunları düşünürken kapı çaldı. hemen kapıya koştum. o merdiveni o kadar hızlı indim ki. kapıyı açar açmaz karşımda denizi gördüm . beyaz şort lacivert polo yaka tişört giymiş. biraz süzdükten sonra cemre ve kereme döndüm. saçımı savurup etrafımda döndükten sonra
-nasıl olmuşum
(kerem) aslanım ya ama piknik için abartı mı sanki
(kumsal) yo ben beğendim kudur
(cemre) vay koçum çok güzel olmuşsun
(kumsal) sağ ol bebeğim. bunlar çatlasın diye giydim. özellikle şu var ya şu
deniz elini saçlarının arkasına alarak güldü.
(cemre) her neyse aslı teyzem nerde ben izin alayım
(kerem) hemen de teyzesi oldu yalaka
(kumsal) gerektiğinde yalakalık şart oluyor da. gelin sizin de katkınız olsun,
(deniz) ben akıllı uslu çocuğum beni görürse izin verir
(kerem) tam tersi izin verecekse de vermez ama yine de sen bilirsin
kumsal çocukları oturma odasına, annesinin yanına götürdü.
(aslı) hoş geldiniz çocuklar
(cemre) hoş bulduk aslı teyze . nasılsın iyi misin
(aslı) iyi canım sen nasılsın
(cemre) ben iyim aslı teyze ama kızın hiç iyi değil biliyor musun
cemreye döndüm. hepimiz şaşırmıştık annem bana dönerek
-hayırdır kumsal ne bu tip ne oldu sana
(cemre) onu boş ver de aslı teyze ben fen lisesine gidiyorum. kumsalın okulunun karşısında okulum var . kumsalı hep görüyorum teneffüslerde bile hocalara soru soruyor. bir dakikasını bile boşa geçirmiyor. ben hep görüyorum onu kütüphanede. ama hiç mutlu değil. biraz da gençliğini yaşamalı mola vermeli. bize hep hocalarımız öyle söylüyor. hem sınava çok vakit var hem de yeterince başarılı. hem bu zamanlarımız geri gelmez. uzun lafın kısası biz hep beraber plajda piknik yapabilir miyiz.
(aslı) demek fen lisesindeki öğretmenler böyle düşünüyor ha bende kumsalın kaydını o okula aldırmayı düşünüyorum. sen de çok saygılı ve mantıklı bir kıza benziyorsun. maşallah. iyi peki gidebilirsiniz
(kumsal evet be. harikasın anne çok sağ ol
hepimiz kapıya doğru yöneldik. arkamızdan annem seslendi
-beyler kızlarıma emanet olun
(deniz, kerem) tabi aslı teyze
hep beraber denizin arabasına bindik. deniz ve kerem önde. cemre ve ben arkada. deniz oradan lafa başladı
-aslı teyze kızlarıma emanet olun mu dedi ben mi öyle duydum
(cemre) evet canım o kadar sıcak kanlı biriyim ki insanlar beni hemen seviyor
(kerem) sen ona yağcıyım desene
hepimiz gülerken. cemre, keremin koltuğuna dolayısıyla keremin sırtına tekme attı.
(kumsal) her neyse gençler. pastaneye uğrayıp bir şeyler alalım oradan süpermarkete geçeriz
(deniz) hamarat dediğimiz kızlara bak ya.
(kerem) ilk defa haklı konuştun. ben ellerinizle poğaça börek açarsınız sanıyordum
(kumsal) az ye de hizmetçi tut canım. elimi sürmem
yiyecekleri aldıktan sonra plaja gittik. aldıklarımızı örtüye serdik. sohbet ederek yiyecekleri tükettik. gülüşlerimiz dalgalara kum tanelerine çarparken cemre atladı
-voleybol mu oynasak
(kumsal)hayır ya gün batımını izleyelim
(kerem) kumsal fotoğrafını çek de oyun oynayalım
(deniz) sen hallet etiketlersin bizi. takımlar nasıl olsun
(cemre) kızlara erkekler var mısınız
(deniz, kerem) harcarız biz sizi. yenilirsiniz
(kumsal) orasını sonra göreceğiz
(kerem) oğlum bu çocuk sporcu sporcu siz en fazla ne yapabilirsiniz
cemre, kumsala dönerek
-üzülme kız. onların sporcuları varsa bizim de Allah'ımız var dedi kahkaha atarak
hepimiz güldük buna. hem de kahkaha atarak. ve günün sonunda erkekler kızları yendi. hepsi harika gün geçirdi. deniz herkesi evine bıraktı. ev denen o tuğla yığınına gitti. günün sonu ne olursa olsun herkes çok mutluydu.