Öncelikle kitaba başlama tarihinizi bırakır mısınız buraya
Kapının zil sesiyle gözlerimi açtım yüz üstü uyuduğum yatakta aynı pozisyonda uyanınca belimdeki ağrı kendini göstermişti.
Doğrulup, yataktan kalktım banyoya girip kişisel işlerimi hallettikten sonra tekrar çıkıp üzerimi giyindim: her zamanki kot ve tişört benim için idealdi. Karışmayan saçlarımı tarayıp, olduğu gibi bıraktım.
Kapı çaldığına göre olacaklar belliydi telefonumu dolaba koydum, anahtarımı elime aldım gerekenleri de yerlerine koyduktan sonra ayakkabılarımı giyip odadan çıktım.
Kısa merdivenleri inip dış kapıya yürüdüm her zaman ki gibi kapıda heriflere konuşan babam çıktı karşıma
"O mesele öyle değil valla-"
Kapıya varınca beni fark eden babam herzamanki rolüne bürünmüş kendini kurtarmak için çalışmaya başlamıştı.
"Ah güzel kızım senin ne işin var burada? hadi yukarı çık, ben senin yanına gelirim"
Babamın yüzüne bile bakmadan yanındaki adamlarına emir veren baştakinin yanından geçip siyah arabaya doğru ilerledim yanıma gelen iki kişi beni tutmak için elini uzatacakken kolumu çektim.
"Ben giderim"
Bana tip tip bakarken göz teması kurmadım. Siyah arabanın arka kapısını açıp bindim arkamdakileri sabitledikten sonra Kafamı arkaya yatırıp gözlerimi kapattım.
Bu benim normal hayatımdı: babam hergün tonla borçla kumar oynar, içki içerdi. Bana uyguladığı şiddetle beraber kapıya dayanan her tefecinin önünde aynı şeyi yapar, beni sevdiğini düşünen tefeciler onun sahte göz yaşları eşliğinde beni alırlardı, güzel bi dayağın ardından eğer kalkabilirsem üzerime attıkları kağıdı eve götürür masaya koyardım.
Annem küçük yaşımdayken ölmüştü hayatımdaki tek gerçek oydu: meleğim...
Gülüşüne dünyayı yakabileceğim kadın, babamın dediğine göre trafik kazası geçirmiş ve ölmüştü. Ondan bana geriye kalan tek şey kuytu mezarlıktaki mezardı. Üzerinde adının yazdığı iki taş, yıllardır beni hayatta tutan tek şeydi.
Birgün bu sırlı ölümü çözmek hayattaki tek amacımdı. Annem için yaşıyordum ve annemin gerçekten neden öldüğünü öğrenmeden asla ölmeyecektim. Birgün gelip "o öldü" demekle bitmezdi hiçbirşey!
Arabanın kapısı açıldı yan tarafıma birinin oturduğunu hissettim kapıyla beraber babamın sesleri de gelmişti
"Hayır yapmayın nolur ona zarar vermeyin beni alın onun yerine"
Hayır buna gülmeyecektim çünkü ben bildiğiniz o şımarık, güçlü kız değildim. Ben sadece Masal'dım daha önce tanımadığınız bir karakterim! ben, ne herkesin aşık olacağı prenses, ne de mafyaların hayatına giren fakir,zavallı, güzelim.
Bildiğiniz hiçbir karakter değilim ben. Benim hayatım ne bir aşk hikayesi, ne de gurur hikayesiydi. Aşka vaktim yoktu, gururum ise benliğim değildi. Annem için gururumdan da vazgeçerim, hayatımdan da.
"O herife söyle kiminle uğraştığını bilsin"
Bu sözlerden sonra beni, bu eski yerde bırakıp gitmişlerdi. Kapının sesiyle beraber karnımı tutarak uzandığım yerde, kendimi döndürerek sırt üstü uzandım.
"Ahh"
İzbandut gibi heriflerin vurduğu heryer o kadar sızlıyordu ki kendimi döndürürken bile inlemiştim.
Bir ayağımın tabanı yerde, biri düzdü, bir elim karnımdayken, diğerini yana uzattım.
"Öhö öhö "
Gelen öksürükle beraber sarsılan karnıma derin bir ağrı girdi. Ezilmiş etlerim ağrıyordu, sırtıma yediğim tekmler uzun süre ağrımın olacağının işaretiydi.
⛓️
Taksiden inince yavaş adımlarla yürümeye başladım, eve gelince her zamanki yerden anahtarı alıp, kapıyı açtım, elim istemsizce hareket edince ağrıyan karnıma gitti, dişlerimi sıkıp tekrar elimi çektim ve kapıyı kapatıp odama çıktım.
Tutunarak çıktığım merdivenlerden sonra odama girip kapıyı kapattım babamın evde olup olmadığını bilmiyordum ama muhtemelen değildi.
Odamdaki aynanın önüne geçtim: yüzümde çok birşey yoktu. Dolaptan aldığım kıyafetleri yatağa koyup, tişörtümü çıkarttım, üzerimdeki kızarıklıklar moraracağının işaretiydi. Üzerimi giymeden önce kanayan omzuma pansuman yaptım ve banyodan aldığım kremi sürdüm.
Daha fazla oyalanmadan hazırlanıp, telefonumu aldıktan sonra ilaç içip evden çıktım ve iş yerime doğru gittim.
⛓️
Akşam saatleri olmuştu ve yaklaşık yirmi dakika sonra mesai bitecekti. Ben kalıpları yıkarken içeri bir kız girdi
"Müşterilerden biri seni istiyor"
Kafamı sallayıp elimi yıkadım. kız da beni bekliyordu, muhtemelen yine biri birşeyi beğenmediği için sorun çıkartacaktı. Sakin olabilmek için derin bir nefes aldım, kendimi koruyacak bir durumda değildim, yeterince ağrım vardı, bir an önce işimi bitirip eve gitmeliydim zira karnımda tarifsiz bir ağrı vardı.
Birlikte mutfak bölümünden çıktık, eliyle ilerideki masayı gösterip kendi işine gitti
Masaya doğru ilerledim: masada bir adam oturuyordu. Benim yaşlarımdaydı sanırım. Takım elbisesi, top sakalları ve saçlarının özenle yapılmış olması 'öylesine biri değilim' diyordu. Bana baktı ve konuşmaya başladı
"Merhaba bu tatlıyı siz yaptınız değil mi?"
Gülümseyerek sormuştu, sorun çıkaracak gibi durmuyordu.
Masanın üzerinde duran iki saat önce yaptığım pastaya baktım ve düz bir sesle cevap verdim
"Evet"
" Aslında benim için önemli olan biriyle gelmiştim buraya. Az önce çıktı ama tatlılarınızı çok beğendi. Yarın gece bir davet veriyorum bir günlüğüne aşçılık yapar mısınız?"
Afalladım birden bire nerden çıkmıştı ki şimdi bu? hem tatlısını beğendiği her pastacıyı davetine mi çağırıyordu? Saçmalık.
Birşey unutmuş gibi hemen konuştu:
"Merak etmeyin yüksek miktarda para alacaksınız."
Aslında istemiyordum, gereksiz yere heyecana gerek yoktu ama eğer bu işe girersem ehliyet paramı daha kolay çıkartabilirdim.
Gözlerini gözlerime dikmiş cevabımı bekliyordu,
"Tamam"
Dedim aynı ses tonuyla.
oturduğu yerden kalkıp karşıma geçti,
ceketinin cebinden çıkardığı kartı bana uzattı, kartı elime aldım.
"Anlaştık o zaman yarın saat 13:30 da bu adreste olursunuz"
Elini sıkmam için uzattı, gözüm uzattığı eline gitti sonra tekrar gözlerine baktım, elimi uzattıp elini sıktıktan sonra beklemeden hemen çektim.
Gereksiz temastan hoşlanmıyordum.
Mutfağa ilerledim, burada işim bitmişti.
⛓️
Mesai bitince önlüğümü ve bonemi çıkardım saçlarımı açıp, telefonumu cebime koydum,sonrada dışarıya çıktım.
Eve doğru yürümeye başladım.Eve gelince kapıyı anahtarla açtım ve içeriye girdim ışıklar kapalıydı içerden babamın sesi geliyordu.
"Ya başına birşey gelirse? Anlamıyorsun ben biterim herşey biter yaşatmazlar beni"
Onu umursamadan merdivenlerden odama çıktım, kapıyı kapatıp dolabıma yöneldim, ağrılarım ilacın etkisi geçtiği için artmıştı ve gün boyunca ayakta kalmam hiç yardımcı olmamıştı.
"Masaaaaaal lan Masaaaaal gel buraya"
Babamın sesi geliyordu. Derin bir nefes alıp elime aldığım tişörtü yatağımın üzerine bıraktım. Niye çağırdığı belliydi yine sarhoştu ve yine dayak yiyecektim.
Kapıyı açıp aşağı indim son basamakta saçımdan tuttup beni yere attı. Sırtım yediği tekmlerden sonra bunu masaj yerine koyardı herhalde.
Üzerime gelip ard arda tokat atmaya başladı, ağzıma kanın metalimsi tatlı gelince kafamı çevirip yere tükürdüm.
Çıkardığı kemeriyle sırtıma vururken aynı zamanda söylenmeyi de unutmuyordu.
"Hepsi senin yüzünden "
Vurmaya devam etti. Sırtımdaki sıvıyı hissediyordum.
"Hepsi senin ve o anan olacak k**** Esin yüzünden"
Duyduğum şey ile tüm sinirlerim yüzeye çıkmıştı. Ne dediğini idrak eder etmez ani bir hareketle doğruldum ve sehpadaki bıçağı alıp arkamı döndüm. Birden ayaklanınca afallamış öylece kalmıştı
Tek adımla arkasına geçtim ve bıçağı boynuna dayayıp çenesini tuttum.
Dişlerimin arasında tıslayarak ve her kelimesini bastırarak konuştum. Her kelimemde boynuna bir çizik atıyordum
"Birdaha. Sakın. Annemin. Adını. Ağzına. Alma."
Babam korkuyla kafasını salladı. Şaşkınlığını daha atlatamamış gibi sessiz kalmıştı.
Elimdeki bıçağı yere fırlatıp odama çıktım. Yere damlayan kanlara baktım. İki gün önce omzunda açılan yara sabahtan sonra şimdi birdaha kanıyordu. Önemsemedim
Sırt çantamı aldım, telefonumu cebime koyup kapımı kilitledim ve yere yakın olan camdan bahçeye atladım.
Atlamamla daha çok ağrıyan omzuma baktım: bütün kolum kan olmuştu.
Çantam diğer kolumdaydı. Kaşlarım çatılmış sinirle yürüyordum. Annem hakkında söyledikleri sinirden deliye dönmem için yeterliydi. Eğer bugün evde kalsaydım muhtemelen gece kendimi tutamaz gider onu öldürürdüm
Bir arabanın ani fren sesi düşüncelerimi dağıtmıştı. Durdum, kafamı yan tarafa çevirdim: Bir adam yerde elleri bağlı bir şekilde oturmuş önündeki kişiye yalvarıyordu.
Arabadan biri indi, adam elindeki muhtemelen silah olan metal rengindeki şeyin uç kısmına birşey taktı.
Eğer silahsa taktığı şey susturucu olmalıydı. yerdekinin kafasına doğrulttu, zaten çatık olan kaşlarım daha da çatılmıştı.
Kafasını kaldırıp etrafa bakarken arkada olan beni görmemişti. Tekrat eğilip yerde kafasını olumsuz anlamda deli gibi sallayan ve yalvaran kişinin kafasına sıktı. Olduğum yerde öylece kalmıştım.
Sıktığı kişi gözü açık bir şekilde sırt üstü yere düştü ve kafasından yayılan kan ufak bir göl oluşturmaya başladı.
Katil silahı yere fırlattı.
Arabanın plakasına baktım: hafızama kazıyıp yüzümü ölen kişiye çevirdim. Ölen adamı tutan kişi yerdeki silahı alıp sırtına koydu, ikisi cesedi taşıyıp arabaya koydular ve tekerlekten gelen tiz sesle araba hızla ortadan kayboldu.
Gördüklerimin şokunu atlatıp, tekrar yürümeye başladım, evden kaçınca geldiğim kulübenin önündeki ağacın dibinde oturdum. Şuan hiçbirşey düşünecek durumda değildim.
Sırtımı ağaca yasladım ve gözlerimi kapattım. Annemin hatırladığım silüeti gözümün önüne gelince kafamı kaldırıp ağaca yasladım
Annem gülerek yemek yapıyordu. Güzel gülüşü yüzünde güneş gibi açmış, bütün kötülüklere karşı masumca duruyordu
Muhtemelen babamın sesi gelince , annemin gözleri korkuyla büyüyor ve elindeki tabağı yavaşça bırakıyordu. Yüzündeki gülümseme artık yok olmuş, olacakları biliyormuş gibi yüzü hüzünle kaplanmıştı.
Birazdan olacağını bildiğim şeyle dişlerimi birbirine geçirdim.
Çok geçmeden Babam gelip hızla annemin güzel saçlarından tutup yere atıyor, sonra ona vurmaya başlıyordu. Annemin eli bile oynamazken olanlara sadece göz yumuyordu.
Babam olacak herif eline aldığı kemerle anneme vururken konuşuyordu fakat geçen yıllardan dolayı ne dediğini hatırlamıyordum.
Babam anneme her vurduğunda yerden aldığım dal parçasını omzuma bastırıyordum öyle ki oturduğum yer kanla dolmuştu. Sırf bu yüzden acı çekmeye değerdi.
Zihnip allak bullak olmuştu ne hissettiğimi, ne düşündüğümü bilmiyordum ve vücudum artık ağrıdan kırılma noktasına gelmişti.
Daha fazla görmeye dayanamayıp sirkelendim.
Ağaca yasladığım sırtım bana sadace acı veriyordu.
En son hatırladığım: yaslandığım ağçtan düşmem olmuştu
●
1464 kelime
Biliyorum düzenlendi ama hala biraz saçmalık var ama kitabın devamı için bunlar önemli lütfen biraz anlayış gösterin
Oy verip düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın

