Bölüm 10 – Yumruk
Fotoğraf...
O eski, yıpranmış fotoğraf gözümün önünden gitmiyordu.
Teoman'ın ilk defa yüzündeki o sert ifade kaybolmuştu.
Yerine sadece acı kalmıştı.
Ama ertesi sabah...
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyordu.
---
Koridora girdiğim anda yine herkes ona yol verdi.
Siyah okul çantasını tek omzuna asmıştı.
Altın sarısı saçları her zamanki gibi dağınıktı.
Yaklaşık bir doksan boyundaydı.
Geniş omuzları ve spor salonunda saatler geçirdiğini belli eden kaslı yapısıyla kalabalığın arasında hemen fark ediliyordu.
Elleri cebindeydi.
Yüzünde tek bir duygu bile yoktu.
Kimseyle konuşmadan sınıfa girdi.
Ben de birkaç saniye sonra yerime oturdum.
Tam defterimi çıkarırken yan sıradan biri bana seslendi.
"Deniz."
Başımı kaldırdım.
Baran'dı.
Paralel sınıftandı.
"Matematik notlarını alabilir miyim?"
"Olur."
Defteri uzattım.
O sırada sınıfa giren Teoman'ın bakışları kısa bir an bize kaydı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yerine geçti.
---
İlk iki ders sakin geçti.
Üçüncü ders boştu.
Öğrenciler bahçeye çıkmıştı.
Ben de Elif'le bankta oturuyordum.
Baran tekrar yanımıza geldi.
"Defter için sağ ol."
"Geri getirdiğin için teşekkür ederim."
Baran gülümseyerek,
"İstersen kantinden bir şey alayım."
dedi.
"Olur, ben de gelirim."
Tam ayağa kalkmıştık ki arkamızdan soğuk bir ses geldi.
"Deniz."
Arkamı döndüm.
Teoman...
Kollarını bağlamış bize bakıyordu.
"Ne var?"
Önce Baran'a baktı.
Sonra bana.
"Öğretmen seni arıyor."
"Gerçekten mi?"
"Evet."
Koşarak öğretmenler odasına gittim.
Kapıyı çaldım.
"Hocam beni çağırmışsınız."
Öğretmen şaşkınlıkla baktı.
"Hayır."
Kalbim sıkıştı.
Arkamı dönüp koridora çıktım.
"Teoman..."
Kendi kendime söylendim.
"Beni kandırdı."
Sinirle bahçeye geri döndüm.
Baran yoktu.
Teoman ise bankta tek başına oturuyordu.
Yanına gittim.
"Beni neden yolladın?"
Yüzüme bile bakmadı.
"Canım istedi."
"Şaka mı yapıyorsun?"
"Hayır."
"Baran'la konuşmamı istemedin."
İlk kez başını kaldırdı.
"Bundan sana ne?"
"Bilmiyorum."
"Öyleyse niye yalan söyledin?"
Uzun süre sustu.
Sonra sadece,
"Sevmiyorum."
dedi.
"Neyi?"
"Gürültüyü."
"Gürültü mü?"
"Çok konuşuyor."
Kollarımı bağladım.
"Sen gerçekten tuhafsın."
"Yeni mi fark ettin?"
Sinirle arkamı döndüm.
Tam uzaklaşacakken arkamdan sesi geldi.
"Deniz."
Durmadım.
"Ne?"
"Festival afişleri."
"Ne olmuş?"
"Depoda."
Derin bir nefes verdim.
"Bu kez doğru söylüyorsundur umarım."
---
Depoya gittiğimde gerçekten afişler oradaydı.
Kutuları taşımaya başladım.
Bir tanesi beklediğimden ağırdı.
Tam kaldırırken elim kaydı.
Kutunun köşesi ayağıma çarptı.
"Ah!"
Acıyla yere çöktüm.
Kapı hızla açıldı.
Teoman içeri girdi.
Ne olduğunu görünce yanıma eğildi.
"İyi misin?"
"Sence?"
Ayağıma baktı.
"Burkulmuş."
"Geçer."
Ayağa kalkmaya çalıştım.
Ama yürüyemiyordum.
Hiçbir şey söylemeden koluma girdi.
"Ne yapıyorsun?"
"Yürü."
"Yürüyebiliyorum."
İlk adımı atar atmaz sendeledim.
Teoman beni düşmeden tuttu.
"O kadar da yürüyebiliyormuşsun."
Sinirle ona baktım.
"Gülüyor musun?"
"Hayır."
Ama dudaklarının kenarı neredeyse belli belirsiz kıvrılmıştı.
İlk kez...
Gerçekten gülmeye yaklaşmıştı.
---
Tam koridora çıktığımız sırada sert bir ses duyuldu.
"Teoman!"
Hepimiz döndük.
Okulun son sınıflarından Emir hızla üzerimize geliyordu.
"Seninle konuşacağız."
Teoman yavaşça elini kolumdan çekti.
"Beni bekle."
İlk kez bunu bana söylüyordu.
Emir tam karşısında durdu.
"Dün kardeşime neden karıştın?"
"Çünkü bana karıştı."
"Özür dile."
"Hayır."
Emir hiç düşünmeden Teoman'ı itti.
Koridor sessizliğe gömüldü.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra Teoman başını yavaşça kaldırdı.
Gözleri eskisinden bile daha soğuktu.
"Sana dokunma demiştim."
Emir yumruğunu savurdu.
Ama isabet ettiremedi.
Teoman tek hamlede yumruğu tuttu.
Koridordaki herkes nefesini tuttu.
"Son kez söylüyorum."
Sesi alçaktı.
"Aklını kullan."
Emir yeniden saldırmaya kalkınca öğretmenlerin sesi duyuldu.
"Yeter!"
İki öğretmen koşarak aralarına girdi.
Koridor yeniden hareketlendi.
Öğrenciler olanları konuşmaya başlamıştı.
Ben ise sadece Teoman'a bakıyordum.
Az önce...
Kavga edebilirdi.
Ama etmemişti.
İlk kez öfkesini kontrol etmişti.
Ve bunu neden yaptığını merak ediyordum.
Belki de...
Onun içinde herkesin gördüğünden çok daha farklı bir Teoman vardı.