Rüyamda babamı görmüştüm. Aslında rüya gibi de değildi. Beraber geçirdiğimiz bütün güzel anılarımı gördüm. Hayatımda ilk kez saat 10 da kalktım. Genelde saat 7 8 gibi ayakta olurdum. Aşağı Victor’un yanına indim:
- Görüntüler düzeldi mi?
- Hayır.
- Neden bu kadar uzun sürdü?
- Bilmiyorum, kamera uzmanı mesaj atar.
- Çabuk söyle acele etsin!
- Tamam.
45 dakika önce:
- Efendim görüntüler geldi.
- Aç.
Kayıtta biri vardı. Tanıdık bir yüzdü. Tam 4 el ateş etmişti. Sonrasında ise kameralara ama fark etmediği şey bizim kameramızdı. Bir dakika. O… Ethan. Victor görüntüyü durdurdu. Ekrandaki yüz net ve tanıdıktı. Elini masaya koydu. Sessizdi ve içindeki bu sessizlik tehlikenin belirtisiydi.
- Tekrar oynatma.
- Ama efendim…
- Tekrar oynatma.
Sesi yükselmedi. Bu Victor’un gerçek sinirlendiği anlardı.
Adam başını salladı ve videoyu kapattı.
Victor ayağa kalktı Pencereye yürüdü. Şehrin gürültüsü aşağıda akıyordu ama oda derin bir sessizlik içindeydi. Ceketinin cebinden telefonu çıkardı ve bir numarayı aradı:
- Beni dinle. Bu görüntüler buradan bir yere çıkmayacak. Adı geçmeyecek.
Kısa bir duraksama oldu.
- Evet,
diye devam etti Victor.
- Özellikle ona
Telefonu kapattı. Sabır diler gibi gözlerini kapattı. Yanlış kişi yanlış zamanda kameraya yakalanmıştı. Arkasını döndü.
- Varisya’ ya hiç bir şey söylemeyeceksiniz. Eğer biri konuşursa… sonuçlarını biliyorsunuz.
Adam yutkundu.
- Anlaşıldı.
Victor arkasını döndü ve kapıya yöneldi. Eli kapının koluna gittiğinde durdu. Sanki söylemek istediği bir cümle havada asılı kalmıştı. Kapıyı açtı ve çıktı. Bundan sonrası ne olacaktı.