İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 9

9🌸Seni Çok Seviyorum

"Anne, gerçekten iyiyim ben."

"Yejin lütfen. Sadece birkaç gün daha sabret."

"2 haftadır evin dışına adım bile attırmıyorsun. Çok sıkılıyorum ama."

"Sağlığın daha önemli, biliyorsun."

Sinirle kollarımı birbirine bağlayıp gözlerimi devirdim.

"Of!"

Ayaktaydım. Pencerenin önünde. Gözlerimi pencereden dışarı odakladım. Annem ise elindeki elektrikli süpürgenin sapını sallaya sallaya, "Oflama bana!" diye şirin bir şekilde bağırdı.

Gerçekten çok canım sıkılıyordu böyle ama. Keşke Yoongi daha erken gelebilse. 2 haftadır her gün gele gele alıştırdı beni kendisine. Gerçi... Normalde de Yejin ile böylelermiş zaten.

Yok canım, ne kıskanması?

Yoongi ile Yejin'i kıskanmak kim, ben kim?

Hırkamın cebindeki telefon titredi. Telefonu çıkararak gelen mesajı açtım. Jungkook'tandı mesaj.

📱Jungkook: Söyle bakalım güzellik istediğin bir şey var mı? Akşam gelirken getireyim.

📱Yejin: Hayır, öyle özel bir şey yok. Ama her zamankinden alırsan sevinirim.😆

📱Jungkook: Tamam tamam.😂Her zamankinden alırım ben sana. Akşam görüşürüz.

Yine yüzümü güldürdü.

Jungkook çok çok iyi bir çocuktu. Yejin gerçekten çok şanslıymış. Jungkook gibi bir sevgilisi, Yoongi gibi bir çocukluk arkadaşı, Jimin gibi bir ikizi ve melek gibi bir annesi vardı. Hoseok ve Jin de artısıydı. Acayip eğlencelilerdi. En kötü olduğun günde bile o iki şebek anında yüz güldürebilen cinstendi.

Bazı insanlar gerçekten çok şanslılardı. Ama... Yejin bile yüksek bir binanın çatısından itildi. Bu dünyada ne kadar şanslı ve mutlu olursan ol, yine de fayda etmiyordu.

Ah, 2 hafta önce hastanede olan o garip olaya gelecek olursam. Hâlâ nasıl Yejin'in bedeninden çıkıp yeniden içine girebildiğimi bilmiyorum.

Düşünüyorum ama bir türlü kesin karara varamıyorum. Uyanınca doktor Yejin'in kalp krizi geçirdiğini ama ilk defa böyle bir vaka ile karşılaştığını söyledi. Çünkü Yejin'in bedeni oldukça hızlı bir şekilde soğumuş. Saniyeler içerisinde bir ölü bedeni gibi buz kesmiş.

Ağrı da aslında sol kolumdan girmişti ama yine de sanki altında kalp krizi değil de başka bir şey varmış gibi hissediyordum.

Üstelik şu gördüğüm çocuk. Bir daha hiç görmedim onu. Acaba o gün halisülasyon ya da benzeri bir şey görmüş olabilir miydim?

Yalnız kaldıkça böyle düşünüyor ve cevap bulamadıkça çıldırıyordum. Beynim oldukça yorgun düşüyordu

"Ben geldim!"

Arkamdan Yoongi'nin neşeli sesini duyunca hemen arkama döndüm, gülümsedim.

O kadar mutlu oldum ki geldiğine, heyecanla koşup ona sarıldım.

"Hoş geldin, hoş geldin, hoş geldin. İyi ki geldin. Gelmeseydin sıkıntıdan ölmek üzereydim."

"Tahmin etmiştim. Bugün seni bahçeye çıkarmaya çalışacağım. En azından salıncakta oturur, sallanırız. Hava alırız. Anneni ikna etmeye çalışacağım."

"Bu harika olur. Sen bir tanesin."

"Biliyorum. O zaman hadi gel, ikna işlemlerine koyulalım."

"En büyük destekçin benim. Sana sonuna kadar destek olacağım. Arkandayım Yoongi. Fighting!"

Yavaş adımlarla annemin az önce girmiş olduğu mutfağa doğru ilerledik.

🌸

"En büyük destekçin ben olacağım demiştin. Bir baktım ki arkama kimse yok."

"Özür dilerim. Ama cidden bu sefer gözüm korktu. Annem bana tabii ki de zarar vermiyor ama bağırışıyla bile içime felaket bir korku veriyor."

Gülmeye devam ettik.

Salıncakta ağır ağır sallanıyor ve mis gibi havanın tadını çıkarıyorduk.

"Yoongi?"

"Hmm..."

"Sana bir şey sorabilir miyim?"

"Tabii, sor."

"Ah, şey... Gerçekten çok aklıma takıldı, oldukça merak ediyorum. Düştüğüm gün. Seninle buluşmuşuz. Peki... Peki neden beraber eve gelmedik?"

"O gün... Seninle tartışmıştık biraz. İkimiz de birbirimize çok sinirliydik. Ben çekip gittim hırsla. Nedenini lütfen şimdi sorma. Huzursuz olmanı, hatırlayıp da mutsuz olmanı istemem. Şimdi mutluyken, senin bu mutluluğunu bozmayacağım."

Yejin ile aralarında ne geçmiş olabilirdi ki? İkisinin o denli tartışacağı kadar ne olmuştu acaba? Bir şeyler daha öğrendikçe merakım giderek artmaya devam etti.

Ama Yooni ricâ ettiği için sustum. Demek ki Yejin'in hatırlamasını istemediği şey ikisini de mutsuz edebilecek bir sebepti.

Zaten fark etmiyor değildim. Yoomgi çoğunlukla bir yerlere dalıp gidiyordu. Gözleri devamlı dolup duruyordu.

Mutlu olmaya çalışsa da kalbi hüzünle dolu gibiydi.

Öğrenme isteğim daha da arttı. Onun üzülmesi benim de canımı fazlasıyla sıkıyordu.

Karşıdaki evin yani Yoongi'nin evinin arka bahçeye açılan kapısı açıldı. Güzel bir bayan bahçeye çıkarak etrafına bakındı. Bizi gördü. Yoongi geleni görür görmez heyecanla ayağa kalktı.

"Anne!" diye sevinç içerisinde bağırıp yanına koştu. Birbirlerine sarıldılar. Bense hâlâ oturduğum salıncakta hafif hafif sallanarak onları izliyordum.

Kadının gözü bana takıldı. O kadar derin bir sevgiyle baktı ki âdeta içimi ısıttı. Yoongi'den ayrılıp bana doğru geldi. Karşıma geçti.

Sallanmayı bıraktım.

Önümde dizlerini kırdı ve ellerimi elleriyle tutarak dizlerimin üzerinde birleştirdi. Yüzüme aynı tebessümle bakmaya devam etti.

"Yejin'im... Güzel kızım. Başına gelenleri duydum ama yurt dışında olduğum için gelebilmem mümkün olmadı. İyi misin şimdi?"

"Ben..."

"Kim olduğumu hatırlamıyorsun değil mi? Ben Yoongi'nin annesi. Annenin en yakın arkadaşı. Tabii Jimin ve sana da annelik yaptım. Annenin hapiste olduğu zamanlar her gününüz benimle beraber geçti."

Kaşlarımı çattım. Şaşkınlık içerisinde sorumu dile getirdim.

"A-annemin hapiste olduğu zamanlar mı?"

"Ah ben... Çok özür dilerim. Hiçbir şeyi hatırlamıyordun değil mi? Bunu unutalım güzelim. Ben seni çok özledim ya! Yabancılamandan korktuğum için hemen sarılmadım ama sana sarılmamak için kendimi zor tutuyorum. Müsaade eder misin? Sana sarılabilir miyim?"

Başımı olumlu anlamda salladım. Bana dikkatli bir şekilde sarıldı.

Her hareketinde oldukça samimi görünen bu kadına ben de kollarımı doladım. Ama aklımda tek bir şey dönüyordu.

Annem... Hapse mi girmişti? Neden? O ne yapmış olabilirdi ki?

🌸

"Moralin mi bozuldu senin?"

Başımı Yoongi'ye çevirdim. Cevap dahi vermeyince beni kendisine çekerek başımı omzuna dayamamı sağladı.

Hâlâ salıncaktaydık.

Başımı onun omzuna dayadım.

"Aklımda ne olduğunu biliyorsun ama bu soruma da cevap vermeyeceğini bildiğim için susuyorum. Anneme sorarım."

"Ailevi bir mesele olduğu için karışmak istemiyorum Yejin. Annenin anlatması daha uygun olur."

"Seni anlayabiliyorum Yoongi. Sorun yok."

"Yejin?"

Bu sefer arkamdan bana seslenen kişi Jungkook'tu. Onun sesini duyunca başımı kaldırdım ve arkama baktım. Bize doğru geliyordu.

Karşımıza geçti. Gözlerini Yoongi'ye dikti.

"Bize biraz müsaade eder misin? Yejin ile konuşmak istiyorum."

Yoongi onayımı almak istercesine bana baktı. Tebessüm ederek onu onayladım. Ayağa kalktı. Evlerine girmek üzere ilerledi. Jungkook da az önce Yoongi'nin oturduğu yere oturdu.

Gözlerim üzerindeydi ama bu sefer bir farklıydı. Her zamanki neşesi üzerinde değildi. Garipti.

"Neyin var? İyi misin Jungkook?"

Başını kaldırarak gözlerime baktı. Yüzü oldukça ciddiyken, "İyi değilim. Hem de iyi hiç iyi değilim Yejin," diye cevap verdi.

Ağzım aralandı. Yine merak ederek hemen kendisine sorumu sordum.

"Neyin var? Ne oldu?"

Sırıttı. Ama sanki alay edercesine bir sırıtış gibiydi bu.

"Sence? Sence ne olmuş olabilir?"

Düşünmem gereken şeyler zaten yeterince fazlaydı. Bir de yetmiyormuş gibi Jungkook soru sormaya başlamıştı. Kafam daha da allak bullak olmuştu.

"Ben... Ben özür dilerim ama seni anlayamıyorum Jungkook."

Bir an bile beklemeden cevap verdi.

"Açık konuşayım o zaman."

"Lütfen."

"Yoongi ile bu kadar yakın olmandan rahatsızlık duyuyorum! Seni onun yanında, hem de oldukça yakınında görmekten nefret ediyorum!"

Şaşkınlığım hat safaya ulaştı. Beni Yoongi'den mi kıskanıyordu?

"Jungkook ne diyorsun sen? Yoongi benim arkadaşım."

"Onu gayet iyi hatırlıyor gibisin Yejin. Eskisi gibisiniz. Peki ya ben? Beni neden hatırlayamıyorsun? Ben senin sevgilinim."

"Jungkook lütfen. Beni de anla. Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum ve şu an seni sevgilim olarak göremiyorum."

"Müsaade et de hatırlatmaya çalışayım o zaman Yejin! Ne zaman seninle vakit geçirmek için gelsem hep yanında Yoongi var! Seninle yapmak istediğim şeyleri onunla yapmış oluyorsun. Sinirlerime dokunuyor. Canım yanıyor! Sen ona o kadar yakın davranırken benim gözüme hâlâ bir yabancıymışım gibi bakınca canımdan can kopuyor!"

"Jungkook-"

Bir anda üzerime doğru eğildi ve alnını alnıma yasladı.

Fısıldayarak, "Seni çok seviyorum Ye Jin. Hem de çok," dedi. Ardından dudaklarıma eğildi.

Alnı alnıma dayalıyken dahi aramızda hiçbir mesafe yoktu zaten.

Başını biraz eğer eğmez dudakları dudaklarımla buluştu. Buna mâni olamadım.

...

Yavaş yavaş olaylara girmeye başlıyorum.😂 Aralarda vermiş olduğum bilgilerin her biri kurgu için oldukça önemli.😉

Bölüm sonu

1 yorum