🌺
*Bölüme başlamadan şuraya ufak bir not bırakayım. Kitap en başından beri fantastik bir kitap olarak başladı ve öyle de bitecek. İçerisinde mistik öğeler oldukça fazla. Bu bir hayran kurgu olduğu için karakterlerimiz Güney Koreli ve ben de Güney Korelilerin büyük kısmının benimsediği inançlar üzerinden, bu mistik çerçevede ilerledim. Aksi takdirde şu melekmiş, bu melekmiş,ruh çıkmış bedenden ötekine girmiş..., tabii ki de kitapta olduğu gibi bir düşünce sistemine inanmıyorum. Benim inancım belli. En doğru inanç da bana göre benim inancım.😆 Bu yalnızca bir kurgu.*
İyi okumalar.☺️💙
🌸
Taehyung ise o anki panik, endişe ve şokla ne yapacağını bilemeyerek koşmaya başladı. Apartmanın arka tarafından çıktı. Nereye gideceğini bilmeden koşuyordu.
Issız sokaktaki sokak merdivenlerinden de hızla inmeye başladı.
Bir anda ayağı takıldı.
Merdivenlerden aşağı yuvarlanmaya başladı. En son başını oldukça sert bir şekilde, merdivenin sivri kısmına vurdu.
Yarılan başı ve döktüğü kanıyla o gece oracıkta can verdi.
🌸
Genç adam gözlerini açtığında karşısında orta yaşlarda, yetişkin, oldukça güzel bir kadın buldu. Beyazlar içerisinde olan bu kadına şaşkınlıkla bakakaldı.
Sonra çevresini inceledi. Ama yeşillikten ve çeşit çeşit çiçeklerden başka bir şey yoktu. Kendisi de bu çiçek tarlasının içinde yatıyordu. Hoş kokularla beraber doğrulduğu vakit, kadın da ona baktı.
Güzel bir tebessüm etti.
"Hoş geldin."
Taehyung kaşlarını çattı. Neler olup bittiğine hiçbir anlam veremedi. Konuşamadı. Yine kadın sevecen bir şekilde çiçek tarlasında Taehyung'a yakın bir yere çömelerek oturdu.
"Ölümün çok erken oldu. Bir de haksız. Elimde olsa seni mutlaka geri göndermek isterdim. Ama vaden dolduğu için elimden ne yazık ki hiçbir şey gelmiyor. Hiçbir suç işlemedin. Yüreğin çok temiz. Seni özellikle yanıma aldırdım. Benimle beraber çalışabilirsin."
"Be-ben hiçbir şey anlamıyorum."
Der demez Taehyung'un aklına her şey bir bir gelmeye başladı.
İrileşen gözleriyle karşısındaki kadına baktı.
"Ben... Ben öldüm mü?!"
"Ne yazık ki evet. Ben... Senin koruyucu meleğindim ama vaden dolduğu için seni korumaya gücüm yetmedi. Özür dilerim. Bundan sonra beraber çalışabiliriz. Bize katılabilirsin. Ancak şu var: Yejin'i göz korkutmak için oraya götürsen de acı çekmesine sebep olduğun ve onun ölümüne bir nebze sebep olduğun için bir müddet ceza olarak sen de ruh bekçiliği yapacaksın. Ölen, vadesi dolan insanların ruhlarını alıp onlara eşlik edeceksin. Ben de ilk bu görevi yaptım. Gerçekten kolay değil. Ama sonrasında benim gibi bir koruyucu melek olabilirsin."
Kadın o kadar tatlı konuşuyor, o kadar tatlı gülümsüyordu ki... Taehyung bu kelimelere anlam veremese de yine de korkmuyordu.
"Biliyorum, şu an hiçbir şey anlamıyorsun. Ama çok yakında anlayacaksın. Bu arada... Adalet sağlanıyor merak etme. Yoo Jung komada, yani henüz ölmedi. İki dünya arasında sıkışıp kalmıştı yavrucak. Ama dediğim gibi, ona şans verildi. Ruhu, Yejin'in bedeninin içine girdi. Hafızasının büyük bir kısmı var ama son 2 senede olan hiçbir şeyi hatırlamıyor. Yejin, her ne kadar pişman olsa da onun canını aldı ve kendi canından oldu. Aslında... Burada sır tutmuyoruz. Bu yüzden direkt söyleyeceğim."
Taehyung daha da dikkat kesilerek kadını dinlemeye devam etti.
"Yejin, Yoo Jung'un canına kasten kıydı. O gece buzu gördü. Yan gözlerle buza bakarken aklından türlü çeşit sinsilik geçirdi. Yoo Jung aşağı düşse, intihar ihtimalinin yüksek olacağını düşünmüştü. Suç kendisine kalmazdı. O ölürse dava da kapanacaktı. Bir taşta iki kuş vuracaktı aklınca. Yoo Jung'u bilerek yeniden önüne kuvvetli bir şekilde çekti ve buzun üzerine getirdi. Şeytana uydu. Uyanışı ise, Yoo Jung düşmek üzereyken oldu. Ne yaptığının farkına varıp onu yakalamak istedi ama beceremedi."
Derin bir nefes alıp verdi. Ardından anlatmaya devam etti.
"Herkes gibi Yoo Jung'un öldüğünü zannederek derin bir vicdan azabıyla 1 senesini geçirdi. Ve sonunda... Yoo Jung ne yaşadıysa aynısını yaşadığı gibi, şu an Yoo Jung'un kendi hayatını yaşıyor oluşunu seyrediyor. Sesini çıkaramıyor, hiçbir şeye dokunamıyor. Sadece seyrediyor. Hırsının, öfkesinin, bencilliğinin sonucunda kıymış olduğu canın ve sonrasında yaptıklarının bedelini en ağır şekilde ödüyor. Belli bir süreye kadar Yoo Jung Yejin'in bedeninde yaşamaya devam edecek."
"Ne zamana kadar?"
"Bir sonraki dolunaya kadar. Bunu sana şu an sormak zorundayım. Bak, şu an da dolunay var ve biri için af çıktı. Yoo Jung hâlâ yarı yaşıyor olduğu için onun ihtimali daha yüksek lâkin sen de henüz ameliyattasın. Şu an gidiyorsun. Kalp masajlarına başladılar. Ama sen de hâlâ yarı yaşıyorsun ve senin de şansın yüksek. Soruyorum sana. Yaşamak ister misin? Eğer istersen, geri dönebileceksin."
Taehyung panikle düşünmeye başladı. Hızla söze girdi.
"Af sadece 1 kişi için geçerli demiştiniz. Ya Yoo Jung? Onun da ihtimali yüksekti. İ-ikimiz de dönemez miyiz?"
"Maalesef. İnan bana bu benim elimde değil. Sadece 1 kişi."
"Ben... Ben istemezsem bu af Yoo Jung'a çıkar mı?"
"Çok yüksek ihtimalle, evet. Şu an yarı yaşayıp yarı ölü olan Yoo Jung'dan başka kimse yok. Daha doğrusu sen hariç. Eğer biraz daha geciktirir ve affı kabul etmezsen tamamen buraya ait kalacaksın."
Taehyung, şimdi ise bir an bile düşünmeden kalbinden ne geçiyorsa onu direkt dile getirdi.
"Umurumda değil. Yeter ki... Yoo Jung yaşasın. Onun için ölmeye razıyım ben."
Ağzından çıkan sözler direkt kabul gördü. Taehyung, dünyada son nefesini vererek ameliyat masasında kaldı. Annesi Kim Yo Rum'un itirazlarına ve yeniden deneme çabalarına rağmen onu diğer doktorlar tutup çıkarmaya çalışıyor ve Taehyung'un üzeri örtülüyordu. En son... Öldüğüne dair o tiz sesi çıkaran makinenin fişi de çekildi ve oldukça büyük bir sessizlik hâkim oldu.
Taehyung ruh bekçiliği görevine başladı. Oldukça kısa bir süre içerisinde her şeyi söktü. Ayriyeten 2 dünya arasında zaman oldukça farklı işliyordu.
İşi olmadığı zaman da sürekli Yoo Jung'un yanına giderek onun mutluluğunu seyretti.
Bir köşede sessizce durup onun mutluluğuyla, kendi mutluluğuna mutluluk kattı.
Aynı zamanda bir diğer görevini unutmadı. Yoo Jung'un hafızası yavaş yavaş gelecekti ve Taehyung da ortaya çıkacaktı.
Nihayet o zamanlar geldi. Taehyung ortaya çıktı. Yoo Jung'a hafızasını daha çabuk getirebilmek için yol gösterdi. Çünkü bir sonraki dolunaya az kalmıştı. Bedenler yerini bulmadan önce muhakkak Yoo Jung her şeyi hatırlamalı ve gerçekleşen, hatta gerçekleşecek adaleti görmeliydi.
Yoo Jung Yejin'in bedeni içindeyken bir aile edinmişti. Biliyordu Taehyung, onlardan kopamayacaktı. Onlar da tüm bu olan biteni gördükten sonra Yoo Jung'tan kopamayacaktı.
Yoo Jung, sonraki hayatında hem bir aileye sahip olacak hem de bu aileyle bağlarını güçlendirip mutlu olacaktı.
Yejin, bir insanı öldürmenin bedelini canıyla ödeyecekti. Dolunay gecesi Yoo Jung için af çıktığında o da tam tersi bedenine döndüğünde ölecekti.
Bayan Park'ın sürekli ağlamayla geçen geceleri, daha çok acı çektirmesine rağmen unutmak için kullandığı ilaçlarla beraber sızlanmaları, çoğu intihar eşiğine gelip de çocukları için bu düşünceden vazgeçmeleri... Her şey ama her şey bir bir şu an herkes tarafından görülüyordu.
Yoongi'nin pişman hâlleri, Yejin'in düştüğü gece tesadüfen kendisi için gittiği hastanede Yoo Jung'u görüşü ve ölmediğini görünce 1 dakika bile yanından ayrılmayışları; herkes kendisini Yejin'in başına gelenler için arasa da Yoongo'nin moralini hiç kimsenin bozmaması için telefonlara cevap vermeyişleri...
Herkes hastane odasında bizzat Taehyung tarafından kendisine gösterilen görüntüleri âdeta bir filmmiş gibi seyrediyordu.
Sonunda Taehyung bu filmi kesti.
Herkes aynı anda uyanarak gözlerini açtı. Şaşkın şaşkın çevrelerine, birbirlerine bakınmaya başladılar.
Yoo Jung da öyle. Çevresindeki herkeste gözlerini gezdirerek az önce gördüklerinden ötürü ağzını kapattı. Ağlamaya başladı.
Tüm bunlara inanmakta oldukça güçlük çekiyordu.
Ve bu esnada gökyüzünde dolunay, yavaş yavaş belirmeye başlıyordu.
...