İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 34 · 8 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 34

34🌸Benziyorsunuz Birbirinize

🌺

"Benimle neden apar topar buluşmak istedin Yoongi? Hem de böyle bir yerde. Okul üniformasıyla rezil oldum resmen."

Yejin gözlerini bulundukları lüks kafenin içinde gezdirdi.

Yoongi sıkıntıyla derin bir nefes verdikten sonra masanın üzerine koymuş olduğu ellerini birleştirdi.

Konuşmaya başladı.

"Sence neden olabilir Yejin? Herkesin içinde konuşmamamız gereken bir konuydu. Aklıma başka türlü bir yer gelmedi."

Herkesin içinde konuşulmaması gereken kelimelerini işitince Yejin konunun ne olduğunu anladı.

Gözlerini kaçırdı.

Sertçe yutkundu.

Dudaklarını ıslattı.

Yoongi'yi daha dikkatli dinlemeye başladı.

"1 sene oldu. Yoo Jung öleli, tamı tamına 1 koca lanet sene. Annen hapisten çıktı. Yoo Jung öldüğü için yeni dava yapılamamış, ilk davanın sonucuna uyulmuştu. Annenin Yoo Jung'un banka hesabına maaşının yarısını yatırması gerekiyordu. Ve yapıyor da, değil mi?"

Yejin kaşlarını çattı. Yoongi'nin konuşmasının nereye varacağını bir hayli merak ederek sordu.

"Evet. Evet de bunu neden soruyorsun?"

"Garip. Oldukça garip sadece Yejin. Düşünsene. Neden ölen bir kişinin banka hesabına para yatırılmaya devam edilsin ki? Eğer ölmüşse hesap da kapanmıştır."

Yejin, elini havaya kaldırdı. 'Dur' dermişçesine işaret yapıp şaşkınca Yoongi'nin sözlerini kesip araya girdi.

"Bir dakika, yanlış anlamıyorum değil mi? Şimdi sen bana Yoo Jung'un ölmediğini mi söylemeye çalışıyorsun?"

"Umarım, umarım böyle bir ihtimal vardır. Buraya seni çağırmamın asıl amacı tamamen samimi bir istekte bulunmak. Yejin... 1 yıl oldu ama içimdeki azap 1 yıldır her gün benimleydi. O koca 1 yılın her dakikası eziyet gibiydi ve bana 1000 yıldan fazla gibi geldi. Hâlâ öyle. Hâlâ vicdan azabı duyuyorum. Hâlâ Yoo Jung'u çok özlüyorum. Hâlâ onun düşerkenki çığlığı, gülerken attığı şirin ve neşeli kahkahaları kulaklarımdan gitmiyor. Nereye baksam onu görüyorum. Gözümü açıyorum o, kapatıyorum o. Dayanamıyorum. Gel... Bildiğimiz ne varsa polise gidip her şeyi anlatalım. Cezamız neyse çekelim. Çekelim ki içimizdeki bu azap biraz olsun dinsin. Gidip teslim olalım. Zaten sen kasıtlı olarak hiçbir harekette bulunmadın. Yoo Jung'un ayağı buzdan ötürü kaydı ve düştü. Bizim yaptığımız en büyük hata gerçekleri söylemeyip Yoo Jung'un düşüşünün intihar olduğunu söylediklerinde kurtulmak için sesimizi çıkarmamamızdı. Eğer çatıda olduğumuz bilinseydi başka şahit olmadığı için Yoo Jung'un düştüğünü söylesek de şüpheli biz olurduk. Bu yüzden kamera kayıtlarını sildirdim. Ama kamera kayıtlarını sildirdiğim görevli sürekli para istemeye devam ediyor. Vazgeçmiyor. Eninde sonunda yaptıklarımız bir şekilde ortaya çıkacak Yejin. Ve o zaman olayı bu kadar uzun saklamamızdan, kamera kayıtlarını sildirmemizden dolayı suçsuzken çok daha suçlu durumuna düşeceğiz. Gidelim, teslim olalım. Lütfen..."

"Sen... Sen ne dediğinin farkında mısın Yoongi? A-annem yeni çıkmışken hapisten bir de ben mi gireyim? Ya-yapamam ben. Olmaz Yoongi. Olmaz. Ben... Bunu yapamam."

"Yapmalısın Yejin. Yapmalıyız."

"Sana yapamam dedim! Hayatımı bu saatten sonra mahvedemem!"

"Sadece kendini düşünüyorsun Yejin! Sadece kendini! O kadar bencilsin ki!"

Sustu. Sinirlerine hâkim olmaya çalıştı. Beceremeyip Yejin'in üzerine eğildi ve sesini kısarak fısıltı şeklinde bağırmaya devam etti.

"Yoo Jung benim her saniyemde yanımda ve aklımdayken senin aklına kaç defa düştü acaba?! Bana bu azap nefes almayı unutturmuşken sen kaç gün üzgün kaldın acaba?! İnanamıyorum sana Yejin. Gerçekten inanamıyorum. Benim tanıdığım Yejin değilsin sen. Ne yaparsan yap! Umurumda değil. Ben gidiyorum!"

Ayağa kalktı ve öfkeli bir şekilde kafeden çıktı.

Yejin de hiç acı çekmiyor değildi. Her gece başını yastığa koyduğunda biniyordu üzerine tonlarca yük. Düşünceleri sabaha kadar uyutmuyordu. Sabah sevdiklerinin yüzüne gülse dahi yalnız kaldığı zaman içi kan ağlıyordu.

Gözyaşlarının süzülüşüne mâni olamadı. Yanaklarından yol alıp üzeri cam olan masaya damla damla düşen gözyaşlarına baktı.

Ağzından bir hıçkırık kaçırdı ve kendisini tutamayarak ağlamaya devam etti. En yakın arkadaşı Yoo Jung'a bunu yapabildiği için kendisinden nefret etti.

Acıyan ve sıkışıyormuş gibi hissettiği kalbinin üzerine elini attı. Nefes almaya çalıştı.

Yoongi haklıydı. Bu vicdan azabını biraz daha azaltabilmenin yolu cezalarını çekmekten geçiyordu. Hem böylelikle içi kan ağlarken çevresindekilere gülmek zorunda kalmaz, onlara hâlini belli ettirmemek için türlü çeşit hâllere girmezdi.

Herkes her şeyi bilirdi ve kendisi de ne hissediyorsa onu yaşardı.

Kararını verdi.

Teslim olacaktı.

O da kalktı ve gözyaşlarını elinin tersiyle silip akan burnunu çekti.

Kafeden çıktı. Sokakta ilerlemeye başladı.

Bu esnada cep telefonunun çalmasıyla sırtındaki çantaya uzandı ve çantanın içinden telefonunu aldı.

Taehyung arıyordu.

Oldukça şaşırdı. 1 sene sonra ilk defa arıyordu çünkü.

Zaten merak ediyordu. Fazla bekletmeden hemen çağrıyı yanıtladı. Ancak kendisi henüz 'Alo' bile diyemeden Taehyung hızla araya girip konuştu.

"Konuşmamız gerek. Hemen buluşmalıyız. Seni bir zamanlar Yoo Jung ile beraber ağırladığım apartman terasında bekliyorum."

Yine Yejin tek kelime edemeden telefon kapandı. Genç kız neye uğradığını şaşırdı.

"Bugün de herkes benimle buluşmak isteyip emrivaki yapıyor," diye söylendi. Sonra düşündü.

Taehyung kendisini böyle çağırmazdı. Belki... Bir şeyleri sezmiş dahi olabilirdi.

Olsun, her ne olursa olsun kimseden korkmayacaktı. Eğer Taehyung kendisinin Yoo Jung düşmeden önce yanında olduğunu öğrenmişse dahi ne tepki verirse versin, hatta ne ceza vermek isterse istesin kabul edecekti.

Yejin'in de dayanacak gücü kalmamıştı.

🌸

Yoo Jung'un düşüşünden yaklaşık 1 yıl sonra, Taehyung'un ısrarları sonucunda hâlâ kapanmayan son onayları alabilmek için polisler ellerindeki belgeyi Bayan Kim Yo Rum'a imzalatmaya gelmişlerdi.

Yoo Jung'un 1 senedir komada olduğu odanın önündeydiler.

Taehyung sinir krizi geçiriyordu. Onu orada bulunan genç stajyer doktorlar zor zaptediyordu.

Tüm hastane ayağa kalkmıştı.

"Yoo Jung intihar etmedi! Çatıya beraber çıkacaktık! Manzara izleyecektik! Daha yarım saat öncesinde gülüyorduk, konuşuyorduk! Yeni dava onun için çok önemliydi! Adaleti sağlamadan da kesinlikle böyle bir şeye girişmezdi! Hem o... O ne yaşarsa yaşasın kesinlikle intihar etmeyi düşünecek bir kız değil! Buna beni inandıramazsınız! Bunu onaylamıyorum! Anneee! Anne sen de biliyorsun, Yoo Jung yapmaz! İntihar olduğunu kabul etme! Yoo Jung-"

Bir anda sustu.

Aklına 1 yıl sonra gelebilen düşünceyle donup kaldı.

Zaten sinir krizi geçiriyordu. O an sakin kalamayarak ters bir hamle yaptı ve doktorların arasından çıkarak polislere doğru değil, tam tersi yöne doğru gitmeye başladı.

Annesi arkasından bağırsa da o anki hırsına yenik düşerek koşmaya başladı.

Hastaneden çıktı. Bir müddet kapının önünde durup sırtını duvara yasladı.

Kuruyan dudaklarını yaladı. Ağzına gelen tuzlu tadı umursamadı. Ellerinin tersiyle gözyaşlarını sildi. Burnunu çekti.

Bunu neden 1 sene sonra hatırladığını bilmiyordu. Şoktan mıydı? Emin değildi.

Ama şu an, Yoo Jung'un düştüğü gece kendisi karşı taraftaki asansöre binecekken duyduğu sesi hatırlıyordu.

Yejin'in sesiydi. Zaten konuşmasında da Jungkook kelimesi geçiyordu.

~Merak etme Jungkook. Biraz hava almaya çıktım. Hemen geleceğim.~

Evet, aynen böyleydi.

Hatırlıyordu!

Üzerinde bir zamanlar Yoo Jung'un çok beğendiği için çöktüğü sade, siyah kapüşonlu hırkası vardı.

Kollarını havaya kaldırarak o hırkaya baktı. 1 yıldır bir gram olsun dinmeyen acısını biraz olsun dindirebilmek için ellerini yumruk yaptı.

Havadaki kollarını indirerek koşar adımlarla ilerlemeye başladı.

Cebinden cep telefonunu çıkardı. Yejin'i aradı. Çağrıya cevap verilir verilmez Yejin tek kelime etmeden Taehyung, "Konuşmamız gerek. Hemen buluşmalıyız. Seni bir zamanlar Yoo Jung ile beraber ağırladığım apartman terasında bekliyorum," dedi ve cevap dahi gelmeden çağrıyı sonlandırdı.

🌸

Yejin terasta, açık havada Taehyung'u beklemeye başladı. Gözleri terastaki ayaklı, düz tahtayı buldu.

Orada Taehyung, Yoo Jung ve kendisinin kutlama yaparken bağdaş kurup oturuşlarını, o tahtanın üzerini abur cuburla doldurduklarını, aldıklarını yerken attıkları kahkahaları gözünün önünde canlandırdı.

Tebessüm etti.

Bu apartmandaki çatı katı dairesi eskiden Taehyung'a aitti ve arada kafa dinleyebilmek ya da sınavlarına hazırlanabilmek için buraya geliyordu.

Yejin ve Jungkook'un sevgili oluşları şerefine güzel bir yaz akşamı bu terasta kutlama yapmışlardı.

Sonunda Taehyung göründü.

Kapıyı açarak terasa geldi.

Yejin arkasına döndü. Taehyung'un yanına gelmesini bekledi.

Taehyung, tam karşısında durdu. Yejin hemen sordu.

"Geldim. Benimle ne konuşmak istiyorsun?"

"Kaza gecesini."

"Ne?"

"Kaza gecesi. Hastanedeydin değil mi?"

Biliyordu işte.

Yejin Taehyung'un ses tonu ve hareketlerinden dolayı biraz da ürkerek gözlerini yumdu.

"Ben... Ben..." diye kekelemeye ve düşünmeye başladı. Buraya gelirken ne olursa olsun her şeyi anlatacağım, her şeye katlanacağım düşüncesi ile gelmişti ama Taehyung'un bu bakışları onu korkutuyordu. Ses tonu onu şüpheye düşüyordu.

Ama yine de artık kaçmak istemedi. Bir anlık gelen cesaretiyle, "E-evet oradaydım," diye itiraf etti. Sözlerinin devamını getirmesi kolay oldu.

"Evet oradaydım Taehyung. Sadece Yoo Jung ile konuşmak istedim. Konuşuyorduk. O gitmek istedi. Ben de onu kolundan tutup yeniden önüme çektim. Ama o esnada ayağı buzda kaydı ve her şey bir anda oldu. Onu tutmak istedim, beceremedim. Ben... Ben kasten hiçbir şey yapmadım. Sana yemin ederim yapmadım."

Ağlamaya başlamıştı yeniden.

Taehyung duyduklarıyla daha da sinirlendi. Yejin'in üzerine gele gele içindekileri kustu.

"Madem öyle oldu, neden gidip anlatmadın polise? İntihar dedikleri zaman neden itiraz etmedin? Neden sustun?!"

Yejin de korkusundan ağır ağır, geri geri gitmeye başladı.

"Ko-korktum Taehyung. Hiçbir şey yapmadım ama şahidim yoktu. Suçsuz olduğum hâlde yine suçlu damgası yiyecektim."

"Korktun mu? Annen gibi mi yani? Biliyor musun? Benziyorsunuz birbirinize. Hem de çok."

"Ben çok pişmanım Taehyung. Gerçekten çok pişmanım. Böyle olmasını istemedim."

"Kes sesini! Seni buraya neden çağırdığımı tahmin edebiliyorsun değil mi?"

Yejin anladı tabii ki. İyice korkarak yalvarmaya başladı.

"Ya-yapma. Yapma lütfen."

Tae durmadı. Aslında tek amacı onu oldukça korkutmaktı. Ama o da hesap edemedi.

Neyi mi?

Yoo Jung'un donan su birikintisine basıp kayışı gibi, Yejin'in de öyle yapacağını.

Daha kendisi ne olduğunu amlayamadan, geriye doğru düşen Yejin'i tutmaya çalışacakken genç kızın aniden ellerinin arasından kayacağını bilemedi.

Yejin büyük bir korkuyla terastan aşağı düştü. Yoo Jung'un düşerken hissettiği aynı hisleri yaşadı.

Tıpkı Yoo Jung gibi düştü.

Tıpkı Yoo Jung gibi acı çekmeye başladı.

Yoo Jung ne hissettiyse, bir bir eksiksiz hepsini hissederek yaşadı.

O an oraya Yejin'in çığlığı üzerine gelen Yoo Jung'un ruhu yerde kanlar içerisinde yatan kızın bir zamanlar kendisini o hâle getirdiğini bilmiyordu.

Başını kaldırıp baktı. Teras katında siyah kapüşonlu biri vardı. Aşağı, yerdeki kıza baktı ve bir anda ortadan kayboldu.

Yoo Jung'un ruhu peşinden gitmek istese dahi yerde kanlar içerisinde uzanan genç kızı bırakamadı.

Tae ise o anki panik, endişe ve şokla ne yapacağını bilemeyerek koşmaya başladı. Apartmanın arka tarafından çıktı. Nereye gideceğini bilmeden koşuyordu.

Issız sokaktaki sokak merdivenlerinden de hızla inmeye başladı.

Bir anda ayağı takıldı.

Merdivenlerden aşağı yuvarlanmaya başladı. En son başını oldukça sert bir şekilde, merdivenin sivri kısmına vurdu.

Yarılan başı ve döktüğü kanıyla o gece oracıkta can verdi.

...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Yani Tae olacağını asla düşünmemiştim ama bence Yejin haklı. Ya da beynim Yoongi ile Yoo Jung’ın barışmasını istediği için öyle hissediyorum bilmiyorum ayrıca gözümden yaş geliyorrrr ühüüü

    3Yanıt
  • Ah hayır gerçekten bu olayın böyle olduğu aklımın ucundan bile geçmedi şaka gibiii

    1Yanıt