İçeriğe geç

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Tek Yürek // Fanfiction

Bölüm 2

2🌸Ben Değildim!

Başımda dehşet bir acı vardı.

Bu acı, bu dayanılmaz ağrı da neyin nesiydi böyle?

Gözlerimi açtığımda karşımda, gözlerime endişeyle bakan meraklı insanlar gördüm. Üzerime eğilmiş, doğrudan gözlerime bakıyorlardı.

Beni görebiliyorlar mıydı yani?

Hiç yorgun hissetmediğim bedenim şu an çok yorgundu. Hissedebiliyordum hâlâ! Neler oluyordu?

Karşımdakilerin hepsi de yabancıydı. Hiçbirini tanımıyordum. Bir şeyler söylüyor, telaşla bağırıyorlardı ama ben onları kulaklarımdaki çınlama yüzünden çok net duyamıyordum.

"Yejin! Yejin, iyi misin?!"

Yüzümü eliyle avuçlayan bu yabancı çocuğun elini hissedebildiğim için irkilsem ve bundan dolayı heyecanlansam da, kim olduğunu bilmediğim için içimdeki korkuya engel olamadım.

Ağlamaktan gözleri şişmişti.

Ama şimdi daha çok mutluluktan ağlamaya devam ediyor gibiydi.

"Açtın sonunda güzel gözlerini Yejin. Biliyordum güzelim. Uyanacağını biliyordum."

Yejin mi? O da kim? Benim adım Yoo Jung. Kim Yoo Jung!

Çok geçmeden bir kadının ağlayışı doldurdu odayı. Başımı kaldıracak ya da çevirecek gücüm yoktu ancak onlar da üzerime doğru eğilince yüzlerini görebildim.

Onlar da yabancıydı.

Kadın ellerini bana dokunmaktan korkarcasına, sanki dokunursa incinirmişimcesine saçlarıma attı. Ağzından bir hıçkırık çıktı. Konuşmak istedi ancak konuşamadı. Sadece saçlarımı okşayıp gözlerime şefkatle baktı.

"Canım kızım benim... Güzel kızım... Ne oldu sana böyle anneciğim? Kim yaptı sana bunu?"

"Anne. Anne, dur. Daha yeni açtı gözlerini."

Yanında gelen çocuk kadına bu sözleri söylediğinde gözlerim bu sefer de onu buldu. Kadın onun annesi olmalıydı. İyi ama kadın bana neden kızım diyordu?

Konuşmak için kendimi zorladım. Birkaç kere üst üste yutkunup boğazımdaki kuruluğu gidermeye çalıştıktan sonra güçsüz bir şekilde:

"Siz... Si-siz kim-kimsiniz?" diye sorabildim ama bu ses benim sesim değildi!

Benim çıkarmış olduğum bu ses bana ait değildi!

İçinde bulunduğum durumdan daha çok korkmaya başladım. Ben bundan dolayı gözlerimi irileştirmişken çevremdeki insanlar da sorduğum sorudan dolayı olmalı, oldukça şaşkın bir şekilde bana karşı olan bakışlarını sürdürdüler.

Kadın saçımdaki elini çekti ve kendisini göstererek:

"Yejin'im... Benim, annen. Beni hatırlamıyor musun?" diye sordu.

Yüzüne yabancı bir şekilde bakmaya devam edince kadının eli ayağına dolandı ve bir anda içeride bulunan kişileri tek tek göstererek kim olduklarını söyledi.

"Bak, ikizin Jimin. Sevgilin Jungkook. Arkadaşların Hoseok ve Jin."

Tekrar gözlerime umutla baktı ama tanımıyordum işte! Tanımıyordum!

Kadının umutla bakan gözlerine çöken hüzün kırıntılarının giderek çoğaldığını gördüm. Bir anda ağlayışı şiddetlendi. Eliyle ağzını kapatarak kendisini yan tarafımdaki koltuğa attı.

Az önce ikizim olarak bana tanıttığı kişi önünde diz çöktü ve ağlamamaya çalışarak dolan ve bir o kadar da kızaran gözleriyle annesini teselli etmeye çalıştı.

"Anne, sakin ol. Doktor söylemişti zaten. Başından aldığı darbeyle büyük bir travma geçirdiğini söylemişti. Hem 1 ay boyunca da uyanmadı. Sakin ol lütfen."

1 ay boyunca uyanmadı mı? Gerçekten neler oluyordu böyle? Ağlamak istiyordum.

Sağ elimin üzerinde hissettiğim elle bir anda irkilerek sağ tarafıma döndüm. Sevgilim olarak tanıttıkları kişi de ağlamaya devam ediyordu.

Korkarak ona da yabancı gözlerle baktım ve elimi elinden çekmek istedim. Bu oldukça zordu. Bedenim çok güçsüz düşmüştü. Kolumu kaldıracak hâlim yoktu.

"Lütfen, lü-lütfen çek elini, " diyerek sesimdeki korkuyu da belli ettim ve ona âdeta bakışlarımla yalvardım.

Gözlerimden birkaç damlanın da süzüldüğünü hissettim.

Elimi tutan kişi, ismi Jungkook'tu sanırım, daha bir dehşetle baktı ve korktuğumu anlayınca yavaş yavaş elini elimden çekti.

Onları korkutmak ya da incitmek istemezdim ama böyle bir durumda benim de elimden gelen başka bir şey yoktu. Korkuyordum işte. Deli gibi korkuyordum.

Bir anda aklıma gelen şeyle aydınlanıp:

"Ayna," diye seslendim.

Herkes dönüp bana baktı. Ne demeye çalıştığımı anlamamış gibilerdi. En sonunda ismini Hoseok olarak hatırladığım kişi gözlerini kısarak bana baktı.

"Ayna mı? Ayna mı istiyorsun Yejin?"

Ona başımı sallayabildiğim oranda salladım. Hâlâ çok fazla canım yanıyordu.

Hoseok çevresine bakındı bir müddet. Bulamamış olacak ki, "Ben bir hemşirelere sorayım," deyip odadan çıkmak için ilerledi lâkin koltukta oturan kadın seslenerek onu durdurdu.

"Bekle Hoseok. Çantamda olması lâzım."

Annesi bunu söyler söylemez önünde diz çöken oğlu Jimin hızla ayağa kalktı. İçeride bulunan bir diğer uzun koltuğun üzerindeki çantayı alarak annesine verdi.

Kadın çantasını açarak içini karıştırmaya başladı. Eli ayağına dolanmış gibiydi zaten. Aradığını bulamayınca daha bir paniklemiş ve çantada ne var ne yoksa ters çevirerek kucağına boşaltıvermişti.

Sonunda aradığını buldu ve kucağındakileri oturduğu tekli koltuğa boşaltarak ayağa kalktı. Hemen yanıma geldi.

Elindeki küçük, makyaj aynasının kapağını açarak nazikçe elimi tuttu. Tuttuğu elimin avuç içini çevirdi ve aynayı oraya bırakarak parmaklarımı kapattı.

Parmaklarım aynayı onun sayesinde kavradı. Ben ağır ağır aynayla beraber elimi kaldırmaya çalışırken kadın konuşmaya başladı.

"Merak etme Yejin. Yüzündeki birçok yara kapandı, yok oldu. Kalanlar ufak tefek. Onlar da geçecek güzelim."

Bu yüzden istediğimi sanmışlardı sanırım ama sebebi bu değildi. Ben Yoo Jung olduğum hâlde bana Yejin demelerinde ısrar etmeleri ve hiç de yabancıymışım gibi davranmamalarıydı.

Tek bir şeyden şüphelendim. Her ne kadar imkânsız olsa da.

Korkarak aynayı kaldırdım ve yüzüme tuttum.

İşte o an aynada gördüğüm yabancı yüzle ufak bir çığlık atarak aynayı elimden düşürdüm.

Ellerim titriyordu. Ne tepki vereceğimi bilemiyordum. Donup kalmıştım.

Kadın daha da endişelendi. Elleriyle yüzümü avuçlayarak, "Yejin! Yejin iyi misin? Kendine gel bir tanem. Ne olur kendine gel!" diye bağırmaya başladı.

"Nerede kaldı bu lanet olası doktor?!"

Jimin'in bağırışı üzerine ismini hatırlamadığım bir diğer kişi, "Ben bakıyorum hemen," dedi ve hızla odadan çıktı.

Ben...

Benim asıl şaşırdığım şey aynadaki yüzün benim yüzüm olmayışıydı!

Bu ben değildim!

Ve daha da garibi...

Bu gördüğüm kişi o gece düşen genç kızdı! Yerde kanlar içerisinde olan genç kız!

Neler oluyor? Ben nasıl bu hâle gelebildim?!

...

Bölüm sonu

3 yorum