İçeriğe geç

Tek Yumruk

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Tek Yumruk

Bölüm 13

13.bölüm/Yakınlaşma

Yeni bölüm ile merhabaaa

Arkadaşlar öncelikle bir açıklama yapmak istiyorum

Eğer bölüm adlarının çok alakasız vb. gittiğini düşünüyorsanız söyleyim ben bölümün içeriği ne ise ona göre bölüm adı belirliyorum.atıyorum bölüm de kavgalara yer verildiyse o bölümün adını ‘kavga’ koyuyorum.yani bunu bilerek okuyun.

Beğenmeyi unutmayıın

İyi okumalar💜

____________________________________________

Bir söz insanı nasıl bu kadar mutlu edebilir ki? Düşünsenize küçükken bile sana ‘sen bir daha gülme ya’ ya da ‘çok çirkin gülüyorsun ya' gibi şeyler söylüyorlar.

Ama biri gelmiş sana “gülmek sana çok yakışıyor” diyor.

Mutlu olmaz mısın? Ben olurum. Çünkü arkadaşlarım bana böyle şeyler söylemezlerdi ama Barış yaptı.Bana,gülmek sana çok yakışıyor dedi.

Bir süre hâlâ gülerek öyle kaldım.Sonra çocuğun karşısında bir mal gibi,yüzümde sırıtışla kaldığımı hatırlayarak kendime geldim.

“Teşekkür ederim” hâlâ sırıtarak bakıyordum.tabi o da bana.

“Hadi artık gidelim yeter bu kadar eğlence”Sinan'ın gülerek konuşması ile ona döndüm.

“Peki”

Tekrar ilerlemeye başladık.O sırada telefon sesi yükseldi.Kimin olduğuna baktığımda Sinan'ın olduğunu gördüm.o telefonu açıp konuşurken ben de Barış ile birbirimizi sağa sola ite ite devam ettik.bir yandan da gülüyorduk.En sonda ben yeri boylarken Barış tepemde kahkaha atıyordu.ben de onunla beraber kendi halime gülerken Sinan telefonu kapatıp,yanımıza geldi.

Bu halimize ‘siz insan mısınız?’ bakışı atıp bana elini uzattı.elini tutarak kalktığımda Barış'ın sırıtarak beni izlediğini gördüm.

Ben de ona karşılık verdiğimde tekrar ilerlemeye devam ettik.

Bir süre sonra Sinan kursa gitmiş,Barışla ben de Mert'in evine gitmeye başlamıştk.

Burak yarı yolda bizi arayarak “Arkadaşlar Mert'i kaybettik.sanırım g*tüne fazla gol yedi çabuk gelin” demişti.Şu an Mert'in evine doğru gidiyorduk.

***

Eve gelmiştik.Barış zile basarken beklemeye başladık.Kapıyı açan; 30'lu yaşlarında gösteren,sarışın,yaşına göre ideal kiloda tatlı bir kadın'dı.Bu Mert'in annesiydi.

Kadın gülerek geçmemiz için kenara çekildi “Hoş geldiniz çocuklar” ses tonu çok hoştu.sanırım kadını yeterince övmüştüm ama Acun Ilıcalı 'nın bir lafı vardır ‘hoy maşallah’ yani kadın öyle biri çok tatlı,anam ben bunu yerim.

İlk Barış girdi “Hoşbulduk Zehra abla” adını da öğrendiğime göre sıkıntı yok.Zehra abla bana gülerek baktı.“Sen de İdil olmalısın? Burak bana ‘5.bir arkadaşımız var’ demişti” elini bana uzattı “Zehra ben.bana Zehra abla diyebilirsin” Sıcak yaklaşımı ile ben de uzattığı eli tuttum.

“Tanıştığımıza memnun oldum Zehra abla” kadın elini uzatarak içeri geçmemi isteyince ben de ayakkabılarımı çıkarıp içeri geçtim.

Evleri çok güzeldi.“Burak ile Mert içerdeler(odayı kast ediyor) siz de geçin.ben de size atıştırmalık birşeyler hazırlayım” bunu demesi ile mutfağa doğru ilerledi.

Barış arkasından ne kadar “Zahmet etme Zehra abla” dese de Zehra abla “itiraz istemiyorum” diyerek terliği Barış'a doğru sallamıştı.Biz de Burak ve Mert'in yanına gittik.hâlâ pes oynuyorlardı.

Burak kafasını kaldırıp bize baktığında yalvarır ses tonuyla konuştu “Lan Barış ikidir topu g*tüme sokuyor.yardım et lan bana!”

Barış gülerek Burak'ın yanına gidip elindeki oyun konsolunu aldı.ben de koltuğa oturarak onları izledim.normalde olsa yere otururum,yer daha rahat ama saygısız bir insan değilim.

(Arkadaşlar pes hakkında hiç bir bilgim yok int den bildiğim kadarıyla)

Barış oyuna dahil olduğundan beri Burak zafer çığlıkları atıyor,Mert'e dakka başı laf sokuyordu.

Onların yanına gittim.Barış ile Mert rekabet halindeyken Burak bana bakıp “oynamak ister misin?” diye sordu.

“Bilmiyorum ki” dediğimde Barış elindeki oyun konsolunu bıraktı.Sanırım oyun bitmişti.

Barış bana bakıp;“Sana öğretmemi ister misin?” diye sordu.aslında kolay gibi görünüyordu denemekten zarar gelmez di

“Olur” Barış ile Mert'in ortasında puf'un üzerinde oturan Burak kalkıp beni oraya oturttu.

“Hadi lan göster gücünü” Burak'a gülerken, Barış puf'u biraz yanına çekti.Ben mal gibi Barış'a bakarken Barış sırıtarak bana bakıyordu.

Fazla yakındık.ama o bunu umursamıyordu.

Oyun konsolunu alarak anlatmaya başladı.

(Bu kısmı bilmediğim için geçiyorum)

“Anladın mı?” Barış'ın konuşması ile ona baktım.valla pür dikkat onu dinlemiştim.anlamadıysam arap olayım.

“Evet” Mert ile Burak,Zehra ablanın getirdiği kurabiyeleri gömerek bizi izliyorlardı o yüzden bir oyun konsolu boştaydı.Barış boşta olan oyun konsolunu kendisine alıp kendi konsolunu bana verdi.

“Hadi o zaman”

Oyunu başlattı.o sırada Burak konuştu “Aha beklediğim an.umarım izlediğim dizilerdeki gibi sonunda öpüşürsünüz” bunu demesi ile şaşkınca ona baktık.öpüşmek mi?

Biz hâlâ Burak'a şaşkınca bakarken Burak ellerini kaldırıp “Şakaydı lan hemen alınmayın” dedi. Bu çocuk bir gün beni kalpten götürecek.aha buraya yazıyorum.

Biz tekrar oyuna döndük.tabi onlarda hâlâ kurabiye gömüyordu.

Ben mi iyi oynuyorum yoksa Barış mı bilerek kötü oynuyor bilmiyorum ama skora baktığımda Barış'ı 4-2 yeniyordum.

*

Oyun çok şükür bittiğinde konsolu masaya koydum ve Barış'a baktım.O da konsolu bıraktığın da gülerek bana baktı “İyi oynadın”

“Bilerek yaptın değil mi?” diye sorduğumda başını aşağı yukarı sallayarak onayladı.başka bir soru daha yönelttim.“Neden böyle birşey yaptın?”

Burak ve Mert'in kurabiyelerin den iki tane alarak birini bana verdi.ben kurabiyeyi yerken o konuştu; “kazanmanı istedim”

Ben de gülerek cevap verdim “İlk defa oynuyorum.eğlenceliymiş” o da gülerek karşılık verdiğinde yanımıza Burak geldi.

“Evvet çifte kumrular.çok heyecanlı bir oyundu ama öpüşmediniz” Ben,Burak'a öldürücü bakışlarımı atarken Burak geri çekildi “tamam kız ne öldürecek gibi bakıyon?” Burak oda dan çıkarken,ben ile Barış oda da tek kaldık.Mert zaten yoktu,Burak onu zorla markete yollamıştı.

Barış'a baktığımda dudaklarının yukarı doğru kıvrıldığını gördüm.

“N'oldu niye sırıtıyon?” sorduğum soru ile bana baktı.“Hiiç aklıma bişey geldi”

“Ne geldi?” kafasını iki yana sallayarak “söylemem”dedi.

Evet.maalesef meraklı bir insanım “Hadi söyle” cık ladı “inat etme söylemem” inat etme diyorda bu çocuk ben den de inatçı.

“Tamam o zaman ne halin varsa gör” Tam kalkıp gidecekken hızlıca kolumdan tutup beni kendine çevirdi.Kendine çevirmesiyle yeri boyladık.

İkimizde gülerken yüzümüzün birbirine ne kadar yakın olduğunu gördük.

Biz üst üste yerdeyken birden kapı açıldı. yüzümü bir türlü Barış dan alamıyordum.ama gelen kişiyi sesinden tanıdım.

“LAN ÖPÜŞÜYORLARDI LAN!” kafamı çevirip kapıya baktığımda Mert şaşkınca elinde poşetlerle,Burak da yerinde sevinçle tepinerek bize bakıyorlardı.

Çok yanlış zamanda geldiniz çocuklar.

____________________________________________

Hellloooooo

Bölüm nasıldı?

Olm bu Barışda az değil he

Bu arada yeni bir kurgu daha yazabilirim ama kurgu hakkında ufacık fikrim yok nasıl olcağından ya da adının ne olacağından jdkfksckksmck

Bir sonraki bölümde görüşürüüz

Bölüm sonu

12 yorum