İçeriğe geç

TEK TATİL İKİ AŞK

Bölüm 5 · 4 dk okuma

TEK TATİL İKİ AŞK

Bölüm 5

Nasıl biri?

1 saat 18 dakikanın sonunda "Ege senin evin nerde Allah aşkına yaa," diye sitem etmiştim. Egenin bu sitemime karşı gülümsemesiyle yanağında küçük bir çukur oluştu. Böyle sert bir adımın tatlı bir gamzesi mi vardı? Gerçi bu sert adam böcekten de korkuyordu. Olabilir tabii. "Acıktın mı?" Egenin bu sorusuyla gülümseyip "yok. Sadece çok susadım bir benzinlikte duralım," güldüğünü işittim tekrardan."bir şey itiraf etmem gerekiyor. Ben yolu karıştırdım ve yol o yüzden bu kadar uzadı yani kavşak görene kadar tam yol ileri gideceğiz. Maalesef ki bu yolda benzinlik yok yani kavşaktan döndükten hemen sonra bir benzinlik var." Gülümseyip başımı aşağı yukarı sallamakla yetindim. "Telefonum nerede?" dedim dan diye. Bana dönüp 4 saniye baktıktan sonra arabayı sağa çekti. Yüzüne her nasıl bakıyorsam gülüp arabadan indi. Ben ne yapacağını beklerken bagajın kapısı açıldı ve 2 saniye sonra tekrar kapandı. Hızla arabaya tekrar döndüğünde elinde telefonumun da olduğu çantam duruyordu. Çantamı bana verdiğinde gülümseyip aldım. Hemen çantamdan Telefonumu alıp şarjına baktım %82 kalmıştı. Bu bana 2 gün yeterdi. Başımı teşekkür ederim anlamında salladığım sırada o arabayı çalıştırdı. Telefonum sezzizdeydi. Kilit ekranında olan Bade ve ben bir şelalenin önünde sarılmış gülümsüyorduk. Şifreyi girip gelen bildirimlere baktım. WhatsApp'tan +99 cevapsız sesli arama vardı. Bunların sadece 7 tanesi Badaye aitti. Gerisi ise bir kaç arkadaşımdı. Muhtemelen merak etmiş olmalıydılar. Bade;

Abla? Abla ne olsun istiyorsun? Nerdesinn? Ayazım heryerde seni arıyor! Yoruldum! Senden nefret ediyorum abla! Pardon Ayçer Masal!

Bade kafayı yemiş olmalıydı! Bade, hem 7 defa aramıştı hemde 7 tane mesaj atmıştı. Bade dışında mesaj atanda yoktu zaten. Badenin beni merak ettiğini düşünmüştüm. Ama o sevdiğini sandığı ama aslında sevmediği acımasızın teki olan Ayaz beyefendi için aramış ve mesaj atmıştı. Beni sadece 1 kere merak etmişti... O da beni bıçakladığı gün. Aslında o gün de katil oldum diye ağlıyordu. Sanırım ondan şikayetçi olmamam onu fazlasıyla şımartmıştı. Ben sadece onu düşünüyordum. Bundan sonra kendimden başkasını düşünmeyecektim. Ben bana yeterim sonuçta.

Çocuklar ne olacak Ayçer?

Hah birde o masum çocuklarım vardı... Hatırlattığın için teşekkür ederim iç ses. Ben nasıl olurda onları unuturdum? Çok kötü bir anneyim.

Hayır! Sen dünyanın en iyi annesisin Ayçer.

Öyle mi dersin iç ses? Ama bir kaç dakika bencillik yapmaya karar verdiğim için çocuklarımı unuttum... Derin bir nefes alıp elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim."Neden ağlıyorsun?" diye şefkat dolu bir ses duydum.

O ses Ege Ayçerr.

Acaba beni gerçekten umursuyormuydu?? "Hı?" diye bir ses çıktı boğazımdan. Uzun zamandır-dakikalardır- konuşmadığım için sesim Pütür Pütürdü."Ya şey, yok ağlamıyorum. Iııı o şeyden dolayı şey oldu." diye saçma sapan bir cümle kurduğumda güldüğünü işittim.

Şey nedir be gülüm?

Şey, şeydir işte."Hımm. Şey mi olmuş?" şefkatle dolu olan sesi çok güzeldi... Kafamı aşağı yukarı hıhım anlamında salladım. Fakat daha sonra Egenin gözlerinin yolda olduğuğunu fark edince "hıhım," dedim. Minnoş minnoş gülümsediğinde yanağındaki o çukura dokunmak istemiştim.

Pardon. Ne istemiştin Ayçer???

Hiç bir şey istememiştim canım. Aaa ben niye öyle şeyler isteyeyim ki? Hayat müşterektir sonuçta.

Öyle şeyler mi? Ah, ben çok mu fesat oldum Ayçer?!

Olmuşsun demek iç ses. Kendi kendime güldüğümde Ege meraklanmış olmalıydı. Çünkü 4 saniye boyunca yüzüme bakıp başını tekrar çevirdi. Muhtemelen biraz önce ağlayan benin şimdi neye güldüğünü çok merak ediyordu. Yani ben olsam merak ederdim. "Neye güldün?" diye duyduğum sesle Egeye döndüm. Ay evet, cidden meraklanmıştı. "İç sesim fesat olmuşta," deyip gülmeye devam ettim. Hatta kahkaha attım. Ege ise uzaylı görmüş gibi suratıma bakıyordu. "Yola baksana kaza yapçan ha," bakışları yola döndüğünde "çok garip birisin," demişti. Fakat ben bir cevap vermemiştim. Sahi niye bir cevap vermemiştim?

Hâlâ güldüğün için olabilir mi, aptal kız?

Aptal senin anan- Of iç ses aaa sensin aptal canım. Of neyse.

Başımı cama yaslayıp çocuklarımı düşünmeye başladım.

...

"Ayçer" diye bir erkek sesi duydum.

Bu ses Egenin sesi, Ayçer.

"Hı?" diye bir ses çıktı boğazımdan. "Uyanman lazım" niye uyanmam lazımdı? "Hı-ı" diye sitemde bulundum, uyku sersemliğiyle. "Geldik ama, hadi güzelim" nereye gelmiştik?

Eve, Ayçer. Unuttun mu, onun arabasındasın.

Ay, evet. "Tamam yaa, 4 dakika daha" tek sayıları sevmediğim için kullanmıyordum da. "4 mü? 5 dakika değil miydi o?"

Of off.. Beni anlayacak kimse mi yoktu be?

Ayçer susar mısın?

Peki iç ses, pekii.

"Boşversene sen," başını tamam anlamında salladı. "Hadi geldik, bak şu köşeyi dönücez ve varmış olucaz hedefe." Konuşması çok tatlıydı.

Özellikle sesi..

Ah ne diyorum ben?

"Tamam," bi cevap vermedi. Köşeyi döndü ve araç durdu.

Çok sıkılmıştım. Sesimi çıkarmadan arabadan indim ve karşımdaki eve baktım; 2 katlı, küçük ama güzel görünüşlü bi evdi.

Yorulmuştum. Hemen uyumak istiyordum. Ayaz ve Badeden nefret ediyordum. Ama Egeden nefret etmiyordum. Neden ki?

Çünkü ona aşık oldun, Ayçer.

Hayır ondan da nefret ediyorum o zaman. Ben kimseye aşık olamazdım. Niye olamazdım? Bilmiyordum. Ama Egeden de nefret ediyordum artık.

Evet Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum. Egeden nefret ediyorum.

Sen Egeden nefret edemezsin Ayçercim.

Ederdim. Edecektim. Etmek zorundaydım.

Aslında sanki nefrete gerek yok gibi ya. Neden nefret edeyim ki? İyi biri gibi. Ama ya o evde olanlar?

Beynim yanıyordu. O nasıl biriydi? İyi mi, kötü mü?

Bana hem iyi hemde kötü davranmıştı. Ama ya beni kandırıyorsa? Belki beni tuzağa çekmek için şuan böyle iyi gibi? Kafam altüst olmuştu.

Neler yaşıyordum ben böyle?

Evimi özledim. Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

Gitmek istiyorum.

GİTMEK İSTİYORUM!

Gitmem lazım benim.

Bölüm sonu

1 yorum