Şuan uçaktaydık. Evde bir güzel kahvaltımızı yapmış , bulaşıkları yıkamış ve bavul hazırlamıştık. Saat 13:30 'da uçak kalkacaktı. Hızla bavul hazırlamaya koyulmuştuk. Sanki maratona hazırlanıyorduk. Bade' nin o tatlı telaşı beni bitiriyordu...
Uçuş süresi 3 saat 50 dakika olacaktı. Biz daha 1 saat 47. dakikasındaydık. Badeye döndüm , uçağa bindiğimizden beri uyuyordu. Keşke bende onun gibi her yerde rahatlıkla uyuyabilseydim. Şimdi Bade'm rüyalar aleminde geziniyordur...
Evet! Sonunda uçak inmişti. Badeye başımı çevirdiğimde " Ablaaa! Hadi gidelim."çocuk gibi heyecanla etrafı izliyordu. Onun bu hallerine aşıktım.
" Balım , taksi çağırdım birazdan gelir." Başını heyecanla tamam anlamında salladı. O sırada çağırdığım taksi gelmişti. Bagaja bavulları yerleştirdiğim sırada Bade arka koltuğa geçmişti. Bende bagajı kapatıp , Bade'nin yanına geçtim. Taksi şoförüne gideceğimiz oteli söyledikten sonra camdan dışarıyı seyretmeye başladım.
Bir süre sonra taksi durmuştu." Abla , uyan! Rezil olduk. Off."uyuduğumu Bade'nin bana seslenmesiyle anladım. "Ha?"çıktı dudaklarımdan. Taksi şoförü " Kızım 182 lira 75 kuruş ama 180 versen yeter" dedi. Ayıldığımda çantamdan 200 lira çıkarıp verdim. "Üstü kalsın amcacım."deyip taksiden indim. Bade ben ücreti öderken çoktan bavulları bagajdan çıkarmıştı. Oteli gözden geçirdim. Lüks bir otele benziyordu. Badeyle birlikte otele doğru ilerledik. Otelin girişinde 23 tane koruma vardı. Koruma olmasına değilde korumaların 23 tane olmasına şaşırmıştım. Çünkü benim saçma sapan bir takıntım vardı. Tek sayılardan nefret ederdim. Mesela biri bana 3 dakikaya oradayım , derse " Hayır istemiyorum. 3 değil 4 dakika sonra burdasın?"Diye cevap veririm. Beni düşüncelerimden ayıran girişteki korumalardan biri oldu." Hanımefendi siz ve yanınızdaki arkadaşınız bavullarınızı X-ray aletine koyarmısınız?"başımı tamam anlamında salladıktan sonra bavulları X-ray aletine koyduk. Sonrasında bavulları alıp danışmanın olduğu tarafa doğru ilerledik. Oldukça uzun bir kuyruk vardı. Kuyruğa girip beklemeye başladık.
Sonunda sıra bize gelmişti. 223 numaralı odamız 7. kattaydı. Asansörün düğmesine bastık. O sırada asansör açıldı. İçindeki insanlar indikten sonra bizle beraber iki kişi daha bindi. Ben 7. Katın düğmesine bastığımda yanımızdaki 25 , 26 yaşlarındaki adamın elide aynı numaraya gitti. Demekki aynı kattaydık. Ben düğmeye basıp geri çekildim. Bade döndüğümde asansörün aynasında fotoğraf çektiğini gördüm. Ben Badenin fotoğraf kavramına gülümserken asansör durdu. Ben 223 numaralı odamızın kapısını kartla açarken , asansördeki adamların da 221 numaralı odada olduğunu gördüm. Ne yani bu adamlarla kendi odamdaki oda mesafesi sadece 2 odamıydı? Neden bilmiyorum ama bunları hiç gözüm tutmamıştı.
Badeyle odaya girdiğimizderahat bir nefes aldım. Sonunda dinlenebilecektim. Bavulları bir kenarı bırakıp duş almak için banyoya girdim. Banyo; küçük ama tatlıydı. Banyodan çıkıp , bavulumu açtım. Çilekli duş jelimi ve pembe diz üstü bornozumu alıp banyoya tekrar girdim.
Duş aldıktan sonra banyoyu temizleyip , banyodan çıktım. Bade , kapıda biriyle konuşuyordu. " Bade, balım kiminle konuşuyorsun?"derken kapının önüne gelmiştim. Bu asansördeki 25,26 yaşlarındaki adamın yanında olan diğer 23,24 yaşlarındaki adamdı. Beni baştan aşağı sürdü. "Hanımefendi, merhaba. Ben Ayaz. Otelin sahibiyim. Otele hoş geldiniz. Size ve Bade hanıma hoş geldin demek için burdayım."derken elini de uzatmıştı. Uzattığı elini tutmayıp " Otele gelen her müşteriye de hoş geldin mi diyorsunuz yani?"Diye sordum tekdüze bir sesle. Bu soğukluğum uzattığı elini geri indirmesine neden olmuştu. "Her neyse! Bade , tatlım hadi gir içeriye."dedim emir dolu sesimle. Bade" Iıı şey... Tamam o zaman. Ayaz bey iyi günler." Bade'nin kapıyı kapattığını çarpma sesinden anlamıştım. İçeriye geçip bacak bacak üstüne attım. "İnanmıyorum sana Ayçer!"
Ne!
Ayçer mi?
Bade , bana nasıl?
"Bade?" çıktı dudaklarımdan. Bade, en sinir olduğum şeyi yapmıştı. Bana ismimle hitap etmişti. Ama... Ama ben ne yapmıştım ki?
"Ne Bade! Yaa sen kim oluyorsun?" İyice şoka girmiştim. Bade, neden böyle konuşuyordu? (Konuşuyordu) kelimesi yüklem olmaktan çıkacaktı. Bade bana söz vermişti. Bir daha bana adımla hitap etmeyecekti.
Dolu gözlerle yavaş yavaş ayağa kalktım. Sarsak adımlarla banyoya doğru ilerledim. Bir anda geçmiş gözlerimin önünde belirdi;
"Bade! O adam katil diyorum!" Bade 17 yaşındayken 32 yaşında koskoca bir çete liderine aşık olmuştu. Ama o adam ona göre biri değildi. Yaş farkından böyle düşünmüyordum. Değil 15 yaş 20 yaş dahi olsa aşk için canımı verirdim. Ama o adam kadınları tek gece kullanıp diğer gün öldürüyordu. Badeye de aşık falan değildi." Ayçer! Yeter katilse katil!" Bade beni asla dinlemeyecekti." Güzelim. Birtanem. Balım. Lütfen beni dinle. Sana yalvarıyorum." Bana acımasızca bakmaya devam etti. Tezgahın üzerindeki bıçağı alıp bana döndü. Gözlerimdeki çarezislik onu durduramamıştı." Sen beni kıskanıyorsun! O adam bana aşık , sana değil sen beni kıskanıyorsun!" Gözlerim şok içinde açılmıştı.O gün , o bıçağı kalbime hırsla saplamıştı...
Ben sadece onu korumak istemiştim. O geceden sonra tam 19 saat ameliyatta kkalmıştım. Ben uyanınca Bade benden tam 3 defa özür dilemişti.
"1 abla özür dilerim."
"2 abla özür dilerim."
"3 abla özür dilerim."
"Ablacım , sana söz bir daha sana asla isminle hitap etmeyeceğim."
O gün ona hiç bir cevap vermemiştim. Çünkü benim tek sayılardan nefret ettiğimi çok iyi biliyordu. Ama inadıma "3" rakamını vurguyla söylemişti…
"Abla!" Bade'nin sesiyle durdum. Ama ona dönmedim. " Abla yemin ederim öyle demek istemedim." Ona döndüm. Gözümden bir yaş geldi ama umursamadım. "Ya ne demek istedin? Sevgili kardeşim!" Artık oda ağlıyordu. "Abla..." diye bağırıp bana sımsıkı sarıldı. Ben ona karşılık vermediğimde kendini geri çekti. İşte Bade böyleydi. Hep kendini düşünürdü. Ona baktığımda bana masum gözlerle bakıyordu. Ona kıyamayıp gülümsemeye çalıştım. "Gel buraya deli kız." Bana bakıp gülümsedi. Yanıma usulca gelerekek açtığım kollarımın arasına girdi. Bakışları tıpkı bir yavru kediyi andırıyordu.
Benim kardeşim masum değildi.
Ama masum gibiydi…
Bu hayatta kime sorsan herkes ben masumum der.
Ama hiç biri de masum değildir.
Bu dünyada küçücük çocuklar bile masum görülmüyor.
Biz masumuz ama çocuklar değil.
Aslında o çocuklar kadar temiz ve masumu yok.
Masumluk, bir yaprak bir toprak gibidir.
Toprağın hiç bir suçu yoktur ama ona basılıyordur.
Yaprağın hiç bir suçu yoktur ama dalından kopartılıp ya toprağa fırlatılıyordur. Ya da o , iğrenç insan elleriyle ezilip yırtılıyordur.
Peki ya bulutlar?
Dünyada ki insanların pisliklerini temizleyebilmek için tüm gücüyle yağmur yağdırıyor.
Yağmur yağsa , insanlar yine yağmura sövüyor.
Yağmur yağmasa , insanlar yine yağmura sövüyor.
Bu hayatta insanlar kadar iğrenci ve namussuzu yok...