İçeriğe geç

TEHLİKELİ PARTİ

Bölüm 4 · 4 dk okuma

TEHLİKELİ PARTİ

Bölüm 4

VOLEYBOL GÜNLÜKLERİ

Zil çaldı. Mert ve Eren ile birlikte okulun kapısına kadar geldik. Evlerimiz çok yakındı o yüzden hep aynı yönden giderdik. Ama bu sefer aynı olmadı. Onlar sol tarafa giderken ben sağa tarafa doğru yürümeye başladım. O sırada Mert;

"Eylül nereye?"

"Aaa size söylemeyi unuttum. Ben şuradaki volaybol kursuna yazıldım. Artık orada kurslara girip turnuvalara katılacağım. Her okul çıkışı oradayım."

Mert'in biraz yüzü asılmış gibiydi ve Eren söze daldı;

"Nasıl yani bundan sonra bizimle eve yürümeyecek misin?"

"Maalesef kanka."

Mert kaşlarını çattı ve kararlı bir yüz ifadesi ile

"Tamam, o zaman biz de seninle geliriz."

"N...ne?"

"Ne var niye bu kadar şaşırdın?"

"Bir dakika ya o nasıl olacakmış peki?"

"Bak Zeynep. Ortaokulun başından beri arkadaşız ve sonuna kadar da öyle kalacağız anca beraber kanca beraber. Sen neredeysen biz oradayız ve biz neredeysek sen de orada olacaksın. Mezarda olsak bile." Dedi sinirli bir sesle.

"Tamam da Mert nasıl olacak o iş?"

Düşünür bir ses tonuyla işaret etti:

Senin voleybol kursunun yanında kingbox kursu var. Biz de oraya yazılacağız."

Eren elini kaldırarak;

"Benim bu konuda fikrimin öne sürülmediğini öne sürerek beni yok saydığınızı iddia ediyorum ve ben bu işten çekiliyorum."

Mert sinirli bir ses tonuyla;

"Ben az önce ne dedim Eren."

Eren oflayarak cevap verdi;

"Tamam abi ya ne kadar meraklı çıktın sende şu Eylül'e"

Mert sinrli bir şekilde tekrardan Eren'e döndü;

"Ne dedin sen?"

Eren korkarcasına cevap verdi;

"Çok sesli konuştum galiba. Ama aslın öyle demek istemedim. Yani ne kadar meraklı çıktın şu kingbox a."

Bense her şeye seyirci kalmaya dayanamayıp cevap verdim;

"Tamam yeter artık geliyorsanız gelin ben gidiyorum.

***

Ben kursun kapısının önünde durduğunda yanımızda duran kingbox kursunun kapısının önünde de Mert'le Eren vardı.

"Ben giriyorum."

"Ş...şey Eylül çıktığında haber ver eve birlikte gidelim."

"Tamam."

Ben tam içeriye girerken Eren'in Mert'e "senin bu kızla bir alakan var gibi ama neyse." Diyişini duydum. Farkında olmadan güldüğümü hissettim. Daha sonra kendimi toparlayıp içeri girdim. İçeri girdiğimde Eren'in yanında oturan keko çocuk bana bakıyordu.

"A merhaba. Aynı sınıftayız değil mi?"

"Iıı merhaba evet sanırım aynı sınıftayız."

Şaşırmıştım. Daha içeri girer girmez bana el salladı ve sanki arkdaş olmak ister gibi kaynaşmaya çalıştı.

Mert ve Eren içeri girdiler mi diye kafamı uzattığımda Mert'in keko çocuğa sert bir ifade fırlattığını gördüm. Yüzü çok komikti gülmemek için kendimi zor tuttum.

"Bu arada ben Burak."

Elini uzatmıştı. Ve eğer elini sıkıp kendi adımı söylersem Mert sinirden içeri dalıcaktı. Tabiki de ben bunu yapacaktım. Evet Mert'i kıskandıracak tüm.

"Ben de Eylül diyerek elini sıktım."

Mert sinirden kızarmıştı artık. Eren onu tutuyordu fakat Mert'in gözü hiçbir şey görmüyordu. Mert tam içeriye dalacakken voleybol hocamız sonunda gelmişti. Mert de hocanın geldiğini gördüğünde kendi kursunun salonuna girdi. Herkesi ikili takım oluşturdu hocamız. Ben Burak'ın yanında olduğum için bizi ikili grup yaptı ve aramızda paslaştık.

"Çok iyi oynuyorsun prenses."

N... Ne? O bana prenses mi dedi. Şimdi ağzının üzerine bir tane yapıştırdım çok iyi olurdu ama kendimi tuttum.

"Bir daha bana sakın prenses deme."

"Vaayy prenses sinirlendi galiba. Ama bu kadar sinirlenme ben sadece seninle takı-"

O tam konuşurken topu alıp sertçe yüzüne fırlattım.

"Sana bir daha bana prenses deme demiştim."

Topu yavaşça yüzünden çekti.

"Sen kiminle uğraştığını zannediyorsun?" Dedi sinirle.

Alaycı bir tavırla;

"Hah! Kimmişsin sen ki? Okul müdürünün oğlu falan mı?"

Kaşlarını havaya kaldırdı ve hafifçe sırıttı

"Tam üstüne bastın"

"N...ne?"

Ne yapacağımı bilemedim ve hemen hızlıca tuvalete doğru yürümeye başladım. O kadar uyanmıştım ki. İlk onunla alay edip bir de "müdürün oğlu falan mı?" Diye sormuştum. Tuvaletten çıktığımda kapının önünde dirseğini duvara yaslamış ve elini başına koymuş bir vaziyette karşımda Burak duruyordu.

"Çok utandın herhalde?"

Boğazımı temizleyerek cevap verdim.

"Hayır hiç de bile."

"Peki o zaman senin bana yaptığın saldırıdan dolayı babama seni zorba diye yazdırabilirim."

"H...hayır bunu yapma."

"O zaman benimle çık."

Gözlerimi sonuna kadar açtım.

"Neeee?"

Bütün kurs benim sesimle yankılandı.

"Sen bilirsin (?)"

"T...tamam."

"Peki o zaman yarın ilk randevumuza çıkalım."

"Yarın işim var olmaz."

"Sen bilirsin. (!)"

"Ahhhh. Beni hep böyle tehdit mi edeceksin."

"Güzel olmak senin suçun."

***

Kurs bitmişti. Ama hala o malın söylediği laflar aklıma geliyordu. Gerizekalı yine karşımdaydı.

"Yine ne var?"

"Çok kabasın aşkım."

"A...a ne aşkım mı?"

"Ne oldu beğenmedim mi? Peki sen bilirsin(!)"

"H... Hayır hayır beğendim."

"O zaman hadi çıkalım bebeğim."

"N...n... Neeee?"

Yine bir kez daha kurs benim sesimle yankılandı.

"Bu kadarı fazla ama Burak."

"Burak değil aşkım bu bir. İki sen bilirsin(!)"

"Beni şu anda zorla kendini sevdirmeyealışıyorsun biliyorsun değil mi?"

...

"(?)"

...

"Yeter dayanamayacağım sen git ben eve diğerleri ile gideceğim."

"Tamam."

"Ne gerçekten mi?"

"Ama bende geleceğim."

"Harika tahmin etmeliydim."

"Ekliyorum; aşkım."

Gözlerimi devirerek kingbox salonuna geldim. Mert boynundaki askıyı sandalyeye koyarken o kadar yakışıklı duruyordu ki. Kendine gel Eylül. Ne diyorsun.

Bölüm sonu

1 yorum