-Batı, hani parka gidecektik.
-Gidemeyiz.
-Neden?
-Çünkü parkta çocuklar var.
-Ben de kanunlara göre bir çocuğum.
-Kanunları dinleyen kim?
-Sen ve ben dinliyoruz ama. Bir kere kanunlar zaten dinlenmez.
-Sus Mavi.
-Ne konuşacağız o zaman Batı? Her şeye sus denilmez.
-Mantıklı şeyler konuşalım mesela.
-Kuantum fiziği olur mu?
-Olmaz, o konu hakkında zırnık kadar bilgim yok.
-O zaman kanunları konuşalım.
-Az önce kapattığımız konuyu diyorsun.
-Bir konu bulamıyorum.
-Farklı şeyler düşün.
-Yeni bir alfabe kurmaya ne dersin?
-O da nereden çıktı şimdi?
-Garip garip konuşmak eğlenceli olabilir.
-Nasıl mesela?
-Begenegen segenigi segevigiyogurugum.
-Bu yeni bir dil değil ki.
-Biliyorum. Sence nasıl bir dil oluşturabiliriz?
-Bunu tek başımıza yapamayız bence.
-Nasıl yani?
-Genel anlamda hiçbir dil yazıldığı gibi okunmaz. Bu nesillerde değişir.
-Evet ama iki kişiden yeni nesiller oluşmaz.
-İşte o yüzden bir dilin kolay oluşmayacağını söylüyorum.
-Senin dediğin gibi düşününce, haklısın.
-O zaman bu konu da kapandı.
-Çok mu konuşuyoruz biz? Neden sürekli kapanıyor konularımız?
-Dünya üzerinde yeni bir dil kurmak isteyen tek iki kişiyiz. Bu konu oldukça garip ve çabuk kapanması normal.
-O zaman güncel bir konu konuşalım.
-Ne gibi?
-Aşk gibi.
-Bunu kapatmıştık sanıyordum.
-Ben kapatmadım daha. Mesela, sen bana ait misin?
-Tabi ki aitim ama dudaklarına ait değilim.
-Neden?
-Bunu sormaman gerektiği söylemiştim Mavi.
-Ama soruyorum işte Batı. Sen benim dudaklarıma aitsin!
-DEĞİLİM!
-Neden böyle söylüyorsun? Sevmiyor musun beni?
-Seni seviyorum, dudaklarını değil.
-Neden bakıyorsun o zaman dudaklarıma?
-Bakmıyorum, yüzüne bakıyorum.
-Dudaklarım yüzümde değil mi?
-Bu konuyu kapatmak istiyorum.
-Ama yeter, bütün konuları kapatmak sence yanlış değil mi? Konular konuşulmak içindir. En çok da bu konu.
-Bu konu asla konuşulması gereken bir konu olmadı Mavi. Kes şunu.
-Sana bu konuyu konuşmamız gerektiğini söylüyorum. Yoksa beni gerçekten sevdiğini anlayamam. Beni sevmemiş gibi görünürsün.
-Hayır, öyle bir şey olmaz.
-Olur. En azından benim için öyle olur. Aşkı konuşmak güzeldir. Aşk güzeldir Batı.
-Ama aşk bizim konuşacağımız bir konu değil Mavi. Senin konuşmaman gereken bir konu.
-Aptal ve deli olduğum için bunu söylediğine adım kadar eminim Batı.
-Sen, aptal değilsin. Sadece fazla değişiksin ve için on yaşındaki bir çocuk gibi kalmış.
-Bu kötü bir şey.
-Hayır, değil. Küçük kalmak güzeldir. Büyüdükçe içinde oluşan karanlık artar. Ve senin karanlığının artmasını istemiyorum Mavi. O yüzden hep çocuk kalman beni çok mutlu ediyor.
-Ama sadece seni mutlu ediyor. Lanet olsun ki hayatımda sadece sen yoksun Batı. Keşke sen kalsaydın dünyada. O zaman oyuncakçıdaki oyuncakları çalabilirdik.
-Bu yanlış bir davranış olurdu ancak yine de yapardık.
-Ama lanet olsun ki dünyadaki tek insanlar değiliz.
-Olamayız Mavi. Dünyadaki sekiz milyar insanı yok edemezsin.
-Sana olan sevgim her şeyi yok eder.
-Bak Mavi, biz birbirimize aşık olmayacağız.
-Ama neden? Dudaklarıma ait olmanı istiyorum.
-Eğer birbirimize aşık olursak senin içindeki o on yaşındaki çocuk ölür.
-Çocuklar ölmez. Hep karnımızdadır Batı.
-Emin misin buna? Ben nedense pek emin değilim.
-Emin olmalısın. Şimdi söyle, dudaklarıma ait olur musun?
-Bunu bu yaşta söylemen oldukça kötü. Sen daha çok küçüksün.
-On altı yaşında sevgililerini aldatan kızlar gördüm. Bu kötü bir şey değil. Ben de küçük değilim.
-O kızlar aptalın teki. Ayrıca çok pisler. Onlara uymamalısın.
-Ama onlar her yerde.
-Bu, onlara uymaman gerektiğinin gerçeğini asla değiştirmez Mavi.
-Emin misin Batı? Bu aslında her şeyi değiştirir. Lütfen dudaklarıma ait ol.
-PİSLİK OLASI KIZLARA BENZEMEMELİSİN MAVİ! KES ŞUNU! BEN SENİ SEVİYORUM, O PİSLİK KIZLARI DEĞİL!
-Ben pislik kız olmak istemiyorum, sadece dudaklarıma ait olmanı istiyorum.
-BUNU KİM ÖĞRETTİ SANA?!?
-Sen öğrettin Batı. Senin gözlerin, senin dudakların öğretti.
-KES ŞUNU!
