-Uçan kaçan yok çok şükür.
-Tabi olmayacak. İşimizi iyi yapıyoruz.
-Göreceğiz. Daha önünde aylar var.
-Benden şüphelenmene asla gerek yok. Bu işte en iyisi benim.
-Bunu diyen sadece sen olsan keşke. Belki güvenirdim.
-Neyse, hadi çıkalım artık.
-Nereye?
-İşe gideceğiz.
-Yalnız, işe gideceğimiz yer benim şirketim.
-İlk defa senin gibi biriyle böyle bir şey yapıyorum, ne yapayım?
-Düzgün davranacaksın! Ben af nedir bilmem. Gözünün yaşına bakmam ceplerim dolarlarını!
-Aman, tamam be!
-Bana bak, ben öyle düz atar yapmıyorum. Ciddi söylüyorum.
-Tamam sustum.
-Ay çocuk tribine bak. Ben en son doğarken ağladım, beş yaşında da kandım. Ondan sonrası, gözüpek oldum!
-Biliyoruz herhalde. Namını az duymadık.
-O zaman namıma yakışır bir şekilde davran.
-Nasıl davrandık da böyle dedin?
-Sus!
-Neyse. İbo geliyor.
-Ay, bir o eksikti.
-Bu adam kazandırdı bana dolarları.
-O dolarlar da bir işe yarasa bari. Kılçığına dahi dokunamıyoruz.
-Bekle ve gör. O artacak ve çeyreği senin hesapta. Anında hem de.
-Ay benim paraya ihtiyacım mı var? Ne pazarlık gibi konuşuyorsun?
-Paraya ihtiyacın yoksa neden buradasın ki?
-Neden mi? Eğer bir anda ortadan kaybolursam peşime düşer şu takipçi züppeleri. O kadar ünlü olduk, bırakamayız. En azından adımız duyulsun diye yapıyoruz.
-Valla sen şeytana ders veren insansın herhalde.
-Ne sandın? Bu işe girişmek kolay mı sandın?
-Değil mi?
-Değil tabi oğlum. Neyse, İbo az evvel geliyordu ya!
-Geri döndü. Gelir şimdi.
-Bu İbo da iyice kılıbık oldu he.
-Evlilik bozdu adamı.
-E ne duruyor, çıksın işten.
-Okumuşluğu dahi yok o adamın. Bu işle geçiniyor.
-Bu işle geçinmezsin, yükselirsin.
-Anladık, iyi ki bir mafya kraliçesinin.
-Bak çarpacağım ağzının ortasına düzgün konuş. Kolaysa sen de ol.
-Nesi zor oğlum?
-Bak, ben bu işe yıllarımı verdim. Senin bir yıllık tecrübeden kurma sözlerin bana işlemez. Eğer de böyle kendini akıllı sanıyorsan, değilsin, uğraşma.
