İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 2

🩸

İyi okumalar 🦋

________

J: "Şaka gibi ya liseyi bitiriyoruz ne boynumuzu vampir emcükledi, ne de götümüzü kurt adam ısırdı."

S: "Sen yine Alacakaranlık mı izledin"

J: "Zombiler de saldırmadı"

F: "Yok bu çocuk iyi değil"

J: "Klaus Mikaelson'umuz da olmadı"

IN: "Ben dedim sana benimle birlikte Mucize uğur böceği izle diye bak bozdun yine psikolojini"

"Siz arka dörtlü konuşmayı kesin yoksa ayıracağım"

Hocanın sinirli sesini duyan dörtlü anında sessizleşmişti ama bu sessizlik de kısa sürmüştü. Mümkün değildi bir aradayken ortalığı dağıtmadan duramıyorlardı.

J: "Liseyi bitirmemize bir hafta var bizi dağıtmakla tehdit ediyor"

Jisung, kulağında hissettiği parmaklarla sırıtarak arkasına döndü ve hocası ile göz göze geldi.

J: "Hocam saçınızı mı boyadınız çok yakışmış"

Tombul yanakları ile gülümsediğinde hoca kıyamamış öğrencisinin kulağını sıkmayı bırakmıştı. Ne de olsa kısa sürede mezun olup gideceklerdi.

Dersin sonuna kadar Seungmin eli ile Jisung'un ağzını kapattığı için başka bir konuşma olmamıştı neyse ki.

Son ders olduğu için de zil çalar çalmaz kendilerini okul bahçesine atmışlardı. Lise bitmek üzereydi biraz garip bir his vardı içlerinde ama sonuçta üniversiteye de ne olursa olsun birlikte gidecekleri için bu his heyecandı sadece. Üniversite sınavları daha açıklanmamıştı ama hepsi Seul üniversitesini tutturuklarına eminlerdi.

Her yerde birliktelerdi, asla ayrılmamışlardı ve ayrı kaldıklarında ne yapacaklarını da bilmiyorlardı.

J: "Lise mezun partisini ben ayarlayacağım"

Jisung zıplayarak konuştuğunda diğerleri gözlerini şokla açmışlardı. Bu yetkiyi ona kim vermişti bilmiyorlardı ama sonu kesinlikle iyi bitmeyecekti.

J: "Merak etmeyin çok ucuz bir mekan buldum orada kutlayacağız"

IN: "En son ucuz mekan bulduğunda uyuşturucu baskınına uğrayıp 24 saat gözaltına alındık"

Jeongin ağlamaklı sesle konuştuğunda diğerleri gülmemek için kendilerini zor tuttular. Bebek ekmekleri haklıydı.

Ama Jisung bu işte gayet ciddiydi. Bu bir hafta içinde neredeyse şehrin diğer ucunda olan bir barda parti ayarlamış ve tüm liseyi oraya toplamıştı.

Mekan fena değildi ucuz olmasının nedeni şehir merkezinde uzakta olması olmalıydı. Bir de mekanı kapattırmamışlardı. Zaten dolu bir yer değildi lise öğrencileri dışında birkaç kişi vardı.

Jisung zaten gelir gelmez götü başı dağıtırcasına içmişti. Jeongin çantasında zorla getirdiği portakal suyunu pipetinden emcüklüyordu ama alkol kokusu bile onu sarhoş etmeye yetmişti.

Seungmin ilk başlarda ciddi görünüm takınsa da Felix en son arkadaşını kontrol ettiğinde duvarla öpüşüyordu. Bu yüzden bir daha kontrol etmeme kararı almıştı.

Kızlar bir kenarda lise'nin bitmesine ağlıyorlardı. Lise pek sevilen bir yer değildir ama bitince anlıyorsun değerini. Aslında çok iyi arkadaşlarını burada edindiğini.

En güzel ve çılgın anılarını burada biriktirdiğini anlıyorsun. En kötüsü de bu anların hiçbir zaman geri gelmeyeceğini kabullenmektir.

Her gün okula gitmek için uyandığında sövüyorsun ama bu yerin senin ikinci bir evin olduğunu da bitirdiğin gün kabulleniyorsun.

Asla burada yaptığın şımarıklıkları yapamayacağını, büyümek zorunda olduğunu anlıyorsun. Dersten kaçmalar, üniforma giyinmemek, lise aşkları, gizli makyajlar, müdürün odasına gitmeler.. tüm bu heyecan dolu anların artık bittiğini de anlıyorsun.

Hayatına yeni bir sayfa açmak üzeresin kendine yeni bir gelecek kurmak üzeresin..

Felix tüm bunları düşünürken dolan gözlerine hakim olamadı. Biraz kafa yapsa iyi olurdu. Çünkü mantıklı düşündükçe ağlayası geliyordu.

Arkadaşlarını kontrol ettikten sonra bar kısmına yaklaşmış ve boş bardağını masaya bırakarak aynısından istemişti.

Barmen yaşlı birisiydi ve şov yaparak içkileri hazırlamak yerine fazlasıyla yavaş hareket ediyordu. Bu süre zarfında Felix başını masaya yaslamış biraz daha düşüncelere dalmıştı.

Onun için hayat hep yeni bir sayfa olmuştu. Hiç annesi veya babası olmamıştı. Teyzesi ve eniştesi ona anne baba gibi olmuşlardı. Jisung'dan ayırmadan yetiştirmişlerdi.

Baba tarafından ise kimsesi yoktu. Zaten annesiyle evlendiğinde babasının ailesi çoktan vefat etmişti. O yüzden onun için sadece anne tarafı akrabaları vardı.

Ama bilirsiniz aile.. aile başkadır. O yüzden Felix'in hayatında hep dolmayan boş bir sayfa olmuştur. Asla dolamayacak olan o sayfa hep diğer sayfaların düzenini bozuyordu.

Ailesine ne olmuştu bilmiyordu. Kimse bilmiyordu. Felix doğduktan 1 ay sonra ikisinin de cansız bedeni bulunmuştu evde.

Teyzesi annesini arasa da ulaşamadığı için endişelenmiş ve evlerine geldiğinde açık kapıdan içeri girmişti.

Felix'e anlattığı kadarıyla anne ve babası salonda tüm kanları çekilmiş bir şekilde yatıyorlardı. Adli tıp bile bir şey söylememişti. Sadece vücutlarındaki kanlar son damlasına kadar tüketilmişti.

Teyzesi olayı büyüyünce bir kere anlatmış ve bir daha da bu konuyu açmamışlardı. Özellikle kimseye söylememesi için uyarmıştı Felix'i.

Ama düşünmeden de edemiyordu. Anne ve babası o halde bulunmuşken kendisi nasıl hala hayattaydı...

Barmen cam bardağı sert bir şekilde masaya vurduğunda Felix irkilerek başını kaldırmış ve ters bakışlar atmıştı barmene. Oldu bir de kafasına çarpsaydı bardağı.

Sarışın olan bardağını almış ve ayağa kalkmak için arkasına döndüğünde önünde beliren beden ile donup kalmıştı.

Full siyah giyindiği için biraz da barın ışıkları yüzünden yüzü tam gözükmüyordu. Başına geçirdiği kapşon onu daha da korkutucu yapıyordu.

Felix önündeki bedeni dikkatlice süzerken adam sadece barmene bakıyordu gözlerini bile kırpmadan. Göründüğü kadarıyla saçları siyahtı ve donuk bakışları onu daha da korkutucu yapıyordu.

"Nerede?"

İç titreten sesi ile konuştuğunda Felix, tüylerinin diken diken olduğunu hissetmişti. Böyle ses mi olur ya...

Barmen başı ile işaret verdiğinde donuk bakışlarını Felix'e çevirmiş ve kısa bir bakış attıktan sonra oradan uzaklaşmıştı.

Küçük beden elinde tuttuğu bardağına baktı. Sesi o kadar garipti ki eli hala titriyordu. Sadece ses neden onu bu kadar etkilemişti. Sanki hipnoz edici bir titreşim dalgasına maruz kalmış gibiydi.

Omuzlarını silkerek ayağa kalkmıştı arkadaşlarının yanına dönmek için ama bacakları yere temas ettiği an dizlerinin bağı çözülmüştü.

Sanki ayakları yoktu ve onları kullanamıyordu. Bir anda yere yapışacakken karşısında duran biri olduğunu farketmiş ve kendini o tarafa doğru bırakmıştı belki onu yakalar diye.

Ama kırmızı saçlı olan üstüne yığılan bedeni umursamadan elini havaya kaldırmıştı plastik bardağındaki içecek dökülmesin diye.

Felix ise tutunamadığı için barın kirli zeminini boylamıştı. Elindeki bardak da yere düştüğü için parçalara ayrılarak kırılmıştı.

Uzun boylu olan yüzüklerinin olmadığını farkettiğinde bardağını yere bırakmış ve kırık camların arasında yüzüğünü aramaya çalışmıştı. Barın ışıkları yetersiz olduğu için bu biraz zordu.

Felix ise ona yardım için eğildiğini sanıp elini uzatmıştı ama uzun boylu olanın onu umursamadığını anladığında daha çok delirmişti.

Kırmızı saçlı cam parçalarını kenara itiyordu yüzüklerini bulmak için Felix ise onun toplamaya çalıştığını sanmış ve ellerini itmişti.

F: "Çek ellerini senin yüzünden oldu"

İri beden yoğun bakışlarını sarışın olana çevirdiğinde Felix sesli bir şekilde yutkunmutşu. Bu bardaki herkes böyle mi bakıyordu. Barın özelliği falan mıydı ya bu.

Kırmızı saçlı bir şey demeden tekrar elini yerde gezdirmeye başlamıştı yüzüklerini bulmak için bu sefer Felix, onun elini sert bir şekilde ittiği için yerdeki camlara sürtünmüş ve avuç içi kesilmişti.

Uzun beden elini hızla çektiğinde çoktan kanamaya başladığını gördüğünde küfür savurmuştu. Nereden çıkmıştı başına küçük sarı bela.

Elinden kan damlamaya başladığında kıyafetinin kolunu çekiştirmiş ve avuç içini kapatmıştı. Ama kanının çoktan yerde duran bardağa damladığından haberi yoktu.

F: "Özür dilerim yardım ederdim ama öküzlerle uğraşmıyorum"

Yoğun ve sert bakışlar tekrar Felix'i bulduğunda küçük beden ağzını kapamazsa son dakikaları olacağını anlamış ve yerde duran bardağı alarak kafasına dikmişti içindeki içkiyi.

Uzun beden sonunda bulduğu yüzükler ile derin bir nefes almış ve cebine attıktan sonra ayağa kalkmıştı.

"Fazla cesursun Çilli"

Felix duyduğu sesin büyükeyici tonunu atlatmaya çalışırken kendini fazlasıyla garip hissediyordu.

Uzun olan Gözlerinin istemsizce kırmızıya döndüğünü hissettiğinde ellerini sıkmış, başını önüne eğerek gözlerini sıkıca kapatmıştı.

Asla atmayan kalbi barın müziğini bastıracak kadar kulaklarında atmaya başladığında ne olduğunu anlayamamıştı uzun beden. Vücudunu saran sıcak kan ellerinin titremesine neden olurken bakışları yerde oturan sarışına kaymıştı.

Küçük beden vücudunu saran sıcaklık yüzünden kızarmıştı...

İkisinin de tek hissettikleri kanlarını kaynatan sıcaklıktı. Başları dönüyor, bilinçleri açık ve kapalı olmak arasında gelip gidiyordu.

Etraflarındaki tüm insanlar yok olmuş her yer sessizliğe bürünmüştü. Felix ise oturduğu yerde boğazını yakan hissi aşmaya çalışırken bir yandan da sıcaklığa rağmen titreyen vücudunu sıkıyordu.

Başının üstünde dikilen beden yerde oturan küçüğü kollarına almış ve tekrardan etraflarını saran kalabalığın arasında yürümeye çalışmıştı.

Felix ise sadece kucağında olduğu kişinin dolgun dudaklarından çıkan küfürleri duyuyordu...

___________

Öp beni, yala beni, ısır beni, şap beni, şup beni, sik beni....

İlk bölüm nasıldı? 🥹🥹

İnsta: @\keenblues

Sonraki bölümde anlayacaksınız. Yani umarım sldöwşföwşöf

Bölüm sonu

24 yorum