Bahçeden gelen kokuya doğru yürüdüm. Evin arka taraflarından geliyordu. Sanki çok yaklaşmıştım çünkü kokuyu çok fazla duymaya başladım. Ben kokuyu ararken bir an arkamdan biri geçti gölgesini gördüğüme emindim, ama arkamı döndüğümde kimseyi göremedim Tam o esnada evden çok kuvvetli bir ses geldi sanki kuvvetlice kapanan kapı sesi gibiydi. Korkudan kalbim duracaktı. Koku sanki biraz daha azalmıştı.
Artık eve girme vakti geldi. Ama ben çok korkuyordum çünkü içeride sanki birileri vardı. Bütün cesaretimi topladım ve biraz uğraşdıktan sonra sonunda kapıyı açabildim. Kuvvetlice ittirdikten sonra kapı açıldı. Ilk giriş Kocaman bir odaydı. Yerde tozlanmış minderler vardı muhtemelen günlerinin çoğunu burada geçiriyorlardı köşedeki beşik dikkatimi çekti Gözlerim doldu kendime hakim olamıyorum. Çünkü bu beşik benim olma ihtimali yüksekti. Beşiğe doğru yürürken duvardaki fotoğrafı görünce boğazım düğümlendi sanki boğazımda kocaman bir lokma var ve ben onu yutamıyordum. İlk defa annemin boydan fotoğrafını görüyordum. Fotoğrafta bende vardım. Ben annemin Kucağında yanında da babam var hafif bir tebessüm ederek poz vermişlerdi. Hıckırıklarımı tutamıyordum. İçimdeki korku, hüzne dönmüştü. Bu saatten sonra mantıklı hareket edemiyordum. Beynimi sanki bir şey ele geçirdi. Çok fazla duygusallaştım o yüzden halüsinasyon görmeye başlamıştım.
Sanki bir anda kendi küçüklüğüm bana izletiliyordu. Beşikte küçük bir bebek vardı. Bu bendim, başımda annem vardı. Annem aynı fotoğraftaki gibi giyinikti. Bana çok güzel ninni söylüyordu. Bir yandan da başımı okşuyordu. Ben ise donmuş bir vaziyette ayakta kendi küçüklüğümü izliyordum. Gözlerimden yaşlar ise kendiliğinden aşağı süzülüyordu. Bir yandan ağır ağır anneme doğru yürüyordum. Anneme çok yaklaşmıştım. Ellerim titriyordu. Ona dokunmak, hatta sarılmak istiyordum. Yavaşça elimi anneme dokunmak için uzattığımda, tam dokunacakken, annem yüzünü bana çevirdi.
Ben korkuyla yere düştüm. Çünkü o annem değildi. Onu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Gözleri kanlı,ağzı yoktu yüzü çatlamış boğazında kapkara morluk vardı. Üzerime doğru geliyordu. Aklımı kaybetmek üzereydim. Ayaklarımın sanki bağı çözülmüştü bir türlü ayağa kalkamıyordum. O sırada evin diğer odasının kapısı açıldı. Ve o varlık bir anda kayboldu. O odada biri vardı. Ağır bir şekilde kalkıp odaya doğru yavaşça bir şekilde gidiyordum. Kapının yanına geldim yavaşça kapıyı ittirdiğimde, içeride gene annemi gördüm. Odada bir yatak, bir dolap ve birde duvarda bir ayna vardı. Annem yerde oturuyordu. Yerde büyük bir daire çizilikti, annem ise o dairenin tam ortasındaydı. Sanki beni onun yanına iten biri vardı. Ayaklarım benden bağımsızmış gibi beni annemin yanina götürüyordu. Anneme yaklaştıkça korkumda azalıyordu. Ve en sonunda bende halkanın içine girdim annemin yanına oturdum. Ben oturunca odaya yüzleri örtülü birileri girmeye başladı. Annem bana "Ayağa kalk" dedi. Ben ayağa kalkıyordum ki, o sırada cama dışarıdan bir ışık geldi. Bir an benim dikkatim dağıldı. Arkasından kapı çaldı, ve o an herşey bir anda yok oldu. Herkes gitmişti. Benim aklım başıma geldi. Bir an odada kendimi ağlar vaziyette buldum. Ve hemen kapıya koştum. Kapıyı açtığımda karşımda, köye ilk geldiğimde bana yolu tarif eden kadın ile adam vardı. Ellerinde tabak vardı. "Yoldan geldiğin için yemek yapamamışsındır diye sana yemek getirmiştik" dediler Ama Benim halimi görünce
"istersen gel bizim eve gidelim yemeği bizde yeriz" dediklerinde hemen kabul ettim
(Devamı gelecek)