İçeriğe geç

Taşların sırrı

Bölüm 22 · 6 dk okuma

Taşların sırrı

Bölüm 22

Geçmişimi öğreniyorum son

Serife nine anlatmaya devam ediyor)

Gelen kişi Meryem'e ne olduğunu bir türlü soyleyemiyordu. Tabi bir anneye evladının ölü olduğunu söylemek kolay degildir. Muhtar durumu anladı.

Meryemin annesini divana oturmasını soyleyerek,

"Dur bi soluklan bir şey yoktur otur sen" dedi

Muhtar haber vermeye gelen adamı kenara çekerek,

" ne oldu söylesene" dedi

Adamda,

"Abi, uçurumun orada Mesut ile meryemin ölülerini bulmuşlar. Uçurumdan birlikte aşağı atlamışlar."

(İşte oğlum Sevenleri ayırmak olur mu? Onlar aslında ölerek kavuştu. Ölümü kavuşmak olarak saydılar. Zaten birbirine kavusamadığı her gün ölüyorlardı. Ahhh sevda güzeldir. Ama kavusamayınca sevda, işte böyle karasevda olur.)

Neyse, sonra Muhtar,

"Ne diyorsun sen, bu nasıl söylenir şimdi. En iyisi hep birlikte olay yerine gidelim Biz söylemeden kendi görsün "dedi

Sonra Muhtar meryemin annesine dönerek,

"Hadi gel meryem'i bulmuşlar, gidip bakalım" dedi

Meryem in annesi aglayarak,

" Meryem iyi değil, siz bana soylemiyorsunuz ama ben anladım"diyerek ayağa kalktı

Hemen uçurumun olduğu yere gittiler.

Olay yerine gelince , Mesut ile Meryem i düzlüğe çıkarmışlar ikisini yan yana yatırmışlardı.

( O görüntü hic gözümün önünden gitmiyor. Oylece yatıyorlardı. Canlarını verecek kadar seviyorlardı birbirlerini. Herkes mahvolmuş ama Sanki Meryem ile Mesut mutluydu. )

Zülküf ağa elini yüzüne kapatmış bir taşın üzerine oturmuş ağlamamak için kendini sıkıyordu. Zülküf ağanın eşi ise Mesutun başında bağırara bağıra ağlıyordu.

Meryemi öylece yerde, kanlar içerisinde yattığını gören Meryemin annesi, Hemen koştu. Meryem'e sarılarak,

"Kalk kızım ben geldim . Meryemim aç gözlerini ne olur kızım. Bana bak Meryem."Diyerek ağladı.

Meryemin annesi bir ara, taşın üzerinde oturan Zülküf agayi görünce, hızlıca yanına giderek

"Hepsi senin yüzünden, şimdi çok mu güzel oldu? Mutlu musun koca Zülküf? Hepsi senin gururun, kibirin yüzünden Onları ayırmasaydın bunlar olmayacaktı. Kaç yıl oldu biz köyden gideli, ama Meryem her gün Mesut u düşündü. Adım gibi eminim Mesutta Meryemi düşünüyordu. Eğer Mesut ile Meryem evlenseydi, şu an çok istedigin erkek toruna sahip olduğunu görecektin. Şimdi yaşadığın boyunca vicdan azabı çekeceksin. Tabi öyle bir duygun varsa" deyip Zülküf agayi itti.

Zülküf ağanın çenesi titriyordu. Aglamamak için kendini tutuyordu. Zar zor ayağa kalktı. Sanki o gurulu,kibirli, dağ gibi adam, bir anda çökmüştü.

Hayatta iken kavuşamadılar, bari mezarları yan yana olsun diye düşünerek, Meryem ile Mesut u yan yana gömdüler.

Zülküf ağa oğlunu kaybettikten sonra hiç konuşmadı. Ağzından bir tek kelime bile çıkmıyordu. Sanki dili tutulmuştu.

Zaten biraz zaman geçtikten sonra felç geçirdi.

Zülküf ağanın eşi de aklını kaybetmişti.

Onlara, oğlu ile gelinleri(ayfer ) bakıyordu. Ayferin üzerine getirdiği gelin, bu olaylara dayanamayarak onları bırakıp gitmişti. Emine ise sadce çocukları ile ilgileniyordu.

Anlayacağınız Zülküf ağa hep kusurlu diye çağırdığı gelininin eline düşmüştü.

Zülküf ağaya hep diş bileyen ayfer artık onlara istediğini yapıyordu.

Kocası evde yokken onlara hiç iyi davranmıyordu. Bazen akşama kadar yemek yedirmiyor, bazende belli olmayacak şekilde dövüyordu. Zaten Zülküf ağa hiç birsey söyleyemiyordu.

Eşi ise oda da bir sağa bir sola gidiyordu.

Mesut ile Meryem in ölümünden 1 ay kadar zaman geçince, Zülküf ağanın eşi yatağında ölü olarak bulundu. Hiç bir şey yoktu. Aniden ölmüştü. Hiç kimse neden öldüğünü anlayamadı.

Hemen 2, 3 gün sonra Zülküf ağa da öldü. Köylü bu ani ölümlere anlam veremiyordu. Koca ev ayfer ile samet'e kalmıştı.

Emine de annesinin evine geri döndü. Çünkü onda da bir gariplik vardı. Çocuklarına bakamaz oldu. Babası hekimlere gösterdi bir şey çıkmıyordu.

Sonra hocaya gittiler

Hoca,

"Emineye ve çocuklarına büyü yapılmış bu ani ölümlerin sebebide bu büyüdür. Eğer büyü bozulmazsa çocuklarda ergenliğe girince sırası ile ölür" dedi

Eminenin babası,

"Bu büyü nasıl çözülecek" diye sorunca

Hoca,

"Bu büyüyü anca yapan çözebilir"dedi

Bunun üzerine herkes Meryem in annesinden şüphelenmişti. Ona yalvardilar ne isterse yapacaklarını söylediler Ama bu büyüyü Meryemin annesi yapmamıştı. Tabi onlar Meryem in annesine hiç inanmadılar. Sürekli onu suçladılar.

Büyüyü aslında ayfer yapmıştı. Büyüyü ayferin yaptigini, Emine kendini ağca asarak öldürdükten sonra öğrendiler.

Eminenin cenazesi gömülünce

Ayfer yanlışlıkla ağzından,

"Sıra çocuklara geldi."Diye kaçırdı.

Bunu duyan bir kaç kadın, Eminenin annesini uyardı. Böylelikle ayferden de şüphelenmeye başladılar. Ne kadar inkar etsede Ayfer yapmıştı. Zülküf agadan bu şekilde intikam alıyordu.

Ama en sonunda ne oldu biliyor musun? cinler onuda aldı gitti. Ölüsünü dağlarda buldular. Cezasını çekti.

Sonra aradan uzun bir zaman geçti. Eminenin büyük kızı ergenliğe girmisti.

Babası ara ara hocaya götürür, muska yazdırırdı. Bir sürü muskaları vardı ama bu muskalar artık onu korumaya yetmiyordu.

Bazen evden kaçıyor, bazen rüyasında değişik sesler çıkarıyor, bazende başını duvarlara vuruyordu. Ne yazik ki onu da kurtaramadilar. Annesinin kendini astığı ağaca , o da kendini asarak öldürmüştü.

Eminenin diğer kızı olan esma da hemen ergenliğe girmek üzereydi. Ablası ile aralarında çok yaş yoktu. O yüzden, babası sürekli çareler aradı. En bilinmis büyük hocalara gittiler , ama büyüyü bazamiyorlardi. Sadece ölümünü geçici bir süreliğine engelleyebiliyorlardi.

Bu arada Esma ile senin baban anlaşmaya başlamışlardı. Esma çok kibar hanım hanım bir kızdı. Baban onu çok sevmişti. Bu büyü olaylarını bildiği halde ondan vazgeçmedi.

Baban 20 yaşlarında varmıştır ama Esma ondan küçüktü. Belki 19 yaşındamıştır. Hemen evlendiler. Aradan 1 yıl geçmeden sen doğdun.

Diğerleri gibi, esmada da değişik haller meydana gelmeye başlamıştı. Bebeğiyle hiç ilgilenemiyordu. Bu arada Esmanin babası düğünlerinden kisa bir zaman sonra hastalanıp ölmüştü.

Bu yüzden esmayi hocalara, eşi götürüyordu.

Ama sen daha minicik bir bebekken oda aynı ağaca kendini asarak öldürmüştü.

Bu olaydan sonra köyde geceleri, taş sesleri oluyordu. Hiç kimse geceleri uyuyamyordu. Köyü cinlerin sardığı soylenildi. Tabi herkes korkusundan yavaş yavaş köyü terk etmişti.

İşte oğlum olay bundan ibaret dedi.

Benim aklıma bir şey takılmıştı.

Şerife nineye sordum

"Şerife nine, hani Meryem ölünce annesi Zülküf ağaya,Eger Mesut ile Meryem evlenseydi, O çok istediğin erkek toruna sahip olduğunu görecektin . Demişti. Burada tam olarak ne demek istedi." Deyince

Şerife nine,

"Haaa onu anlatmadım ben değil mi?"

Diyerek devam etti,

"Meryemler köyü terk edince, Halilin arkadaşının yanına yerlesmislerdi ya,

İşte aradan biraz zaman geçince, meryemin durumu nasıl iyileşiyor mu diye, annesi onu bir hekime götürmüş. Sonra hekim ona bebeğinin dusmediğini, sadece rahimde bir kanama var. Hamileliği boyunca sürekli dinlenmesi gerektiğini söylemişti. Onlar buna çok şaşırmışlar, ama öldürmeyen Allah öldürmüyor. Zülküf ağa duymasın diye kimseye söylememislerdi .

Meryemin Mesuttan bir erkek evladı oldu.

Şu an belki yaşıyordur.

onu artık ben bilmiyorum. İsmine dedesinin adını koymuşlar. Halil toprak olması lazım"dedi

Bende Şerife nineye,

"Nerede oturuyorlar ki acaba "dedim

Şerife nine onların taşındığı köyü söyledi.

Ben artık olan biten herseyi biliyordum. Meryem in oğlu aslında benim dayım oluyordu. Eğer onu bulursam dayımı da bulmuş olacaktım

Şerife nine ile helalleştikten sonra Talat abilerin evinden ayrıldık

Amcam,

"İlker emin misin o köye gidelim mi? ya bize bisey yaparlarsa"deyince

Bende,

"Amca şimdiye kadar hicbirsey yapmamışlar, şimdiden sonra da yapmazlar merak etme" dedim

Meryem' in oğlunun yaşadığı köye gelince, yoldan geçen bir adama,

"Abi bu köyde Halil Toprak diye birisi var mı?" Diye sorunca

Adam,

"Evet var hemen evi şurası "diyerek eliyle işaret etti.

Biz hemen evin merdivenlerinden yukarıya çıktık. Kapıyı çalınca, kapıyı ben yaşlarında bir kız açtı.

İçeriden bir adam,

"Meryem kim o gelen" diye bağırdı.

Ben kapıyı açan kişinin isminin Meryem olduğunu duyunca bir an telaşlandim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.