Sabah daha güneş doğmadan evde bir hareketlenme oldu. Dışarıdan ayak sesleri geliyordu. Bekir hoca Uyanmıştı galiba. Dışarıdan gelen sesler beni ve babamları uyandırmıştı. Ben tuvalete gitmek için odadan dışarıya çıkınca, Bekir hoca ile karşılaştım.
Bekir hoca beni görünce,
"Kalktınız mı oğlum, hemen hazırlanıp yola çıkalım, orada işimiz uzun sürecek" dedi
Bende,
"Tamam zaten babamlar da uyandı." Dedim.
Ben tuvaletten çıkana kadar babamlar da odadan çıkmışlardı.
Bekir hocanın eşi kahvaltı hazırlamış.
Hemen oturup biraz atıştırdık.
Bekir hoca elinde bir çanta ile gelerek,
"Artık yola çıkabiliriz." dedi.
Saat 9 gibi bizim köye gelmiştik.
Bekir hoca arabada giderken köydeki
Evlere bakarak,
"Bu köy cinlerin meskeni olmuş. Her evde yaşayan cinler var." Dedi.
Bekir hocaya sanki bunlar normal geliyordu. Ama biz hem şaşırıyor, hemde korkuyorduk.
Babam Bekir hocaya,
"Hocam siz onları görüyor musunuz?"dedi
Bekir hoca,
"Evet ben onları uzun zamandır görüyorum, şu an onlar bizden rahatsız oluyorlar. O yüzden işimizi bitirip bu köyden çıkalım." dedi
Bizim eve gelmiştik. Bekir hoca arabadan indi. Bahçenin kapısından girmeden önce birşeyler okudu. Ondan sonra içeriye girdik.
Bekir hoca fısıltılı bir şekilde,
"Buralar onlarla dolu izin isteyip girince, bizi korkutmazlar. " dedi
Biz hiç bir şey göremiyorduk. Bekir hoca ağacın altında ki taşları inceledikten sonra bize dönerek,
"Bize biraz karanlık bir yer lazım, evin içine girelim. Orada istediğimiz ortam var." Dedi
Sonra Bekir hocanın bir an aklına bir şey geldi.
Bekir hoca babama bakarak,
"Neredeyse unutuyordum.Eve geçmeden önce bu ağaçta kendini asarak öldürenlerin mezarına gidip toprak almam gerek" dedi.
Babam da,
"Yürüyerek gidebiliriz. Mezar hemen şu evlerin arkasında"dedi.
Mezara gelmiştik. Babam annemin mezarına doğru bizi götürdü. Hoca önce annemin sonra anneannemin sonrada teyzemin mezarlarını inceledi.
Ve Bekir hoca babama dönerek,
"Ahmet bey Bu mezarlar boş "deyince
Babam da,
"Nasıl olur hocam onları gömülürken kendi gözlerimle gördüm." Deyince
Bekir hoca,
"Bu büyüyü yaptıran kişi oyle birşey istemiş ki, büyü yapılan kişilerin hem ölmesini, hem de öldükten sonra da onların, yani Ilker in annennesinin ve onun soyundan gelenlerin ceza çekmeye devam etmesini istemişler. O yüzden cinler onları sahiplenmiş. Onların cesetlerini ve ruhlarını bir yere hapsetmişler. Ruhları şu an rahat değil Cinler onların cesetlerini kendi yaşadıkları yere götürmüşler. Tahminimce sizin evin bahçesine götürdüler. " dedi
ve sözüne devam etti,
"Bazı büyüler ölünce de bitmez" dedi
Bunun üzerine babam,
"Allahim duyduklarıma inanamıyorum. Bu nasıl bir vicdansızlıktır. Şimdi ne yapacağız. Onları nasıl kurtaracağız" deyince
Bekir hoca "Bu büyü bozulamaz. Fakat başka bir anlaşma yaparak, ruhları belki kurtarabiliriz." Dedi
Bunun üzerine ben de,
"Yani bu ölmesi gereken herkes ölecek mi ?"
Diye sorunca
Bekir hoca,
"Evet maalesef" dedi.
Ben dehşete düşerek,
"Yani ben de mi öleceğim?" dedim
Bekir hoca
"Sen ölmeyeceksin. Şimdi fazla vakit kaybetmeden eve gidelim "deyip lafı kapattı.
Benim kafam iyice karışmıştı. Duyduklarım beni çok korkutmuştu. Böyle bir büyüyü bir kişi neden yapar ki? Bir insan bu kadar kötü olabilir mi?
Öldükten sonra bile acı çekmelerini isteyecek kadar ne yaşanmış olabilir ki? Bu nasıl kin böyle.
Hocanın söylediklerini düşünürken, tekrardan eve gelmiştik.
Bekir hoca gene kapıdan girmeden önce birşeyler okudu.
Sonra Bekir hoca bize dönerek ,
"Şimdi bana yardım eden cinler sayesinde, eğer onların mezarı buradaysa bulacağım." dedi
Biz sessiz bir şekilde bekliyorduk.
Bir an da ağacın altında bir rüzgar esti. Ağaç sallanmaya başladı. Hoca, yanında sanki birileri varmış gibi konuşmaya başladı. Dediklerini biz anlamıyorduk. Bekir hoca ağacın altından biraz toprak aldı.
Ve bize,
"Şimdi içeriye girelim" dedi
Bekir hoca sonra,
"Sadece İlker ile Ahmet bey siz iceriye gelin. Digerlerinin büyü ile ilgisi olmadığı için gelmemeleri gerek."dedi
Ve biz babamla birlikte hocanın arkasından içeriye girdik.
Yatak odasına geçtik.
Bekir hoca perdeleri kapattı. Ve yere bir yuvarlak çizdi.
Babam ile bana içine geçmemizi ve asla konusmamamızı söyledi. Çizdiği cemberin tam ortasına oturduk. Ve bizim etrafımıza mumlar koydu. Sonra bizim üstümüze bir çarşaf örttü. Odada bulunan aynanın önüne bahçeden aldığı toprağı koydu. Ve mumları tek tek yaktı. Ve sesli bir şekilde birseyler okumaya başladı.
Bekir hoca okudukça, babam hırlıyordu. Babama ne olduğunu merak ediyordum ama konuşmamam gerektiği içinde susuyorum. Bir yandan da benim gene midem bulanıyordu.
Bekir hoca okumasını bitirdikten sonra bizim üstümüzden örtüleri aldı.
Sonra fısıltılı bir ses ile okumaya devam etti.
O sırada odada bulunan boy aynasından içeriye üzerinde siyah boydan çarşaf olan beş tane cin girdi. Bizim etrafımızda dönmeye başladılar. Tam 3 kere dönünce hocanın karşısında yanana durdular.
Bekir hoca, babama eli ile işaret ederek ayağa kalkmasını söyledi. Babam ayağa kalktı. Hoca cinlere biseyler dedi. Cinlerde hocaya bisey dediler.
Hocanın dediği birsey hoşlarına gitmemiş olacak ki, Cinlerden bir tanesi bağırmaya başladı. Bekir hoca çantasından bir şişe çıkararak, cine gösterince cin sustu. Bekir hoca çok sert bir şekil de onlara aynayı gösterdi. Onlarda başlarını eğerek aynadan tekrar geri gittiler.
(Degerli oy ve Yorumlarınızı bekliyorum)
(Devamı gelecek)