Evin bahçesinden dışarıya çıkınca sesler kesildi.
Arabanın yanında konuşmaya başladık.
Hoca,
"Ben bunca zaman bir sürü büyü çözdüm, böyle birseye hiç rastlamadım bu sandığımızdan da zor olacak galiba " Dedi.
Benim o sırada midem bulanmaya başladı. Konuşacak halim kalmamıştı. Bana yardım etmesi için Babamın sırtına dokundum. Babam bana dönüp baktığında böğürmeye başlamıştım. Sanki ciğerlerim sökülüyor gibi bir acı ve ağzımda yoğun bir kan tadı oluştu.
Babam bir yandan, hoca bir yandan ne oldu oğlum diye soruyorlardı. Onlara cevap verecek durumda degildim.
Hoca,
"su getirin yüzünü yıkayalım" dedi.
Amcam hemen arabadan su getirdi. Yüzüme suyu serpti. Tam bir yudum da içmek için ağzıma götürmüştüm ki, bir anda boğazımdan ağzıma hareket eden bir şeyler geldi. Sesli bir böğürmeyle kusmaya başladım.
Allahım bu da ne böyle. Kustuklarım yiyecek değildi. Böcek kusuyordum.
Agzımdan yere düşen böcekler yürüyüp gidiyordu. Dizlerimde fer kalmadı. Diz üstü yere çökerek, o şekilde kusmaya devam ettim.
Sonunda bitmişti. Benim kollarımdan tutup arabaya bindirdiler.
Babam, amcam ve hoca arabanın dışında konuşuyorlardı. Ben de içeriden onların konuşmasını dinliyordum.
Hoca,
"Ahmet bey durum benim sandığımdan da kötü. Bu büyü bi an önce bozulmazsa İlker i kaybedeceğiz. Ilkerin vücudunu ele geçirmeye başlamışlar. Bünyesi kaldıramadığı için de kusuyor. Fakat bu böcek kusması cinlerin yaptığı bir şey. Büyü kanına işlemiş. Ben sizi birine götüreceğim. Bana bu ilimleri öğreten bekir hocam. Bilse bilse o bilir." Dedi.
Babam,
Tamam o zaman vakit kaybetmeden hemen gidelim" dedi.
Vakit geç olmuştu. Hava karardı. Hoca bizi Bekir hocanın yanına İzmir e götürüyordu. Biraz yolumuz uzun, ama başka çaremiz de kalmamıştı. Bekir hoca İzmir in bir ilçesinde oturuyordu.
Yolda giderken ben uyuya kalmıştım.
Bir ara bir korna sesi ile uyandım. Araba bir sağa bir sola yalpalıyordu.
Eyvah dedim kaza geçiriyoruz galiba. Ne olduğunu anlamadan ani bir frenle yolun ortasında durmuştuk. Şaşkınlıkla birbirimize bakıyorduk. Neyse ki hiçbirimize bişey olmadı.
Babam,
"Bir an içim geçmiş uyuyakalmışım. Az daha kamyona çarpacaktım. Son anda kurtulduk." dedi
Yorgunluktan hepimiz perişan haldeydik. O yüzden babam uyuklamıştı. Bu korkuyla yolun devamında kimse uyuklamadı.
3 saat kadar bir yolculuktan sonra İzmire gelmiştik. Yarım saat kadar da Bekir hocanın evine geldik. Saat 12 yi geçmişti. Bekir hocanın evi ilçenin biraz dışında kalıyordu. Issız bir yerdeydi.
Kapıyı üç kere tıklattık. Hemen kapı açıldı. Kapıyı yaşlıca bir kadın açtı. Bekir hocanın eşiydi. Bizi içeriye buyur etti. Biz bir odaya geçtik.
Bekir hocanın eşi,
"Siz burda biraz bekleyin hoca bey şimdi gelir." dedi
Biraz sonra Bekir hoca geldi.
Hemen Hasan hoca kalkıp, Bekir hocanın elini öptü. Ve Hasan hoca başımızdan geçen olayları Bekir hocaya anlattı.
Bekir hoca,
"Bu büyü yapılalı çok uzun zaman olmuş, ayrıca yapılan bu büyü çok tesirlidir. Bu büyüyü sayılı hoca yapar. Ve ancak bu büyüyü yapan bozar. Ama bir yol daha var." Dedi ve sustu.
Babam da,
"Evet hocam o yol nedir?"Diye sordu.
Ama bu soruya bir cevap vermedi.
Hoca babama dönerek,
"Önce Ahmet bey siz gelin içeride bir kaç şey yapmamız gerek"dedi.
Babam Bekir hoca ile içeriye gitti.
Biz diğer odada beklemeye başladık.
İçeriden değişik sesler geliyordu. Ben bir an endiselendim. Kalkıp bakmak istedim ama,
Hasan hoca benim dizime dokunarak,
"Dur oğlum bu işler kolay değil, merak etme inşallah kurtulacaksınız"diyerek beni durdurdu.
Nihayet babam odadan çıktı. Bana gülümsüyordu.
Yanıma gelerek,
"Oğlum şimdi içeriye sen gireceksin ve sonra kurtulacağız " dedi
Ben şaşkınlıkla babama bakarak,
"Nasıl yani bu kadar kolay mıydı?" Dedim
Babamda,
"Evet oğlum ben de çok şaşırdım ama kolaymış aslında " dedi.
Fakat benim içime bir kurt düştü.
Sonra Bekir hoca beni çağırdı. Ben odaya girdim. Oda biraz kasvetliydi. Birazda karanlık.
Ve Bekir hoca,
"Otur evladım" dedi.
Ben yere onun yanına oturdum.
Bekir hoca elinde ki kaseyi göstererek,
"Şimdi parmağına bir çizik atacağım ve biraz kanından bu kaseye damlatacağım" dedi
Kasede kırmızı birsey vardı. Benim parmağımdan çıkan kanı ona damlattı, ve karıştırdı. Sonra benim üstüme siyah bir çarşaf örttü. Benim anlamadığım bir şeyler söylüyordu. Giderek hoca sesini yükseltiyordu. Bi ara hoca sustu. Çarşafı tutan bir el gördüm hafifçe yukarıya kaldırıyordu.
Tam bitti derken çarşafın arkasına bir anda gözleri kapkara dişleri kanlı yüzünün derileri kesilmiş bir cin girdi.
Ben bir anda çığlık attım.
Sonra o varlık çarşafın altından dışarı çıktı.
Bekir hoca,
"Oğlum sabırlı ol bitti"
Dedi
Bende gözlerimi sıkıca yumdum. Sadece dinliyordum. Hoca onlar ile başka dilde konuşuyordu. Hiç bir şey anlamıyordum. Beni cinlerin sesi çok korkutuyordu. Bekir hoca onlar ile hiç korkmadan konuşuyordu.
Bekir hoca,
"Tamam oğlum bitti. Bu gece burada kalacaksınız yarın birlikte sizin köye gideceğiz "deyip çarşafı kaldırdı.
Ben hiç bir şey diyemeden dışarıya çıktım.
Sonra Bekir hoca da gelerek,
"Büyüyü belki bozamayız ama onlar ile yeni bir anlaşma yapabiliriz. Yarın sizin köydeki evde onlar ile bir anlaşma yapacağız." Dedi
(Degerli oy ve Yorumlarınızı bekliyorum)
(Devamı gelecek)