İçeriğe geç

Tarihi seans

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Tarihi seans

Bölüm 7

Sabah oldu pataloji sınavını girdik. Önceden çalışmama rağmen final iyi geçmedi. Teorik sınav iyiydi ama pratik sınavda odaklanamadım. (Neden olduğunu hem biliyor ama abarttığımı ve o yüzden olmadığını düşünüyordum yeterince çalışmadım diyip kendimi rahatlattım. Yeterince derdim vardı zaten. Yeni bir tane istemediğime emindim. Bir daha karşılaşmayacağım için sınavlarıma odaklanmamın gerekliliğini kendime hatırlattım. Ayrıca buluşmak istese ınstagramımı vs isterdi değil mi? Her neyse ya. Liseli gibi hayal kuruyorum. Tek değişmeyren özelliğim heralde. Üstüne bir de fatmaya anlatırsam tam olcak ahahsbs) Buğranın ne düşünüyorsun demesiyle irkildim. "Yok bi şey ya pataloji çok iyi geçmedi onu düşünüyordum" dedim. "Büte kalcan mı?" "Bilmiyorum belki, yani inşallah hoca geçirir olmazsa öyle yapacağım." - "Anladım yarın salak saçma bir sınav var allahtan. Çok kafana takma. Yarından sonra bitiyor zaten." - "Aynen yaz geldi şükür dönemi daha geride bırakcaz"- Kaanla züleyhaha yanımıza geldi.

Kaan: Ee sınavlar bitti sayılır bu hafta sonu napıyoruz?

Buğra: Yeşim'in sınav kötü geçmiş. Ona soralım ney moralini yerine getirirse onu yapalım.

Ben: ( o an aklıma bir şey geldi ama kendimi kınadım ve hemen aklımdakini bir daha düşünmemek üzere çöpe attım.) Saçmalamayın ya. Moralim niye bozuk olsun. En fazla burda 1 ay fazla kalırım. Hepimiz birlikte olunca eğleniyorum zaten ne yaptığımız farketmez.

Züleyha: O zaman Çanakkaleye falan gidelim. Burdan çok sıkıldım sı. Bir denize girelim ya. İki haftadır evde tıkılıp kaldık. Orada havalar biraz daha sıcakmış hem.

Ben: Meltem nerde? Ona da soralım ben her şeye tamamım.

Buğra: O kuzeni ahmeti görmeye gitti. Bugün doğum günüymüş öğlen bi kafede doğum gününü kutlayacaklarmış.

Ben: Ee biz de gidecek miyiz? Sonuçta çocukla kaç defa konuştuk. Ayıp olur mu? En azından bir ziyaret mi etsek?

Kaan: İyi aklıma getirdin. Meltem bizimkilere söyle demişti. Bize de gelin demiş.

Buğra: O zaman bir uğrayalım. Oturup 4 kişi çocuğun doğum günü pastasını yemeyelim. Zaten yeşim yerse pasta denen şey kalmaz da ortada ahshahshs

Ben: Sağ ol buğra ya. Ne kadar da iyi bi arkadaşsın öyle.

Züleyha: E hadi o zaman hemen gidelim sonra biz kafede konuşuruz.

Kampüsten çıktık. Meltemi arayıp adresi öğrendik. Otobüse bindik. Yakınlarda bir yerlerde indik. Kafenin önüne geldik. Kafenin arka bölümüne uzunca bir masa koymuşlar. Oraya oturduk. Anlafığım kadarıyla kafenin arka dış kısmını özel olarak ayırtmışlardı. Her neyse biz de oturduk.

Biraz sohbet muhabbet ettik. Melteme de planları anlattık. O da tamam dedi böylece her şeyi kararlaştırdık. Yavaştan kalkıyorken tanıdık bir sima görür gibi oldum. (O olduğunu anladım. Bi anda beynime pıhtı attı. Tıp okuyordum bunun olmasının mümkünatı yoktu ama yine de öyle hissettim.) O simayı netleştirmek için bakmamaya oldukça çaba harcadım. Onun beni farkedip etmediğini bilmiyordum. Ondan neden kaçmaya çalıştışımı da bilmiyordum. Daha garip tanıştığım insanlar da olmuştu. Onları görünce gidip selam veriyordum. Üzerinde çok düşünmeden hızlıca lavanoya girdim. Anaokulda sevdiği çocuğu görüp saklanan bir çocuk gibi davrandığımın farkındaydım. Aynadan kendime baktım.

Napıyorum ben ya dedim. Bir hışımla dışarı çıktım. Tanıştığım sıradan bir insandı. Ney yani niye bu kadar abartıyordum. Neyim ben dizide başrol mü falan diye düşündüm. Zaten bir şey olsa bile dizi olamayacak kadar sıradandı. Çocukla tarih konferansında tanışıp yaşlı bir amcayla birlikte tarih felsefe tartıştım yani. Onun da içeri girdiğini gördüm. Ben de dışarıya çıkmak için ters yöne yürüyordum. Onu görüp baş selamı verdim. O da aynı şekilde selam verdi. Hiçbir şey düşünmemeye çalışarak bizimkilerin yanına geldim. Hadi gidelim biz. Melteme veda ettik Ahmet'in doğum gününü tekrar kutlayıp pasta kesilmeden oradan ayrıldık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.