Kaç saattir karşımdaki sitedeki evlere bakıyordum oraya girmeye korkuyordum endişelerim aklımla oynuyordu şuan direkt Anneme gidebilirdim fakat ailem için bir adım atmalıydım.
Havaalanına indiğimizde Polat abi Bulgaristan'da çok küçük sorunlar çıktığını gitmem gerektiğini söylemişti. Ben de sorun olmayacağını söylemiştim beni Taksiye bindirip Taksiciye beni nereye götüreceğine söylemişti. Adamın parasını ödeyerek bana da kısa zaman sonra yine geleceğini söyleyip uğurlamıştı. Buraya gelirken gözümü bile kırpmadan İstanbul'u izlemiştim çok farklı bir şehirdi burada çok güzel hayat geçireceğime inanıyordum.
Kararımdan vazgeçmemek için siteye giriş yaptım tam bahçeye adım atacakken güvenlik beni durdurmuştu.
"Hayırdır küçük hanım buraya kolunu sallaya sallaya giremezsin buranın güvenlikli olduğunu hatırlatırım" Adam bunu söylerken sesinde alaycılık ifade vardı umursamadan konuştum.
"Hazar Gülsoy'un evine gelmiştim zaten kendisi de beni bekliyordur kızını burada hala tutulduğunu öğrenirse sinirlenebilir size patlamasını istemiyorsanız izin verinde geçeyim" Adam büyükçe yutkundu sanırım Babamdan korkan birisiydi dediğimi onaylayıp önümden çekildi. Bir zahmet önümden çekilsin yanımda koca iki bavul vardı. "Ha bide buraya 4 yıldır gelmiyorum bana ev numarasını söyler misiniz?" çok nazik söylediğimi düşünüyorum umarım söyler.
"Ev numarası 2 hemen havuz başındaki ilk ev" teşekkürümü edip hızlıca oradan uzaklaştım evi aramaya başlamıştım sonra havuz başındaki evi farkettim. Kapının önüne geldiğimde kalbim gümbür gümbür atıyordu zaten buraya gelirken hazırlık konuşmasını yapmıştım ama hemen bombayı yapıştırmak istiyordum onlara. Derin bir nefes alıp zile bastım daha evdeler mi onu da bilmiyordum bunları düşünürken önümdeki kapı pat diye açılmıştı korkudan geriye doğru adımladım karşıma yaşlı bir kadın açmıştı yüzünde büyük gülümseme vardı ben geldim diye mi sevindi yoksa başka bir şey mi?
"Hoşgeldin kızım" bunu çok anneci tavrıyla söylemişti beni tanıyor gibiydi acaba Annem söylemişmiydi aramızdaki garip bakışmayı bitirmek için konuştum.
"Ben Hazar Gülsoy ile görüşecektim" anında cevapladı beni.
"Tabii kızım hemen Hazar beylere haber vereyim geldiğini sende bavulunu içeriye bırakıp yanımıza gelirsin olur mu?" başımı salladım galiba Abimler içerideydi. Salondan sesleri geliyordu çok heyecanlıydım ilk karşılaşmamız olacaktı ben onlara Baba ve Abi diyecektim Annem geldiğinde büyük bir aile olacaktık bunun sevinciyle içeriye adımladım. Salona girdiğimde toplam 5 erkek bulunuyordu ne güzel bütün aile burada etrafta yaşlı kadın yoktu onlarla rahatlıkla konuşabilirdim geldiğimi ilk farkeden kişi babam olmuştu büyük gülümseme ile bana yöneldi tabii diğerleride beni farketti bütün gözler bana dönmüştü.
"Hoşgeldin kızım benimle görüşecekmişsiniz sebebini öğrenebilir miyim?" Annem bu adamı seçmekle en güzel şeyi yapmış çok nazikçe konuşmuştu Babam koyu kahverengi saçı ve sakalı vardı uzun boylu kendi yaşlarına taş çıkartacak kadar yakışıklı biriydi onun geninden olduğum için şanslıydım Annem de güzel birisiydi bütün fiziksel özelliklerinde ona çekmiştim.
Babama cevap vermek istiyordum fakat ne sözcük ile başlayacağımı bilmiyordum herkes ne diyeceğimi bekliyordu. şuan karşımda Babam vardı ama onu tanımıyordum donmuş vaziyette Babamın önündeyim Abimler beni merakla bekliyordu gözlerim dolmuştu bir şeyler demek istiyordum ama korkuyordum ya yanlış bir şey söylersem ya da bana inanmazlarsa Babam yüzümdeki ağlamaklı ifadeyi görünce yanıma yaklaştı.
"Kızım sorun ne niye ağlıyorsun doğru söyle benim oğullarımdan biri sana bir şey mi yaptı?" hala yüzüne boş boş bakıyordum benden cevap alamayınca Abilerime döndü.
"Bakın doğruyu söyleyin biriniz bu kıza bir şey mi yaptı sen söyle rüzgar bu kızı tanıyor musun bak geçen sene aynı" Babamın sözünü kesip yüzüne bombayı yapıştırdım.
"BABA" evet ilk kelimem bu olmuştu daha fazla dayanamadım ortasından girdim. Babam kaskatı kesilmişti ne dediğimi kavrıyordu. Abimler bir hışımla ayağa kalktılar.
"Sen ne diyorsun kızım ne babası sen kimsin de Babama Baba diyebiliyorsun?" Ateş Abim bana öfke ile bakıyordu sanırım çok babacı birisiydi işimiz uzun desenize yüzüne bir tane daha bombayı yapıştırdım.
"Ben Tanya, Mehlika Kanber'in kızıyım ve Hazar Gülsoy'un kızı sizin de kız kardeşiniz oluyorum" şuan herkesim açılan ağızlarına gülmemek için zor duruyordum.
Toprak abi bunu dediğim gözlerinden ateş fışkırıyordu "Seni buraya o kadınmı gönderdi?" dedi ve seri adımlarla üzerime doğru yürümeye başladı. Bana bir şey yapmasından korktuğum için bir kaç adım geriye gittim tam önüme gelecekken Babam onun kolundan tuttu.
"Toprak dur oğlum, kızın doğru dediği ne malum bu kadın kesin başkasının çocuğunu bize kakamaya çalışmıştır" kalbim çok büyük hüsrana uğramıştı Babamın bunun dediğine inanamıyordum Annem Babamı çok güzel bahsederken Babam ise Annemi fahişe olarak ima etti hemen Babamın önüne geçtim Annemden böyle bahsedemezdi.
"Annemin hakkında böyle konuşamazsın senin kızın olduğumu adım kadar iyi biliyorum eğer inanmazsanız DNA testi ile her şey ortaya çıkar he bide emin ol Annem asla birini başkasına kakamaz kendi sorunlarını başkasına sorun çıkartmaz bunu sen de biliyorsun dimi Baba?" son kelimemi baskınlıkla söylemiştim ne kadar inatçı olduğumu bilmesini istiyordum bu genide Anneme çekmişim. Babam bu son dediğime sinir oldu sanırım boğazına kadar kırmızı olmuştu.
"Bana sakın bir daha Baba deme asla senin baban olmam anladın mı o kadının kızısın benim ise hiçbir şeyimsin şimdi al eşyalarını annenin yanına gidiyorsun bir daha karşıma çıkmıyorsun." bu sözler daha çok kalbimi kırmıştı. Ben böyle hayal etmemiştim bunları söylediğimde Babam bana sarılacaktı abimler de benim saçımı öpeceklerdi kardeşim diye ama şimdi bunlar puf olup uçup gitmişti bana defolup gitmemi istiyorlardı ama olmazdı burada tek başımayım ve kesin Martin benim peşimdedir sanırım büyük ihtimalle beni öldürmeden burada durmazdı en güvenli yer burasıydı gururumu terk etmem lazımdı hayatta kalmam için
"Onlarda Annemim oğulları Abilerimi kendi yanında tutarken niye beni yanında tutmuyorsun burada tek başımayım Annem ise Bulgaristandaki hapishanede kalıyor bir de bunun üzerine benim peşimde beni öldürecek insanlar var beni bırakamazsın Baba bana sahip çıkmak zorundasın" dedim ağlayarak buradan gitmek istemiyordum daha Annem gelecekti mutlu bir aile olacaktık
"Ya sen ne kadar gurursuz bir kızsın seni istemiyoruz işte bu laftan ne anlıyorsun ve söylediklerine de inanmıyoruz o kadın seni babamın parası için gönderdi değil mi doğruyu söyle küçük fahişe" son kelimeleri bastırarak söylemişti Rüzgar abi bunun dediğine daha da göz yaşlarım dökülmeye başladı.
"EH! yeter be senin zırlamanımı dinleyeceğiz" Toprak abi kolumu tutarak beni kapıya kadar sürüklemeye başladı bavullarımı es geçip beni kapıdan dışarıya attı resmen beni yaka paça evden dışarıya attı dizlerimin üzerine düşmüştüm ve bacağımdaki çorap yırtıldı iki dizimde kanıyordu.
"Bir daha buraya gelme o kadına söyle onun hayatımızdan zaten sildik bide kendisi gelip de kızını bize tanıtmasın şimdi defolup git buradan kapının önünü kapatıyorsun küçük sıçan" Toprak abi soğuk bir ifade ile söylemişti sözlerini daha sonra kapıyı hızla suratıma kapattı. Ağlamam daha çok şiddetlenmişti burayı hızla terk etmem gerekiyordu fakat etrafı bulanık görüyordum. göz yaşlarımı kolumla silip ayağa kalkmaya başarabilmiştim bunu yaparken dizlerimin acısını daha çok bastırmıştı bana. Siteyi hızla terk ederken ara sokaklara girmeye başlamıştım buradan uzaklaşmak için elimden geleni yapıyordum. Babamı asla böyle hayal etmemiştim beni evden atacağını hiç düşünemedim beni korur zannediyordum abilerime karşı, bana ettiği lafları asla unutmayacaktım.
Hala yürüyordum o evden baya uzaklaşmıştım şuan etrafımda tek tük evler vardı içi boş olduklarını emindim evlerin çoğu yıkılmak üzere gibiydi nerede olduğumu bilmiyordum konumuma bakmak için telefonumu cebimden çıkardım. Beni evden attıklarında bavullarımı almamıştım buralara gelirken farketmiştim tabiikide yüzsüzce gidip bavullarımı almayacaktım onların yüzüne bile tahammül edemezdim telefonumu çıkardığımda konumuma baktım mahallenin son kısımlarında falan bulunuyordum siteye ise bir saat uzaklıktaydım hemen otellere bakıp en yakın yeri tespit ettim sokaktan çıkmak için arkamı döndüm birden kaskatı kesildim büyükçe yutkunup önümdeki kişiye korkulu gözler ile bakıyordum. Karşımda şuan Üvey Babamın sağ kolu Martin vardı şerefsiz bana pis pis sırıtıyordu galiba bu sefer bittim.
"Bulgarca(seni buldum küçük fare)" deyip kolumu sıkıca tutmaya başladı ve beni hızlıca arkamızda duran arabaya sürüklemeye başladı ben ise Martinden kurtulmaya çalışıyordum eğer o arabaya binersem bir daha kurtulamazdım. onlardan kaçmak için etrafa baktığımda sokakta kimsenin olmadığını gördüm. o sıra ben de Martin'in kolumu tuttuğu elini ısırmaya başladım o da acı bir çığlık atmasıyla kolumdaki elini gevşetti ben de hazır fırsat varken bacak arasına tekme attım o iki büklüm olurken arkama dönüp koşmaya başladım fakat bu sefer başka biri beni belimden tutup Martin'e doğru sürüklemeye başladı o zaman beni tutan kişinin Martin'in adamı olduğunu anlamıştım.
"Bulgarca(nereye koşuyorsun pis fare, bunu sana ödeteceğim)" önüne geldiğimde bana sertçe tokat attı darbenin etkisiyle yere düştüm. "Bulgarca(Tanju'yu öldürüp benden kurtulacağınızı mı sandınız" daha sert şekilde karnımı tekmelemeye başladı daha acı çekmemek için kendimi bacaklarıma sardım hareket edemiyordum çok pis vuruyordu Tanju'nun ölümüne çok sinirlenmişti bütün sinirini benden çıkarıyordu şuan.
"Bulgarca(Zaten o oruspu Annene dokunamıyorum kendini kurtardı fakat kızını kurtaramadı değil mi Monika?)" o sıra saçımı kavrayıp yüzüme doğru konuşmuştu ve sonra yüzüme yumruklamaya başladı. "Bulgarca(Ah Monika sana çok üzülüyorum şuan şimdi seni burada öldürsem kimsenin haberi bile olmayacak görmedin mi Baban ile Abilerini seni nasıl attılar evden seni umursalardı sen bu halde olmayacaktın Annende seni umursamadı Monika o kendini gizlerken seni açık şekilde önüme sundu. Kimsenin umurunda bile değilsin Monika kimse seni sevmiyor" her kelimesinde yüzümü yumrukluyordu söylediği sözler canımı daha çok acıtıyordu haklıydı kimsenin umurunda bile değildim belki şurada ölürsem kimsenin haberi bile olmazdı. ağızımdan kan geliyordu gözüme vurduğu gözlerimi açamıyordum bütün bedenime acı yayılmıştı.
"Bulgarca(Ölüm vaktin geldi Monika merak etme Annene bu güzel haberi ileteceğim)" çirkin kahkahasını duymuştum fakat algılamıyordum ne dediklerini, bilincim kapanmadan önce karnıma saplanan bıçağı hissetmiştim ve farklı birinin sesini duymuştum.
"Bulgarca(Polislere de bu güzel haberi iletirsin)"