İçeriğe geç

Tanrıları Yakan☯️

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Tanrıları Yakan☯️

Bölüm 2

Seçilmiş kişi💮

~Her ulusun bir Tanrısı ve o tanrının ruhları barındırdığı bir çekirdeği vardır. Çekirdek ulusun hatıralarını, anılarını ve lanetlerini taşır~ 10 bin yıl önce uluslar savaşında var olan Tanrılar bilinmeyen bir sebepten birbirlerine savaş açmışlardı ve kendi halklarını kullanıyorlardı. İnsanlar tanrılarının çekirdeği için birbirleriyle acımasızca savaştı. Ulusların neredeyse hepsi bu savaşta çok büyük hasarlar aldı ve pes etti. Ancak 4 büyük ulus vardı ki tanrıları uğruna herşeyi vermeye hazırdı ve savaş meydanlarında kan kokusu eşliğinde savaşıyorlardı: Güneş Rahipleri, Ay Savaşçıları, Deniz-Özgürlük birlikleri,Kızıl Nijitalar. Hepsi birbirlerinden özeldi. Tanrıları diğerlerinden daha güçlüydü. Bu uluslar herşeyi yok ettikleri zaman daha da fazlasını istediler: daha kan kokusu lazımdı. Özel uluslar birbirleriyle savaşmaya başladılar ve çok ağır kayıp verdiler ancak hiçbirisi pes etmiyordu. Sonra.. Tüm tanrıların korkulu rüyası Zenna çıktı. Zenna karanlık tanrıydı. Tek arzusu ulusların çekirdeklerini almaktı. İlk hamlesini iblislerini pes eden uluslarının üzerine sürmek oldu. İnsanlar canlı canlı iblisler tarafından yebildi. Zenna bu ulusların çekirdeğini alıp tanrılarını yok etti. Ulusuna çok bağlı olan ve halkının savaşmasına izin vermeyen Rüzgar Tanrıçası yeryüzüne indiğinde halkının yok olduğunu gördü. Bunun üzerine dünyadaki tüm kan kokusunu 4 büyük ulusun askerlerinin üzerine üfledi. Sıra 4 büyük ulusa gelmişti. Zenna savaş anında iblisleri yolladı ve askerler kaçmaya başladılar. Kızıl Nijitalar olduğu yerde kalıp zennayla savaşmak istediler kalan askerlerin tamamı yok oldu. Dünya Zennanın karanlığına gömülürken Yin ve Yang tanrıları yeni bir ulus yarattılar amaçları denge getirmekti. Bu iki tanrı ve ulusu Zenna’yı bu dünyadan kopartarak bir bariyer kurdu ve aradan çekildi. Halk Yin ve Yang klanı olarak 2’ye bölünüp ayrı topraklarda yaşamaya başladılar. Lou Yang’da Yang kalanından bir Manastır askeriydi. Hayatı mükemmel giderken 4 büyük ulus 10 bin yıl sonra birlik olup Yang olanına saldırdılar. Lou Yang öldürülücekken bir ses yankılandı:“Lou Yang, tanrı seni seçti..”

Karnımda doğrulmuş bir şey iki eliyle göğsüme bastırıyordu. Biraz karnımda hareket etti ve saçımı çekmeye başladı. Ellerimi ona yavaşça doladım ve gözlerimi açtım. 5 aylık kardeşim Mayi’ydi. Kocaman beyaz gözleriyle bana gülümsüyordu. Kendime çektim. Doğrulmaya çalıştım. Öne doğru atıldım, o an karnıma inanılmaz bir acı girdi. O acıyla Mayi’yi bir anda kollarımdan düşürdüm. Karnıma sardım ellerimi. Mayi ağlamaya başladı…

Gözlerim karardı… Rüzgar sertçe yüzüme çarptı. Mayi’yi ulaşmaya çalıştım. Saçlarım yüzüme yapışıyordu.

Görmeyen gözlerimle yere rastgele bakıp ellerimle Mayi’yi arıyordum. Küçük kollarından bir tanesini buldum, kaldırmaya çalıştım… Kaldıramıyordum. Gücüm yetmiyordu. Tekrar ve tekrar denedim. Kollarımı hissetmiyordum, hissizleşmişti. Mayi’nin sesine doğru atıldım, atıldığım anda karnımdan bir şey fışkırmıştı. Sıvı… Ellerime sıvı sıçramıştı. Kandı bu. Rüzgar daha da şiddetlendi. Kalkamıyordum kilitlenmiştim, kollarımı karnıma götürüp kan akışını engellemeye çalıştım ama çok fazla akıyordu.

Mayi’nin çığlık sesleri buğulaştı…

Vücudum alevlenmeye başladı, canım yanıyordu. Arkamdan annemin sesleri duyuluyordu kardeşlerime sarılıp omzuma dokundu yüzü yanmış, kül olmuştu siyah bir sıvının içinden bacaklarımı tutmuş “Lou Yang, lütfen… kurtar bizi, ölmek istemiyoruz…” elini tutmaya çalıştım. Eğildiğim anda bir kılıcın çıkarılma sesini duydum. Arkamı döndüğüm anda bir asker sırtımdan kılıç sapladı. Karnımdan çıkan kanlar annemin yüzüne sıçradı. Yüzündeki kanları bacaklarıma sürüp “Kardeşini kurtar…”

Kanlarım içinde kayboldu… Ulaşmaya çalıştım… Rüzgar kuvvetlendi… Rüzgar burnuma taze kan kokusu getiriyordu uzaklardan.

Bir ışıltı patladı(Rüzgar karşı koyamıyordum). Kan içindeki ellerimle gözlerimi kapattım…

“Lou Yang…” dedi ilahi bir ses, “Tanrılar seni seçti…”

Göğsüme bir ışıltı yerleştirdi ve ortadan kayboldu. Ona ulaşmaya çalışırken düştüm. Siyah kan kollarımı sardı ve beni içeri içeri çekmeye başladı.

Aşağıdan “Ölmek istemiyoruz…” diye çığlıklar kopuyordu. Buğulaştılar…

Net bir ses duydum “ Güneş yerinden çıkınca, intikamımızı al!!”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.