"Hey kedi senin mi gitsene buradan" diyerek yukarı baktığımda karşımda yaklaşık 1.90 boylarında, motorlu bir çocuk duruyordu. Aslında etkilenmedim desem yalan olurdu. "Kedi için gelmedim ki" diye cevap verdiğinde onun da benim gibi günleri karıştırdığını düşünüp "Eğer okula geldiysen bugün günlerden pazar yani okul yok" diyerek onu göndermeye çalıştım. "Okul için de gelmedim" diye cevap verdiğinde merakımdan "Ne için geldin o zaman" diye sordum. "Güzel bir kızı arıyordum ve onu buldum" dediğinde ise "Yuh!" diyerek kediyi alıp ayağa kalktım. "Yürümedin resmen koştun!" dediğimde güldü ve konuyu değiştirerek "kediyi otobüse almazlar" dedi. "Yürürüm o zaman dedim ve sinirle yürümeye başladım. Bir süre sonra dudaklarımda büyük bir tebessüm hissettim. kendimi düzeltmeye çalışmama rağmen işe yaramadı. Bir süre sonra arkadan sesini duydum. "Bari adını söyle de içim rahatlasın" tebessümüm büyüdüğünde kendimi düzeltmeyi başarıp arkamı dönerek "Mine! Oldu mu gönlün." dediğimde gülümsedi "Öyle bir oldu ki". "Sen de söyle de bir işe yara" dediğimde "Ege, Mine Hanım " dedi. Sinirimi bozmaya başlamıştı fakat içimde bir his vardı. Sanki ben bu çocuğu bir yerden hatırlıyordum. Yüzü ve siması tanıdık geliyordu bana. bu işte bir iş vardı ama bakalım ne olacaktı.
-EGE-
İşte oradaydı tam karşımda! Minem, her şeyim karşımdaydı. Yıllar geçmişti ama hala güzeldi. Ve kedi sevgisi hala aynıydı yine değişmemişti. Ama beni tanımaması zoruma gitmişti. Bir insan çocukluk aşkını neden tanımasın? Elimde büyük bir koz vardı ve öğrendiğinde o da şok olacaktı.
❤
-MİNE-
Kediyi montumun cebine saklamıştım. Zaten küçücüktü ve cebime rahatlıkla sığıyordu. Otobüse binip giderken kedi miyavlamaya başlamıştı. Herkes bana bakıyordu veee... Otobüsten atıldım. Ama şansım yaver gitmişti çünkü babam işten dönüyordu. Babam beni fark ettiğinde durdu ve kapıyı açtı. Hemen kendimi arabaya attım ve kediyi çıkardım. Babam bıkmış bir biçimde " Bu kaçıncı kediniz hanımefendi" dedi. " Hiç saymadım bereketi kaçmasın diye" diyerek güldüm. Babam benim gibi kedilere bayılıyordu. Annem de seviyordu fakat bizim kadar değil. "Eee adı ne olacak bu tatlışın?" diye sordu. "Pekmez tabiki" diye cevap verdim. "Ne bu yemek isimleri ya Halil İbrahim Sofrasına döndü ev ya." dedi. Gülüp eğlenirken yolda en yakın arkadaşım Lidya ve sevgilisi Kartal'ı gördük. Babam yine " Bak Lidya'ya, buldu kendine göre çocuğu mutlu mesut geçiniyorlar. " Artık sinirlerim oynamaya başlamıştı ve bir anda"Ben kendime buldum birilerini!" demiştim ama Kartal ve Lidya da arabaya binmişti ve üçü birden aynı anda" Ne! " diye bağırmışlardı çaktırmadan kafama vurdum. Niye böyle bir şey söylemiştim? Çıldıracaktım. Kartal hemen atlayıp " Adı ne eniştemizin?" diye sordu. Bir şey söylemeliydim çünkü Lidya beni öldürecek gibi bakıyordu bana. Mecbur olarak bir anda "Ege" dedim. İşte bunu dememeliydim. "O kadar erkek ismi var neden o çocuğun adını söylüyorsun mal Mine" diye geçirdim içimden. Şimdi sıçmıştım. Babam hemen atlayarak "Ne zaman tanıştırıyorsun bizimle? " diye sordu. Ne yapacaktım şimdi? Kesinlikle bu çocuğu ikna etmeliydim ama nasıl...