Elif, son günlerde hayatında beliren Kerem’in varlığını içten içe sorgulamaya başlamıştı. Her anını gözetleyen, ona karşı takıntılı bir aşkla dolup taşan bu genç adam, başta kurtarıcısı gibi görünse de, zamanla içindeki huzuru kaçıran bir gölge haline gelmişti. Okulun bahçesinde, sınıf arkadaşlarıyla kahkahalar atarken, kalbinde bir huzursuzluk taşıdığını hissediyordu. Bugün de Kerem yine oradaydı; sanki Elif’in her adımını takip eder gibi, her zaman yanındaydı. Bir gün, Elif ve arkadaşları kafeye gitmeyi planladıklarında, Kerem yine onlara katılmak istediğini söyledi. Elif’in içinde bir şeyler kıpırdanıyordu; bu durum artık hoş bir ilgi olmaktan çıkmış, korkutucu bir saplantıya dönüşmeye başlamıştı. İçinden gelen korku ve tedirginlik, her geçen gün daha da büyüyordu. “Bu sefer Kerem’i durdurmalıyım,” diye düşündü Elif. Ama ne yapacağını bilmiyordu. Kafe çıkışında, Elif kendini biraz daha özgür hissetmek için arkadaşlarıyla birlikte yürüyüşe çıktı. O sırada, Kerem’in onlardan biraz uzakta, bir ağaç gölgesinde belirdiğini fark etti. Kalbi hızla çarpmaya başladı. “Yine burada… Ne kadar da rahatsız edici,” diye düşündü. Birkaç adım attıktan sonra, birinin arkasından geldiğini hissetti. Dönüp baktığında, Kerem’in birkaç adım gerisinde, dev bir gülümsemeyle kendisine baktığını gördü. “Merhaba, Elif! Ben de buradayım,” dedi. Elif’in içindeki korku daha da derinleşti. “Bu bir tesadüf olamaz,” diye düşündü. Kerem’in her hareketi, ona olan takıntısının boyutlarını ortaya koyuyordu. Elif, o an bir cesaretle, “Kerem, beni bırakmalısın. Bu durum çok garip ve rahatsız edici,” dedi. Ama Kerem’in yüzündeki sevimli ifade, aniden kaybolmuştu. Gözleri, Elif’in söylediklerine karşı bir öfkeyle dolmuştu. “Ama ben seni korumak istiyorum, Elif. Senin için her şeyi göze alırım,” diye karşılık verdi. Elif bu sözlerin altında yatan anlamı anladığında, kalbinde bir korku dalgası yükseldi. “Benim için değil, kendin için yapıyorsun,” dedi. “Bu aşk değil, takıntı.” Kerem’in yüzü aniden soldu. Elif, o an gerçek bir kırılma noktasına ulaştığını hissetti. “Beni takip etme,” diye haykırdı, kalbinin hızla çarpmasına engel olamadan. Ama Kerem, Elif’in söylediklerini duymadı. Gözleri, ona olan takıntısının daha da derinleştiğini gösteriyordu. “Seni korumak için her şeyi yaparım,” dedi, ama bu sefer sesi, Elif’in ruhunu donduracak kadar soğuktu. Elif, geriye doğru bir adım attı. “Beni bırak Kerem. Bu bir takıntı ve bu ilişkide ben yokum,” dedi, ama Kerem’in gözlerinde beliren karanlık korkutucuydu. Elif, o an sadece kendini kurtarmak istiyordu. Kalbi, bu takıntının kendisini köleleştirmesine izin vermek istemiyordu. “Gidiyorum!” diye haykırdı ve hızla arkasını döndü. Ama Kerem’in sesi, onu durdurmak için yankılandı: “Sen benim olacaksın, Elif!” Bu sözler, Elif’in beyninde yankılanırken, kalbi korkuyla çarpmaya devam etti. O an, Kerem’in gerçek niyetinin ne olduğunu anlamıştı. Bu aşk, bir kurtuluş hikayesi değil; karanlık bir takıntının pençesinde kalmış bir kızı özgürlüğünden mahrum bırakacak bir tuzaktı. Gizemli evin kapıları aralandıkça, Elif’in içinde büyüyen korku, onun hayatını altüst etmek için sabırsızlanıyordu. Ve o an, Elif’in aklında tek bir düşünce belirdi: “Bu takıntıdan nasıl kurtulacağım?”
Bölüm 4
Gerçeğin çatlaması
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.