Allukayla boş biyere oturmuş kulaklıktan müzik dinliyoduk. Alluka bana dışardaki kafeleri gösterip kafasında planlar kuruyodu.
Sonunda durak gelince arka kapıdan çıktıp kehribar gözleri aradım.
"Killuaaaaagg!!"
"Noluyo be-"
Gonun birden bana sarılmasıyla ne olduğunu şaşırdım amk
"Sanada merhaba Gon"
"Hoş geldiniizz"
"Aa hoş bulduuk. Senin adın Gondu dimi abim senin adını ağzından düşürmüyoduu"
"Alluka!"
"Tamam tamam abi utanma hemen"
Alluka ve Gon kendi aralarında gülüşürken bi yandan Gonun evine doğru gidiyoduk. Yokuşu çıktığımızda karşımızda iki katlı küçük bir müstakbel ev vardı. Bahçesinin bi yanı komple ağaçlarla dolu, ve pencerelerin nerdeyse hepsinin önünde küçük bitkiler vardı.
"Haa çok güzel burasıı. Arı kovanıda v-"
"IYYY NERDE IĞRENÇ"
Alluka benim bu abartıı tepkime gülerek karşılık verince Gonda öyle yaptı.
"Gülün gülün çok komik"
"Evet komiiik"
"Hıh-"
Eve girdiğimizde anında bi çikolata kokusuyla gözlerim fal taşı gibi açıldı. Çikolata hayattır aga
"Hoşgeldiniz çocuklar"
Karşımızda turuncu saçlı sarı gözlü bi kadın bizi karşılıyodu -Gonun bahsettiği Mito san olmalı-
"Hoşbulduk hanımefendi"
Alluka tatlı bi dilde karşılık verince Mito san tebessüm etti.
"Hadi ilk önce elinizi yıkayın sonra salona geçin"
Mitonun dediklerini hızlıca yapıp Gonla beraber salona gittik. -Mito san ın ne kadar prensipli olduğunu Gondan biliyorum sonra tüm evi baştan sona temizletir-
.
.
.
"Gon neresini anlamadın bunun?"
"Hiçbiyerini-"
"Ah gerizekalı ben burayı okulda anlatmadımmı sana ne çabuk unuttun ya??"
"Killua o sırada güneş tamda sana geliyodu gözlerinde çok güzel duruyodu benim ona odaklanmışım"
"HA!?"
"Aa abicim güzelliğinle herkesi etkiliyosun yaa"
"SUSUN YA"
"Killua güzel olmak senin suçun?"
"Gon kes sesini yakıďıklıyım ben bi kere!"
"Hayır abi Gon abi doğru söylüyo. Mesela sen güzel bi erkeksin ama Gon abi yakışıklı bi erkek"
"Hıh- çok bilmişler"
Bi yandan salak Gona matematik çalıştırırken bi yandanda Mito san ın bize yaptığı çikokatalı kekten yiyip kekin ne kadar güzel olduğundan bahsediyodum.
.
.
.
Biz fark etmeden zaman çabucak geçmişti. Gitmek istemiyodum ama gitmesem annemin dırdırını çekicektim. Gon kapıda bizi geçirirken Alluka Gona sıkıca sarıldı. Sonra Gon kollarını bana doğru açınca bi şaşırıp kısaca sarıldım.
"Görüşürüz kedicik"
"YA GON!"
"hehehe"
Hızlıca otobüs durağına gelince Allukanın bana baktığını hissediyodum. Gec saatlerde oldugumuz icin otobüs nerdeyse boştu Allukayla boş biyere geçip oturduk.
"Kedicik ha?"
"Alluka lütfen"
"Ah peki peki Gonun kediciği"
"Allukaaaa. Ben kedi değilim ya"
"Yaa olurmu abi. Beyaz kürklü mavi gözlü bi kedisin."
"T-tamam konu kapandı"
"Utanma yaa Gon abi sana kedicik dediğine göre seni tatlı buluyo"
"Alakası yok!"
"Hehehe peki peki sustum"
.
.
.
Pazar günü sınıf grubundan bi gezi düzenlemesi yapıcaklarına dair bir kaç yazı yazdılar. Tabi Gon dururmu götünde kurt var sanki. Eh, Gon giderse bende giderim.
Pazartesi saat 7 de sanki asker kaldırıyomuş gibi okula doğru giderken birinin kolumu tuttuğunu hissettim.
"NOLUYO LAN-"
Sağıma baktığımda Gon mutlu bi şekilde baktığında rahatlamıştım. Erken uyanmayı sevmiyorum napim. Sınıfa girdiğimizde ayakta uyuyodum resmen. Bazı kızlarda sınıf grubu açıyodu Gon numarasını verince bende numaramı verdim.
"Killuaaa killuaa çok heycanlandım yaa acaba ne gezisi olucak,"
"Mmh mh..."
"Killua dün uyumadınmı sen?"
"Ha- yoo uyudum"
Tam o sırada sınıfa giren öğretmen servislerin geldiğini haber edip herkesı dışarı çıkardı. Gon ve ben yan yana oturduk. Ben dışarıyı izlerken görevli kadın da bize etrafı tanıtıyodu.
"Ve burada ise kukurou dağı var ve bla bla bla..."
Kadının konuşmasından hiçbişey anlamazken arkama yaslanıp gözlerimi dinlendirdim.
.
.
.
Kafamı yastığa koyduğuna yemin edebilirim. Evdemiyim? Büyük ihtimalle. Ama en son gezideydik?? Sanarım gezi bitti ve ben eve geldim. Ama geziyi hiç hatırlamıyorum?? Noluyo amk.
Gözümü açtığımda Gonu gördüm. Ama sorun ise bana acayip yakın olması.
"WAAG NOLUYO BE"
"iyi uyudunmu Killua?"
"Ne??"
"Yoldayken uyuya kaldın. Boynun tutulmasın diye kafanı omzuma koydum"
"Goon cidden çok utanç verici bu!"
"Ama hiçte öyle gözükmüyodun"
"Çünkü uyuyodum seni aptal!"
Gonun koluna hafifçe vurunca oda sadece bana gülümsedi
Sonra sınıf grubuna bi fotoğraf geldi ve geldiği gibi geri kapattım.
"HANGI CANINA SUSAYAN ÇEKTI O FOTOĞRAFI!?"
Sınıftan bazıları ben Gonun omzunda uyurken fotoğrafımı çekmiş ve bazıları altına "shipledim aga" yazmışlardü. Tabi Gon salak olduğu için anlamamış. Kızlar aralarında gülerken bazılarıda benim bu cümlemden korkmuş gözüküyodu.
"Killua hadi ama kızma bu kadar küçük bi şaka sadece"
Gon beni sakince yerime oturturken bende utancımdan sadece camdan bakıyodum.
"Killua çok tatlı çıkmışsın ama"
"Kes sesini tatlı falan çıkmamışım bok gibi tipim"
"Hayıırr! Tıpkı bi kedi gibi uyuyosun"
"Gon ne kediymiş ya kediye benzemiyorum ben!"
"Benziyosuun. Beyaz kürklü mavi gözlü bi kediye benziyosun. Waaa saçın yumuşacık"
Gon elini saçımda gezdirirken bi yandan kendimi domatese dönüştüm sandım.
.
.
.
Rehber bize etrafı gösterirken Gonda etrafı inceliyodu.
"Killuaa sende gelsenee"
"Iy hayır böcek vardır orda"
"Yoktur yoktur gel hadii"
Gon elimi tutup beni ormana getirdiğinde buranın cidden güzel olduğunu gördüm.
"Oha- tamam burası cidden güzelmiş"
"Aynı küçükken yaşadığım adayı andırıyo bana"
"Ne?"
"A- söylemeyi unuttum. Ben balina adası denen biyerden geliyorum çoğu kişi bilmez zaten. Orda sadece ortaokul olduğu için Mito-san la yorknew e taşındık"
"Oh anladım. Orda arkadaşların varmıydı?"
"Aslında yoktu adamızda benim yaşımda çocuk olmadığı için hep yanlızdım. Ya sen? Benden başka yaşıtın arkadaşın varmı?"
"Eee hayır. Benim ilk arkadaşım sensin"
"Ciddenmi??"
Başımı olumlu bi şekilde sallayınca rehber öğretmen yağmur yağdığı için herkesin toplanmasını söyledi. Gonla birlikte ormanda yürüyünce birşey fark ettik.
"Biz nerden gelmiştik?"
"Bilmiyorum"
"...."
"...."
"Kaybolduk"
Ikimizde aynı aynda konuştuğumuzda bende bu duruma küfür ediyodum. Ikimizde öylece biyere yolu bulma umuduyla gidiyoduk.
"Hassiktir ya bi bu eksikti yağmurda yağıyo!"
Biraz üşüyodum ama belli etmemiştim
Yaklaşık 5 6 dakika yürüdükten sonra hiçbi yol bulamamıştık.
"Killua üşüdünmü?"
"Ne? Yoo"
"Yalan söyleme bana senin bünyen çok zayıf"
"Sensin be zayıf!"
Sinirle önüme döndüğümde omuzlarımda hissettiğim şeyle irkildim
"Şimdilik bunu giy sakın çıkarma hasta olursun bak"
"Gon sen hasta olursun"
Gon elime dokunduğunda elinin ne kadar sıcak olduğunu hissettim
"Benim kanım sıcak ama sen öyle değilsin o yüzden üşütürsün ve benim yüzümden hasta olmanı istemiyorum"
"T-tamam be. Birinin benim için endişelenmesine alışkın değilim sadece."
"O zaman alışsan iyi olur"
Gon gülümdeyerek bana baktığında hala elimi tuttuğunu fark ettim ama şuan elini çekmesini istemiyodum.
.
.
.
"Çocuklar siz nerdeydiniz??"
"Hocam kaybolduk"
"Geçin şu otobüse beni deli etmeyin"
Ikimizde bi azarla otobüse binince herkes bizi konuşuyomuş gibi geliyodu.
Yaklaşık 1 2 saat sonra okula gelip herkes evlere dağılmıştı. Eve gidip banyodan sonra benim huzur yerim olan yatağıma uzanıp Gonla çekildiğimiz fotoğraflara bakıyodum
Kalbimin hızlandığını hissettim. Özellikle Gonun fotoğraflarına bakınca.
Neden böyle oluyo ki? Yavaş yavaş odam ısınmaya başlayınca bişeylerin ters gittiğini anladım. Camı açıp biraz hava aldım. Çalma listemde rastgele olduğu için önüme daha önce dinlemediğim bi şarkı çıktı.
Gerçi Gon elimi tuttuğundada aynısı oldu. Dursana artık amına kodumun kalbi...
Şarkının makaratı hoşuma gitti ama bi yer dikkatımı çekmişti.
"I dont wana be your friend. I wana kiss your lips."
.
.
.
Kendimi o an çok garip hissettim daha önce hissetmediğim bi duygu.
Aklıma Gonun tekrar elimi tuttuğu an geldi.
"Siktir..."
Dedim kendi kendime.
"Neden Gon olmak zorundaydı ki?"
Artık bişeyleri idrak ediyodum. Siktir...