Sabah uyandığım gibi battaniyenin çeneme kadar geldiğini görmem bir oldu. Battaniyeyi hafifçe kaldırdığımda Killuanın akşamki gibi gögsüme yaslanıp uyuduğunu gördüm
Yüzünü daha net görebilmek için battaniyeyi omuzlarına kadar indirdim. Killuaysa yüzüne gelen güneşi görmemek için suratını biraz daha gömdü. Yüzünü çok göremesemde uykudan kızarmış yanağını ve kulağını görebiliyorum
Elimi yanağına koydum. Sıcak yanağını baş parmağımla okşadım ve hala kurumayan dudaklarına gözüm ilişti
Tanrım çok tatlı
Fırsat varken Killuanın fotoğrafını çektim.
"Killua uyan hadi"
Anlını öperek uyandırmaya çalışsamda işe yaramadı. Killua mırıldanmayı seçerek uyanmayı reddetti
"Uyanmicakmısın?"
"I ı..."
"Peki peki"
Elimi Killuanın saçlarında gezdirirken dün geceden ıslanan kirpiklerini sildim.
Killuaya bunları yaşatan insanlar onunla aynı evde yaşaması hiç içime sinmiyo
Killuanın saçlarıyla biraz daha oynarken kızarmış kulağını okşadım. Hoşuna gitmiş gibi sırıttı ve kulaklarını oynattı
"Hanimiş benim kediciğim?"
"...Kes sesini aptal."
"Hehehe neyse bi günaydın öpücüğü yokmu bana?"
"H...HA???"
Killua kıpkırmızı olmuş suratıyla aniden kalkınca onunla uğraşmanın ne kadar eğlenceli olduğumu bidaha hatırladım
Utanıcanı bile bile belinden sıkıca sarılıp kendime çektim. Görev başarılı domatese benziyo
"B...bi dakika bekle"
Killua yatağın yanındaki sehpadan çantasını alıp karıştırdı. Biraz yanına yaklaştığımda elinde bi ayna vardı
"Napıyosun?"
"Hiç"
Killua elindeki küçük silindir şeyi çantasına geri koydu
"One?"
"Dudak kremi, Alluka vermişti"
"Ohh ehe böyle şeyleri pek bilmem üzgünüm"
Killuanın elini yanağımda hissettiğimde bunun için hazırlandığını anlamıştım
"Sürmesende çok güzelsin"
"Hayır kes sesini"
"Güzelsin Killua, içine baktıkça rengi açılan mavi gözlerinde çok güzel"
"Herkeste vardır mavi göz işte"
Elimle Killuanın perçemlerini kulağının arkasına sıkıştırıp gözlerine bidaha baktım
"Hayır, gözlerin mavi gezegen¹ taşına benziyo. Parlak ve çok güzel"
¹:mavi gezegen, tamah adası arcında Biskynin peşinde olduğu ve arc sonunda elinde olan mavi taş
Killuanın yüzü volkan gibi ısınınca gülümsememi engelleyemedim. Killua ilk başta çekinerek omuzlarımdan tutup dudaklarını benimkilere bastırdı
Belini sıkıca tutup karşılık verdim. Killuanın nefesindeki düzensizliği hissedebiliyodum. Aynı anda kalbininde düzensiz bir ritmi vardı. Gerçi benimkide çok farksız değildi
Killua biraz daha rahatlayıp kollarını boynuma doladı. Ikimizde nefessiz kalınca aynı anda geri çekildik
"Utandınmı?"
"Yok süblimleştim"
Killua nefes nefese benimle dalga geçer bi tonda konuştu
"Hehehe tamam ya kızma"
"Gülme salak!"
"Hehehe hadi kalkalım saat bir olmuş kahvaltı yapmadık daha"
"Sen ye ben yemicem"
Killua arkasını dönüp yastığına sarıldı
"Yiceksin Killua zaten hiçbişey yediğin yok"
"Canım istemiyo zahmet etme benim için, sen ye"
"Olmaz Killua kahvaltı yapmak zorundasın"
"Hayır değilim. Ben günde hiçbişey yemem zaten"
omuzlarını tutup kendime çevirdim
"Lütfen sevgilim benim için"
Killuanın yüzü anında kıpkırmızı kesildi. Bunu görünce sırıtıp elimle yanağını okşadım
"Tamammı canım hadi kalk ilk önce sargılarını değiştirelim"
Hiçbişey söyleyemeden kafasını sallayıp doğruldu. Ben dolabımdan sargı bezlerini ve ilacı alırken Killuada üstünü çıkarmış beni bekliyodu. Killuanın yanına oturup elimdekileri yatağa koydum
"Aferin Killuama beni uslu uslu beklemiş"
Elimi saçlarına daldırdığımda kulaklarının bile kıpkırmızı olduğunu gördüm
"Ç...çocukmu tebrik ediyon be?? Bidaha öyle konuşma hem..."
Kafasını çevirdiğinde utandığını anladım. Utandığında hep böyle yapar. Yavaşca kolundan başlayarak sargılarını açtım.
"Yaraların hızla kurumuş, vücudunun bu kadar dirençli olduğunu bilmiyodum"
Killua bi noktaya dalarak konuştu
"Beş yaşından beri hızlı iyileşmesi için ilaç, iğne ve serum veriyolar"
Şok olmuştum. Kim neden küçücük çocuğuna böyle şeyler yaparki?
"Beş mi..?"
Yavaşca sargılarını çıkarmaya devam ettim
"Gon, neden beni seviyosun ki"
"Ne?"
"Vücudunda yaralar eksik olmayan, ailesinin bile sevmediği, herkesin dışladığı bi insanı sen neden sevesin ki"
"Bu seni sevmemem için bi nedenmi?"
"Değilmi? Daha iyi bi sevgiliyi hak ediyosun, daha güzel yada daha yakışlı"
Elimi Killuanın yanağına koydum ve biraz yakınlaştım
"Sen herkesten daha güzel ve yakışıklısın zaten Killua, sen o köprüde otururken ilk düşündüğüm hayatımda böylesine güzel birini görmediğimdi. Yanıma en çok yakışan sensin başkası değil"
Killua gözlerini kocaman açmış ve kızarmıştı. Mavi gözlerin sulanmasıyla birden panik yaptım
"N...ne oldu?? Yalnış bişeymi söyledim yoksa??"
Killua başını gögsüme yaslayıp küçük bi çocuk gibi hıçkırarak ağladı. Üstüne yeşil ceketimi geçirip sımsıkı sarıldım
Killuanın gözlerini sildim ve anlına bi öpücük kondurdum. Ne kadar güçlü gözükmek istesede arkasında küçük bi çocuk vardı
"B...ben özür dilerim, sadece... daha önce kimse bana böyle güzel bişey söylememişti"
"Şşş özür dilemene gerek yok. Ben sana her zaman güzel şeyler söylerim"
"Teşekkür ederim"
"Teşekkürmü edersin?"
Killua bi gözünü silip bana baktı
"Hey sen bunu nerden biliyosun?"
"Bende kitap okuyorum canım, senin sevgilin cahilmi?"
"Hayır ama biraz aptal orası kesin"
"Yaa!"
.
.
.
Gon bana zar zor kahvaltı yaptırdığı sırada Kurapikalar aramıştı. Leorioda Kurapikaya gelmiş -özendi yaşlı bunak-.
Kahvaltıyı bitirip etrafı topladıktan sonra yakınlardaki bi parkta oturmak için hazırlandık
"Çıkalımmı Killua"
"Tamam bi dakika"
Yanıma aldığım güneş kremini yüzüme dağıtıp son kez saçımı düzelttim ve küçük bel çantamı alıp Gonun yanına gittim
"Geldimm"
"Hoş geldinn"
Gon elimi tutup gülümsedi
"Böyle yürüyelimmi?"
"Mh mh"
Sesimin titrememesi için kısa bi şekilde onayladım. Sonra bi çardağa oturup ordaki kedilerle oynadık
"Killua hava sıcak değilmi neden ceket giydin?"
"Şey... kollarımın görünmesini sevmiyorum"
"Yaraların yüzündenmi"
"Belki"
Kolumu istemeden biraz sıkınca Gon ceketmin bi kolunu çıkardı
"Ama bak kuyruklu yıldıza benziyolar"
Gon kabuk tutmuş yaraların üstünde hafifçe parmağını gezdirdi
"Başka kimin kollarında yıldızlar varki? çok güzelsin"
"S...salak"
"Hee ne oldu utandınmı yinee"
"Hayır!"
Ben kucağımdaki kediyle oynarken Gonun bana baktığını hissedebiliyodum. Yavru kedi ceketimin içine girip sokuldu.
"Hehe çok tatlı"
"Aynı sana benziyo Killua"
"Ha?? Ne alaka?"
"Sabah sende bana sokulup uyuyodun"
Gon telefonundan benim fotoğrafımı açtığı gibi volkan olmam bir oldu resmen
"Uyurken yanakların ve kulakların kızarıyo çok tatlı"
"Ha... hayır değil!"
"Şöyle tusunderelik etmende çok tatlı"
"Gonn!"
Ben Gonla atışırken yanımıza iki kişinin geldiğin gördüm. Birisi sarı yelloz diyeride yancısı
"Merhaba Gon seni burda görmeyi beklemiyodum"
"Huh? Oh merhaba Retz"
"Nasılsın? Umarım keyfin yerindedir"
Niye Gona bu kadar yakın lan bu??
"Hayatımın en güzel günlerindeyim. Sen nasılsın?"
Gon kıskandığımı anlamış olucakki elimi tutup tırnaklarımı avcuma batırmamı engelledi
"Bende iyiyim. Tanıştırmadım bu arada bu Anita"
Iki yandan toplanmış siyah saç ve mavi gözlü kız Gona elini kaldırarak selam verdi. Anita denen kızda bu sırada bana ters ters bakıyodu. Orospu
"Siz ne yapıyosunuz bi planınız varmı?"
Gonun kolundan tutarak ayağa kalktım
"Biraz konuşalımmı Gon"
Çardaktan biraz uzaklaşıp Gona döndüm
"Bu kız nerden çıktı şimdi?"
"Bende bilmiyorum ki"
Kollarımı gögsümün altında birleştirip Retzlerin olduğu yere baktım
"Seninle baş başa vakit geçirmek istiyorum"
Tekrardan Gona dönünce yanaklarının kızardığını gördüm
"B... bende öyle. Neyse neyse onlarada haber verelim hadi"
Gon önden giderken bende arkasından ona yetiştim
"Ohh peki peki utandığını gizlemeye çalış böyle"
"Çok mu bell- yani utanmadım ben"
"Hiç iyi yalan söyleyemiyosun!"
Retzlerin yanına gittiğimizde ikisinin kendi arasında bişey konuşuyolardı, biz gelince de sustular
"Ee, konuştunuzmu?"
"Evet konuştuk. Bugün Killuayla başbaşa vakit geçirmek istiyorum üzgünüm"
Şu aptal neden bu kadar açık sözlü??
"Başbaşa?"
Anita söze atlayınca hemen ortalığı toparladım
"Y...yani Gonun demek istediği planlarımız var üzgünüź gelemicez sizinle belki sonra"
Retz bana kızgın bi ifadeyle baktı. Ne bakıyon yarram.
"Tamam git o aptal erkek arkadaşınla vakit geçir çakma beyaz"
...
Peki ağzımı bozmadan konuşmaya çalışıyodum ama artık yeter.
"Bana bak seni sarı yelloz o saçlarını süpürge yapıp okulu süpürürüm birdaha Gona laf attığını duymicam kelleni alıp duvara asarım senin"
Bi sürelik sessizlikten sonra Gonun kolundan tutup ordan uzaklaştık
"K...killua?"
"Ne"
"Iyimisin?"
"Fazlasıyla"
Istemeden Gonun elini fazlasıyla sıktım
"Kaşar."
"Killua gittiler işte, sinirlenme bu kadar"
"Sana dediklerini duymadınmı ama!?"
Gon sırıtıp yumuşak gözlerle bana baktı. Ardından elimi tututup yola devam ettik. Aramızdaki ufak sessixliğide ben bozmuştum
"Sahilde oturalımmı?"
"Olur, ama ilk marketten bişeyler alayım kuru kuru oturulmaz"
"Alayım derken? Ben alıcam tabiki"
"Hayır ben alıcam"
"hı hı aynen"
Tartışa tartışa markete girdik ve bi poşet aburcuburla sahile doğru gittik. Para mevzusuda yarısını ben yarısınıda Gon ödeyince kapanmış oldu. On dakika sonra sahile gidip beton zemine oturduk
Elimdeki kahve kutusuna bakarak ortamdaki sessizliği bozdum
"Gon"
"Efendim?"
"Sakıncası olmazsa bişey sorabilirmiyim"
"Tabiki olmaz Killua, sorabilirsin"
"Ailen hakkında hiç konuşmamıştın da. Merak ettim"
Gon iki saniyeliğine sessiz kalıp ardından konuştu
"Doğrusu ailemi tanımıyorum. Babam ben iki yaşındayken beni Mito halama bırakmış sonrada hiç geri dönmemiş. Ne yaptığını, hatta şuan yaşıyormu onuda bilmiyorum. Annem hakkındada hiç soru sormadım, onuda tanımıyorum"
Gon konuşmasını bitirdiğinde sadece susup ona baktım
"Anlıyorum. Kusura bakma ne dicemi bilemedim"
"Hehehe ne bu çekingen tavırlar ya? Merak ettiğin bişey varsa sorabilirsin tabiki, beni tanımak istemen çok doğal"
Gon belimden beni kendine çekip yanaklarımı sıktı. Gondan zar zor kurtulurken aklıma sorucak bişey geldi
"Peki... babandan hiç nefret ettinmi? Yada annenden"
"Tanımadığım birinden nasıl nefret ediyim ki?"
"Bilmem. Ben olsam nefret ederdim"
Gözlerimi kaçırıp biraz denizi izledim. Gonunsa hala bana baktığının farkındayım
"Sen ailen hakkında ne düşünüyosun?"
"... nerden başlasam ki"
"Geçen abin geldiği için korkmuş görünüyodun. Abinden korkuyomusun?"
Tırnağımı avcuma batırdım
"Sanarım"
"Neden peki?"
Gon elimi tutup diğerinden ayırdı ve biraz daha yakınlaştı
"B...bilmiyorum. Bazen sinir nöbetleri geçirdiği oluyo ve gözü hiçbişeyi görmüyo. Ayrıca çok manipületif istediği şeyi yapmak için yapmadığı kalmaz. Çocukluğumdan beri sürekli benim iyi bi potansiyelimin olduğunu, ailenin varisi olup onların istediği bi yaşta evlenmem gerektiğini söyleyip duruyo. Ayrıca erkek arkadaşındanda nefret ediyorum sürekli beni dikizliyo"
"Diğerleri hakkında ne düşünüyosun peki?"
"Babamla nerdeyse hiç konuşmuyoruz. Annem bana yaptığım en ufak hatamda bağırıp çağırıyo. Milluki domuzun teki yaptığı tek şey hentai izleyip mastrubasyon çekmek başka bi yeteneği yok. Kallutoyla hiç konuşmadım ara sıra beni izleyip not alıyo olsada aram kötü değil. Sadece Allukayla iyi anlaşıyorum onuda ailede dışlıyolar"
"Neden ki? Alluka çok iyi bi kıza benziyo?"
"Alluka kız değil, trans olduğu için ailede dışlanıyo"
"Oh anladım"
Aramızda ufak bi sessizlik oldu. Bunları anlatmak rahatlatsada kendimi garip hissettirmişti. Ben ayakkabılarıma doğru bakarken Gon birden sarıldı. Ona karşılık verip bende sarıldım. Hiç eve gitmek istemiyorum. Gonun yanından ayrılmak istemiyorum