Güneş, Kim İmparatorluğu’nun devasa kulelerinin ardında batarken, sarayın infaz meydanında ölümcül bir sessizlik vardı. Kral Kim Taehyung, balkonun mermer korkuluklarına yaslanmış, aşağıda diz çöktürülen esiri izliyordu.
Jeon Jungkook. Güney krallığının tek varisi, orduların korkulu rüyası ve şimdi ise Taehyung’un en kıymetli savaş ganimeti.
Jungkook’un üstü başı çamur ve kurumuş kan içindeydi ama omuzları hala bir kral gibi dikti. Taehyung, elindeki siyah eldiveni yavaşça çıkarıp yanındaki komutana işaret verdi: "Onu yukarı getirin. Zindana değil, benim çalışma odama."
On dakika sonra Jungkook, kollarını tutan iki devasa muhafız eşliğinde içeri savruldu. Taehyung, masasının arkasında oturmuş, önündeki haritayı inceliyordu. Kapı kapandığında bakışlarını bile kaldırmadan konuştu:
"Güneyin aslanı diyorlardı senin için. Şimdi ise odamda yaralı bir kedi gibi titriyorsun, Jeon."
Jungkook, tükürüğündeki kanı yere tükürüp hırıltılı bir sesle güldü. "Titrediğimi sanıyorsan, korkuyla kör olmuşsun demektir Taehyung. Bu titreme korkudan değil, boğazına sarılmak için duyduğum sabırsızlıktan."
Taehyung yerinden kalktı. Ağır, vakur adımlarla Jungkook’a yaklaştı. Muhafızlar müdahale etmek istedi ama kral bir el hareketiyle onları dışarı gönderdi. Şimdi odada sadece ikisi vardı.
Taehyung, Jungkook’un dağılmış saçlarını sertçe geriye çekerek göz göze gelmelerini sağladı. "Bütün aileni, kaleni ve halkını yok ettim. Elimde sadece sen kaldın. Seni neden sağ bıraktığımı biliyor musun?"
Jungkook, acıya rağmen gözlerini kaçırmadı. "Çünkü korkuyorsun. Tek başına o tahtta otururken vicdanının seni boğmasından korkuyorsun."
Taehyung, gencin kulağına doğru eğildi; sesi bir yılanın tıslaması kadar soğuk ama yakıcıydı. "Hayır. Seni sağ bıraktım çünkü diz çöktüğünü görmediğim her gece uykularım kaçıyor. Ve inan bana Jeon, sen sadece diz çökmeyeceksin... Benim için yalvaracaksın."
Jungkook’un bakışlarında bir anlık bir sarsıntı oldu ama hemen toparladı. "Önce ölürüm."
Taehyung, başparmağıyla Jungkook’un alt dudağındaki yarayı sertçe ezdi. "Ölmek bir kurtuluştur. Ben seni kurtarmayacağım, seni kendime mahkum edeceğim."
Kral arkasını dönüp pencereye doğru yürürken son emrini verdi: "Zincirlerini çözmeyin. Bu gece odamın kapısında, bir köpek gibi bağlı kalacak."
Jungkook’un öfke dolu bağırışı sarayın koridorlarında yankılanırken, Taehyung’un dudaklarında ilk kez karanlık bir zafer gülümsemesi belirdi. Oyun yeni başlıyordu.