Daha ne olduğunu çözemeden Rebecca
"Bence biraz yalnız kalmanız iyi olur" diyerek odadan çıktı. Mildred in bir şey soylemesinebizin vermeden kraliçe
"Mildred hiçbir şey söyleme Rebecca nin dedikleri doğru ama ben ona çalışmıyorum. Şimdi acilen buradan kaçmamız lazım." direkte ildred i çözmeye başladı ve hızla yanlarına birkaç birşey alarak saraydan uzaklaşma kararı aldılar. Tam çıkacakken Mildred başını yere vurdu ve hatırladı.
"Anne Danny içeride! Onu kurtarmalıyız." Kraliçe hüzünlü bir şekilde
"Senin yanında getirdikleri çocuk mu? ahhh tatlım o... Rebecca ihanetten onun kellerinin alınması gerektiğini söyledi. " Gözleri dolmuş bir şekilde Mildred
"Ama daha zamanımız var onu... daha zamanimiz var onu kurtarabiliriz.... Degil mi?" Verilecek olan cevaptan kokuyordu. Duymak istemiyordu. Fakat tek çare duymakti. Tek umut bir kelimedeydi. Kraliçe kısık bir sesle
"Çok üzgünüm tatlım..." dedi. Bunu duymak istemiyordu. Alnından damla damla akan soğuk terlerle bulanıklık da birleşti. Algısını tamamen yitirmiş gibiydi. Âdeta yasayan bir ölüydü.O fark etmesede Karalice Mildred i ata bindirmiş ve yola koyulmuslardi.
Danny nın nazik tavırları, ara sıra çıkan muzip gülüşü ve o bakışları... Masmavi gözleri bütün okyanuslara meydan okur derecedeydi. Bir süre sonra fark etti ki Danny den gerçekten de hoşlanmıştı. Fakat bu düşünceyi kafasından attı. Sonuçta bir savasin ortasındaydı ve gelecek planları arasında hiç birisiyle sevgili olacağı, flört edeceği ve ya evleneceği yoktu.
Sabah olduğunda biraz daha kendine gelmişti. Fakat bir şey fark etti yanlarında bir at daha vardı. Bu bayan Susan di. Mildred
"Bayan Susan siz ne zaman geldiniz?"
"Hatırlamıyor musunuz kaçmanıza bile ben yardımcı oldum." Demek ki dün geceden beri yaşananlar Mildred in hatirladiklarindan fazlasıydı. Sakin bir ses tonuyla
"Nereye gidiyoruz?" diye sordu Mildred. Kraliçe
"Küçük bir köye. Yeni bir hayata" mildred hiç sesini çıkarmadı. Sadece dün gece olanları düşünmekle yetindi...