İçeriğe geç

Taht mı Oyun mu

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Taht mı Oyun mu

Bölüm 1

Bölüm-1 Keşke’ler

Öncelikle bu kitaba başlayan herkese teşekkür ediyorum, bu benim ilk deneyimim olacak, ilk bölümü çok uzum tutmak istemedim çünkü asıl hikaye bir sonraki bölümden itibaren başlayacak. Şimdidem okurlara keyifli okumalar diliyorum 🙌🏽❤️

.

.

.

Her sabah olduğu gibi bu sabahta bağırışmalar eşliğinde uyandım.

Geri gözümü kapatıp uyumayı denesemde nafile..

Annemin huzursuz söylenişleri, 6 yaşındaki erkek kardeşimin hıçkırarak ağlaması ve babamın her zamanki gibi kendini haklı çıkarmak için ettiği laflar.

Bir iç çektim, alışmıştım kavgalar eşliğinde gözümü açmaya, en azından 21 yıllık yaşamım boyunca alışmayı denedim diyelim.

Ah size kendimden bahsetmeyi unuttum, Adım Yasmin.

Evet, Yasemin değil Yasmin. Hoş kokulu yasemin çiçeği demekmiş.

21 yaşında üniversite öğrencisiyim, okul masraflarım için geceleri bir büfede çalışıyorum. Ailem.. onlar biraz şeydir.

Annemi her ne kadar sevsemde asla babama karşı çıkamayıp kendisini ezdirmesi, ısrarla ayrılmayıp hem kendi hemde bizim hayatımızı karartması beni çok sinirlendiriyo.

Biz demişken, bir tane de 6 yaşında sessiz sakin bir erkek kardeşim var. Adı Miraç. Ve en başında da anlayabileceğiniz üzere narsist, her şeyi şiddetle ve bağırarak çözmeye çalışan, okuyan kızının sadece masraf olduğunu düşünen “Babam”.

Okula geç kalmamak için hızlıca giyindim, akşamında yere fırlattığım çantama ders çıkışı gideceğim iş yerimin kıyafetlerini de koyup aşağı indim.

Derse her zamanki gibi son dakika yetişmiştim, okulda çok arkadaşım yoktu olanlarla ise fazla samimi değilim.

Ders sıkıcı gelince telefonumu çıkarıp her zaman oynadığım hikaye oyunu “My Chat”e girdim.

Bu hikayeyi sevme sebebim benim seçimlerimle ilerlemesiydi. 1800’lü yılların başında Andrew adlı prensin kralın gizemli ölümü ile tahta geçeceği gün başka bir ülkeden getirlen kızlar arasından Eftelya isimli kızı saraya almasıyla başladı.

Oyunun daha başlarındaydım, artan gürültü ile dersin bittiğini anlayıp işime gitmek üzere okuldan ayrıldım.

Yorucu bir gündü, ayaklarımı sürüye sürüye eve giderken bugün iş yerinde çıkan kargaşayı en yakın arkadaşım Sema’ya anlatıyordum. Birden başlayan yağmur ile derin bir iç çektim.

“Sema, seni eve geçince arayayım mı? Zaten eve varmak üzereyim”

dedim ve arkadaşımın onayıyla telefonu kapattım. Yağmur git gide artmıştı, eve geldiğimde anahtarımı bile bulmakla uğraşmadan sırılsıklam bir şekilde kapıyı çaldım, ısrarla çalmaya devam edince annem ağlamaklı bir yüz ile kapıyı açtı.

İçeri girdim ve anneme dikkatle baktım

“Yine n’aptı o adam?”

dedim. Annem titrek sesiyle

“Çok içmiş, her zamanki halleri işte..”

diyebildi. Diyecek çok şeyim olsa da sadece odama geçtim, kuru kıyafetler giyip yemek bile yemeden yatağa uzandım.

Gece 4 sularında aşırı fırtınalı hava eşliğinde babamın

“Bu lanet buzdolabında neden istediğimi bulamıyorum!? Evde iki tane kadın var sözde, ellerinden bir bok gelmiyo!”

diye bağırmasıyla uyandım.

“Keşke.. keşke sadece buradan yeterince uzaklaşabilsem.”

diye iç geçirerek telefonumu elime aldım, açtığımda kapatmayı unuttuğum oyun ekranı açıldı.

O esnada artan rüzgar ile birden gürleyen gök gürültüsü irkilmemi sağladı, şimşek çakarken gök yüzü bu kadar aydınlanır mıydı..?

Tek hatırladığım şey babamın sesinin kesilmesi ve gök yüzünün şimşekle beraber aydınlanmasıydı. Keşkelerim gerçekleşmiş miydi?

Uzağa.. kimsenin bulamayacağı, akıl edemeyeceği kadar uzağa.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.