Evelyn Kraliyeti'nde bir sabah Kral ve Kraliçe, kızları Hyun-ju'yu görmek için odasına girdi.
Hyun-ju, kenarlarında altın işlemeleri bulunan sandalyesinde oturuyor, demirliklerle çevrili penceresinin küçük bir kısmından dışarıyı izliyordu.
Anne ve babasının içeri girdiğini fark etmişti ancak bırakın konuşmayı, başını bile onlara çevirmedi.
Kral hafifçe öksürdü.
“Kızım, seninle konuşmamız gereken bir şey var,” dedi.
Hyun-ju, başını çevirmeden sakin bir ses tonuyla cevap verdi.
“Ne oldu, baba?”
Kral önce karısına baktı, ardından tekrar kızına döndü.
“Kızım, senin odanda tek başına oturmaktan sıkıldığını biliyoruz. Bu yüzden seni eğlendirecek bir soytarı bulduk. Eğer sen de istersen—”
Kral cümlesini tamamlayamadan Hyun-ju araya girdi.
“Baba, sen beni bir soytarı ile avutabileceğini mi düşünüyorsun?”
Odanın içinde kısa bir sessizlik oluştu.
Kraliçe, kızının sertleşen sesine rağmen sakinliğini koruyarak ona doğru birkaç adım attı.
“Bu sadece seni eğlendirmek için değil, Hyun-ju,” dedi yumuşak bir sesle.
“Uzun zamandır kendini herkesten uzak tutuyorsun. Belki yanında seni biraz olsun neşelendirecek birinin olması kötü değildir.”
Hyun-ju yavaşça gözlerini pencereden ayırdı.
Sonunda başını anne ve babasına çevirdi.
Yüzünde her zamanki gibi hiçbir ifade yoktu.
“Neşelenmek istemiyorum.”
Bu kısa cevap, Kraliçe'nin dudaklarını birbirine bastırmasına neden oldu.
Kral ise derin bir nefes verdi.
“Onu görmek zorunda değilsin,” dedi. “Sadece bir şans vermeni istiyoruz.”
Hyun-ju birkaç saniye boyunca babasının gözlerinin içine baktı. Ardından sandalyesinden yavaşça kalktı.
Üzerindeki açık renkli uzun elbise yere hafifçe sürtünürken pencereye doğru son bir kez baktı.
“Peki.”
Kral ve Kraliçe şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Hyun-ju'nun bu kadar kolay kabul etmesini beklemiyorlardı.
“Ama,” diye devam etti Hyun-ju, “eğer gürültülü biriyse onu ilk gün odadan attırırım.”
Kralın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Buna dikkat edeceğiz.”
Hyun-ju hiçbir şey söylemeden tekrar sandalyesine oturdu.
Anne ve babası odadan çıkmak için kapıya yöneldiğinde, Kral son kez arkasını döndü.
“Bu akşam onu sana getireceğiz.”
Hyun-ju cevap vermedi.
Kapı kapandı.
Oda yeniden sessizliğe büründü.
Hyun-ju birkaç dakika boyunca kıpırdamadan oturdu. Ardından gözlerini tekrar pencereye çevirdi.
Bir soytarı...
Dudakları hafifçe aralandı, fakat yüzünde en ufak bir gülümseme bile oluşmadı.
On dokuz yıl boyunca hiçbir şey onu gerçekten eğlendirememişti.
Bir soytarının bunu başarabileceğine ise hiç inanmıyordu.
Henüz bilmiyordu.
O akşam odasına girecek olan kişi, yalnızca sessizliğini bozmayacaktı.
Hyun-ju'nun yıllardır değişmeyen hayatını da altüst edecekti.