2. Bölüm “Hey sana sesleniyorum uyansana. Buraya yeni geldin diye uyuşukluk yapamazsın elizabeth. Kime diyorum kalksana .” diyerek sert bir şekilde dürtülmeyle gözlerimi açtım. Karşımda sanki bir piyesten çıkmış gibi giyinen kadına şaşkınca bakıyordum. “Sen kimsin ve benim evimde ne işin var açıkla çabuk!!!” diye bağırdım. Benim bağırmamla olduğu yede sıçrayan kadın “ Ne senin evin ne diyorsun elizabeth kendine gel burası efendimizin evi “ derken sorar bir şekilde bana bakmayı ihmal etmiyordu. Biraz önce kalktığım yatağa ve içerisinde bulunduğum odaya baktığımda sanırım bu hayatta atabileceğim en yüksek desibelli çığlığı attıktan sonra nefesimin kesilmesi sonucu tekrardan bayıldım. İlahi bakış açısı Genç kadın saçını toplarken bir yandan da aynı odada kaldığı kızı uyandırmaya çalışıyordu. Nasıl çalışandı anlamamıştı doğrusu. Dün odaya geldiğinde ismini söylemiş ve ona verilen yatağa geçip yatmıştı ve o zamandan beri de uyanmamıştı. Şimdi de onu uyandırmaya çalışıyordu. Biraz daha geç kalırlarsa baş kahya ikisini de kovacaktı. Kadın bıkmış bir nefes verip bir kez daha seslendi. Zaten kalkmazsa artık kızı odada bırakıp çıkması gerekiyordu. “Hey sana sesleniyorum uyansana. Buraya yeni geldin diye uyuşukluk yapamazsın elizabeth. Kime diyorum kalksana .” sanırım bu işe yaramıştı. Çünkü yatakta ki kız kıpırdanarak kalkmış ve doğrudan ona bakıyordu. Şaşırmış gibi bakıyordu. Neye şaşırmıştı ki her gün temizlik yaparken giydiği çamaşırlardı işte. “Sen kimsin ve benim evimde ne işin var açıkla çabuk!!!” neyden bahsediyordu bu değişik kadın. “ Ne senin evin ne diyorsun elizabeth kendine gel burası efendimizin evi “ dediği kadına sorar bir şekilde bakıyordu. Ne demekti efendinin evini kendi evi sanmak kırbaçlanmak mı istiyordu. Genç kadın bunları düşünedursun yatakta ki kadın bir çığlık atarak olduğu yere bayılmasıyla kadın da çığlık atıp kapıya doğru koştu. Ancak genç kadın henüz kapıya varmıştı ki kapı sert bir şekilde arkasında ki duvara vurarak açıldı. Kapı da oldukça meraklı görünen dük Eamonn vardı. “Neler oluyor burada?” diyerek sert bir sesle sordu. Efendisinin burada ne işi vardı ki? Onun kaldığı oda en az 3 kat yukarıda olması lazımdı. Dük Eamonı daha fazla bekletmemek için konuşmaya karar verdi. “Bende anlamadık ki efendim. Kendisi elizabeth daha dün geldi. Sabah hazırlanırken onu da uyandırmak istedim ancak bana benim evimde ne işin var diye bağırdı. Ona burasının sizin eviniz olduğunu anlatmaya çalıştım ancak ayağa kalktı çığlık attı ve bayıldı. Ben de şovalyelerden ve baş kahyadan yardım almaya gidiyordum ki siz geldiniz.” Dedi tek bir solukta. Dükün sert bir kişiliği olduğunu biliyordu ve başına da bela almak istemezdi. Kadının söylediklerini duyan Dük Eamon kaşlarını çatıp hala yerde duran kadına baktı. Ne demekti onun evi için hak iddia etmek ? bu kadar eminse imparatorluğa başvurabilirdi. Dük Eamon kadını yatağa yatırmak için yanına adımlarken bir yandan da kapıda duran kadına emirler yağdırmaya başladı. “sen git baş kahyayı çağır bir de hekim istiyorum.” Bir an duraksadı ve yerden kaldırdığı kadına bakıp “2 tane de şovelye çağır .” dedi. Kollarında ki kadını yatağa bıraktıktan sonra yüzünü iyice incelemeye başladı. Hayır kadını daha önce görmemişti ve kadının buralardan da olmadığı garip bir şekilde belliydi. Acaba evden kaçan bir soylu olabilir miydi? Şu sıralar gençler buna merak salmıştı ne kadar aptalca olsa da. İçeri önce baş kahya ve arkasından da iki şovalye girdi. Dük Eamonun bir kadının başında ayakta beklediğini görünce şaşırsalarda suratlarını düz tutmaya devam ettiler. İki adım öne çıkan baş kahya “Efendim beni emretmişsiniz” diyerek selamladı. Şovalyelerse sağ ellerini göğüslerine koyup selamladı. “Kadına bir de hekim çağır demiştim?” “Evet efendim çağırdık şuan da yolda kendisi.” Dedi kahya “ Güzel. Siz ikiniz kadın uyandığında odama getireceksiniz. Uyanana kadar kapıda bekleyin. Albert sen de hekimi bekle ve hekimin işi bitince onunla beraber seni de çalışma odamda bekliyorum. Unutmadan işe girerken aldığın referans mektubunu da yarım saat içerisinde çalışma odamda olmasını istiyorum.” Dedi arkasını dönüp çalışma odasına giderken. Bir kere daha arkasını dönmeden gitmişti. Eğer arkasını dönse görecekti. Albertin bembeyaz olmuş suratını. Çünkü albert bir referans mektubu almadan kızı işe almıştı. Normalde asla böyle bir işe kalkışmayacak olan adam kıza acımıştı ve o salak referans mektubu olmadan işe alıvermişti. Şimdi de efendisi ona acımayacak canını alıverecekti. Yanına gelen kadından olanları öğrenmişti. Anlaşılan eve iş için aldığı kadın deliydi. Evet deliydi başka bir açıklaması olamazdı. Ne demek hak talep etmek efendisinin evi için bir de. Kafayı kesinlikle yemişti. Hekimi karşılamak için malikanenin dış kapısına doğru yürümeye başladı. O giderken kapının önünde duran şovalyeler de birbirlerine içeride ki kadının kim olduğunu soruyorlardı. Ancak aradıkları cevap kimse de yoktu. Ne içeride baygın bir halde yatan belinde ne de baş kahya ve dük’de bu sorunun cevabı yoktu. Hekimi karşılayan kahya kadının odasına hekimi yönlendirirken durum hakkında da ufak bir bilgi vermişti. Yaklaşık 20 dakikalık bir incelemede bulunan hekim baş kahyaya dönerek “ Kadının nereden geldiğini biliyor musunuz ?” diye sordu. Kahya başını sağa ve sola sallayarak “Bilmiyorum maalesef.” Demekten öteye gidemedi. İşini bitirdikten sonra kahyaya dönerek “Dük Eamonu görmem gerek en yakın ne zaman görebilirim ?” dedi. “Dük’te sizi bekliyordu aslında buyurun.” Diyerek elini öne doğru uzattı. “Efendim hekim kadını muayene etti ve sizinle görüşmek istedi.” Diyerek selam verdi. “İçeri girsin ve ne olduğunu söylesin bakalım kimmiş bu kadın.” Dedi Dük Eamon. İçeriye giren hekim dükü selamladıktan sonra “Efendim kadının soyu nereye dayanıyor biliyor musunuz?”diyerek sordu. Dük kaşlarını çatarak “Kadının soyunu senin bana söylemen için çağırdım. Şimdi söyle bakalım kadının soyu kime dayanıyormuş?” dedi merak içerisinde. “Efendim kadının soyu tabiat hanesine dayanıyor.” Dediğinde hekim de şaşırmış duruyordu. Amcak ondan daha çok şaşkın olan ise baş kahya ve düktü. Tabiat hanesi neredeyse soyu tükenmekte olan bir haneydi ve yaklaşık 20 yıldır hiçbir kız çocuğu o hanede doğmuyordu. Peki öyleyse içeride ki kadın kimdi. Tabiat hanesi onu el üstünde tutardı. Çünkü hane kadınlar tarafından yönetiliyordu. Kızın kendi ateş hanesinde ne işi olduğunu anlamamıştı. Baş kahyaya elini uzatarak “ Tavsiye mektubunu ver.” Dedi ancak kahya ellerini önünde birleştirmiş bir şekilde “Efendim kadını işe alırken bir tavsiye mektubu almadım.” Dedi mahcup bir şekilde. “Ne demek tavsiye mektubu almadım?” “Efendim kalacak bir yere ihtiyacı olduğunu ve adının elizabeth olduğunu söyledi. Çok ağlıyordu yardım etmek istedim. İyi bir kıza benziyordu.” Dedi kendini açıklamaya çalışırken. Dük elleriyle yüzünü kapatırken bu salaklarla ne yapacağını düşünüyordu. “Sen “ dedi hekimi göstererek. “Bugün burada kalıyorsun. Kahya sana kalacağın odanı gösterecek.” Sonra kahyaya dönüp “ Hekime kalacağı bir oda ver ve hemen yanıma gel.”dedi. hekim ve kahya çıkarken kenarda duran mektup kağıtlarından birini almış ve çoktan yazmaya başlamıştı bile. Olanları imparatora bildirmekte fayda vardı. Yıllar sonra neredeyse batmakta olan bir hanedanlığın belki de varisi olabilecek bir kız bulmuşlardı. “Yüce imparatorluk sarayına, Acil ve gizli bir meseleyi arz etmek üzere huzurunuza çıkma gereği duyuyorum. Bu sabah, malikanemde, kendisinin Tabiat Hanedanlığı'na mensup olduğunu anladığımız bir kadın bulundu. Hekimimizin incelemeleri, bu iddianın doğru olabileceğini düşündüren bulgulara işaret etmektedir. Bu durum, uzun yıllardır neslinin tükendiği düşünülen bir hanenin yeniden ortaya çıkmasıyla ilgili ciddi soruları beraberinde getirmektedir. Bu kişinin iddia ettiği soy bağının doğruluğunun tespiti ve bu olayın olası politik sonuçlarının değerlendirilmesi için yüksek makamın rehberliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Kadın, şu an gözetimim altındadır ve olay hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değilim. Kendisinin akli dengesinin yerinde olup olmadığı dahi belirsizdir. Bu mektubu almanızla birlikte, durumu yerinde incelemek üzere saraydan bir temsilcinin malikaneme gönderilmesini rica ediyorum. Ayrıca bu meselenin gizliliği, tüm imparatorluk için hayati önem taşımaktadır. Saygılarımla, Dük Eamon “ Mektubu yazmayı bitiren dük üzerinde tazı arması bulunan mühürle mektubu kapatmıştı. Kapının çalmasıyla eş değer içeri giren baş kahyaya “ Bu mektubu acil bir şekilde imparatorluk sarayına ulaştır ve mektubu sadece ama sadece majesteleri imparatora teslim et. Anlaşıldı mı?” diye sordu. Kahya başını olumlu bir şekilde sallayarak mektubu aldığı gibi atıyla imparatorluk sarayına doğru yola çıkt
Bölüm 2
Dük Eamon
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.