Mert derslerde pek konuşmuyordu sadece notlar alıyordu. Umursamadım ve tekrar uyudum.
Kalemle kolumu dürtüyordu birisi. Kafamı sıradan kaldırdım, Mert başını yanına eğip "Derin seni öğretmen çağırıyor " dedi. Sessizce etrafıma baktım, sınıfta kimse kalmamıştı.
Koridorun sonunda kalan öğretmenler odasına girdim. Öğretmenimiz Pınar koltuğu işaret etti, oturdum.
"Derin iyi misin? Yani iki aydır ciddi ölçüde değiştin. Bir şey mi oldu?" dedi. Nefes alamıyordum ama zorla da olsa konuştum "ben bilmiyorum sadece yalnız kalmaya ihtiyacım var " dedim ve izin isteyerek odadan çıktım.
Mert kapının önünde duruyordu. Tuhafca bana baktı "Derin silgini sınıfta unutmuşsun " dedi. Yine nefesim kesiliyordu silgiyi aldım ve doğruca çıkışa yürüdüm.
Ertesi sabah annem odaya geldi ve hızlıca hazırlanmam gerektiğini söyledi. Ben daha fazla benimle konuşmaması için dediklerini yaptım.
Okul çantamı alıp kapının önünde durdum. Mert karşımda gülümsüyordu. Geri dönecektim ki annem tuttu "okuldan arkadaşınmış, seninle beraber gitmek istedi okula" dedi. Mert muzipçe sırıttı. Ama sonra ellerimin titrediğini gördü ve kaşları çatıldı.
Hızlıca ayakkabılarımı giyindim ve önden önden yürüdüm. Neden herkes benden uzaklaşmışken bu çocuk geldi. Mert çantamdan tuttu ve kendine çekti. Mert'e bakmamak için yere bakıyordum ve neredeyse araba çarpacaktı. Daha sonra saçlarımı karıştırdı yine muzipçe sırıttı "benim olmadığım günler okula nasıl gidiyordun merak ettim doğrusu. Dikkatli olman lazım" dedi.
Mert'in bakışları bir anda değişti gözlerim gözlerine kilitlendi. Beni kendine çektiği için bedenlerimiz birbirine değiyordu. Nefesim bozuldu, kalbim yerinden çıkacaktı, iyice gerilmiştim. Mert elimi tutup "merak etme şimdi derin nefes alıp ona kadar say tamam mı? Ben senden uzaklaşacağım ve sana bakmayacağım" dedi.
Dediklerini yaptım ve sakinleşmiştim. Bu sefer Mert önden yürüdü. Okula geldiğimizde en iyi arkadaşım dediğim ama bir aydır konuşmadığım Gülşah sadece bana sinirlice bakıp Mert'in yanına geldi. Mert artık epey önümdeydi ve Gülşah da onunla konuşuyordu.
İlk iki ders uyudum. Üçüncü ders beden dersiydi. Beden hocası beni hiç sevmezdi ve benim insanlardan uzak durmayı istediğimi biliyordu. Bu yüzden sürekli takım oyunları oynatıyordu ama bu gün daha da ileri gitti ve bizi çiftler halinde bağlayarak parkur yaptıracaktı.
Normalde herkes kendi cinsiyetinden kişilerle bağlanırdı ve benimle kimse bağlanmazdı. Hoca benim oturduğumu görünce "Mert ile eşleş boş boş durma" dedi.
Ben titremeye başladım ama hoca itiraz istemedi yoksa beni aileme şikayet ederdi. Mert oturmam için bankı gösterdi. İple hem elimizi hemde bileklerimizi birbirine bağladı. Kulağıma eğildi "sakin ol, yarım saat dayanabilirsin hatta hızlıca parkuru bitirirsek hemen çözeriz ipleri" dedi.