İçeriğe geç

Susturulmuş Senfoni|Yarı Texting

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Susturulmuş Senfoni|Yarı Texting

Bölüm 5

4🎶

Erdem duyduklarının şaşkınlığıyla hemen İlay'ı aradı. İlay ise bekletmeden açtı. "Bu da ne demek şimdi?" dedi Erdem şaşkınlık ve merakla. Kim küçük bir çocuğa böyle bir şey söylerdi ki?

"Şu demek," dedi İlay ve anlatmaya başladı.

Geçmiş

İlay'ın annesi Dudu daha yeni doğum yapmıştı. Bir kızı olmuştu, normalde bu haberle mutluluktan havalara uçardı ancak durumu vahimdi. Cemil buna hiç sevinmeyecekti.

Cemil, geri kafalı bir adamdı. Yani soyunu bir erkeğin devam ettirebileceğini düşünüyordu. Bu yüzden Dudu'nun üzerinde büyük bir baskı vardı. Cemil, aynı zamanda bir uyuşturucu bağımlısıda olduğu için öfkeden kızına zarar verebilirdi.

Kaçmayı bile düşündü Dudu, lakin Cemil'in çoktan doğan kızdan haberi olmuştu...

Cemil, koltuktaki kız bebeğe tersçe bakıyordu. Hatta bakışlarında gizleyemediği bir tiksinti bile vardı. Bunda kesinlikle bir hata olmalıydı, bu kız onun kızı olamazdı.

Cemil'in aklında şu düşünce vardı, hatta bu düşünceden emindi. Dudu kesinlikle onu aldatmıştı.

Cemil ayağa kalktı yavaş yavaş. "Beni aldattın, değil mi?"

Dudu şaşkınlıkla Cemil'e baktı. "Ne?" dedi anlamazlıkla. "Ben böyle bir şey yapmadım!"

"Yapmışsın," dedi Cemil hırlayarak. "Benim bir kızım olmamalıydı. Yoksa başkasının kızını mı getirdin?"

Dudu'da öfke ve şaşkınlıkla ayaklandı. "Benimle doğru konuş," dedi. "Ben böyle birşey yapacak kadar düşük seviyede miyim?"

"Tabii ya," dedi Cemil, kendi uydurduğu senaryoya safkan inanarak. "Sen beni aldattın, hatta bu yüzden sürekli evden çıkıyorum, diye evden ayrılıuordun." Duvara sert bir yumruk attı. "Beni aldattın. O bahaneyle sevgilinle mi görüşüyordun?"

"Uydurma, İlay senin kızın, Cemil. Seni kandırmıyorum-" Dudu'nun sözünü kesen Cemil'in tokatı oldu. Dudu yere düşerken şoktaydı. Aklına Cemil ile ilk tanıştığı günler geldi...

"Seni çok seveceğim."

"Sen başımın üstünde olacaksın."

"Sen evimin hanımı, kalbiminde sultanı olacaksın."

Ve daha bir sürü yalan aklından geçti.

Hepsi mi yalandı?

Evet, hepsi yalandı.

Cemil, mutfağa yürüdü ve bir bıçak aldı. Koltuktaki bebeğe doğrulttu bıçağı. Bebek ise derin bir uykudaydı.

Dudu hemen ayağa kalktı ve Cemil'in elinde bıçak olan elini tuttu. "Ne yapıyorsun, bırak?!"

"Bu lanetten kurtulacağım," dedi Cemil öfkeyle. Gözünde masum bir bebeğe karşı eşsiz büyüklükte bir kin vardı. Bebeğe karşı bu kadar kininin olmasının sebebi de kız olmasaydı.

Erkek olsaydı prens olacaktı.

Kız oldu ve bir çöp oldu.

Hayır, o aslında her zaman bir prensesti ama Cemil bunu anlamayacak kadar düşük bir seviyedeydi.

Dudu kızına doğrutulan bıçağı çekmeye çalışırken yanlışlıkla bıçak onun karnına saplandı. O an zaman durdu.

Dudu'nun eli bıçağa gittiğinde yere devrildi yavaş yavaş. Kanlar ise pıt pıt pıt pıt yere akıyordu. Dudaklarının arasından bile kan süzülüyordu.

Cemil ise şoktaydı. Karısını bıçaklamıştı. Bir zamanlar ona olan aşkından delirdiği karısını bıçaklamıştı. O nasıl bir canavar olmuştu böyle?

Ama Cemil bunun için bile İlay'ı suçladı.

Günler geçti. Herkese karısının intihar ettiği haberini yaydı. Polislere bile bunu inandırdı ve karısını evinin bahçesine gömdü. Yıllar geçti İlay büyüdü, yedi yaşına geldi. Okuldan eve gelmişti. Eve girdiğinde babası her zamanki gibi annesinin mezarının yanındaydı.

İlay babasının yanına gitti, bahçe kapısının tam önünde durdu. Babası yine ağlayarak annesinden özür diliyordu.

"Özür dilerim, Dudu'm. Affet beni..."

Cemil başını bahçe kapısına çevirdi. İlay'ı görünce yüzündeki öfke tekrar yerini aldı. "Hem annenin ölümüne sebep oldun hemde mezarına mı geldin," dedi öfkeyle. "Defol git, odana. Defol!?"

İlay hemen odasına çıktı. Cemil ise titrerken yine yerdeki içki şişesini aldı. Tepesine dikerken, "Katilsin sen," diye bağırdı Cemil. "Sen annenin katilisin! Hain! Piç kurusu! Soysuz!"

İlay ise odasının kapısını kilitlemiş ve kulaklarını kapatmıştı, artık onu duymak istemiyordu. O annesini mi öldürmüştü? Peki o zaman neden bunu hatırlamıyordu? Babası yalan mı söylüyordu?

Ardından aklına öğretmeninin dediği söz geldi. "Babalar yalan söylemez."

Günümüz

İlay hıçkırarak ağlarken Erdem şaşkınlık içindeydi. O an o küçük kızı hayal etti. Babası tarafından anne katili denilen o kız...

Bu çok ağırdı.

Bu onun yaşadıklarından daha ağırdı.

"Konumu at İlay, geliyorum."

Belki İlay'da onu anlayabilirdi.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.