6 AY SONRA-6 NİSAN 2025
Cumartesi sabahı güneş, odamın penceresinden içeriye ince ince süzülüyordu. Uyanınca bir süre yatağımda uzandım, sabahın huzurunu içimde hissettim. Bugün farklıydı. Bugün, sadece Aras'la geçireceğim bir gündü.
Telefonum çaldı. Aras'tan gelen bir mesaj vardı.
"Bugün seni tamamen kendime alıyorum. Hazırlan, geliyorum!!"
Bir gülümseme yayıldı yüzüme. Aras biz birlikte olduktan sonra hayata neşeli ve enerjik bakmaya başlamıştı. Bugün onu bekletmek istemiyordum. Hemen hazırlanmaya başladım.
Bir saati doldurmadan hazırdım. Kafamda birkaç farklı fikir vardı ama önemli olan Aras'la birlikte vakit geçirmekti.
Kapı çaldı. Gözlerimi heyecanla odanın kapısına çevirdim. O an, Aras'ın yüzüyle karşılaştım. Gözlerinde parıldayan bir mutluluk vardı. Gülümsedi.
"Merhaba, Ayda! Bugün bizim günümüz!" dedi enerjik bir sesle.
"Tamam, hazırım!" dedim heyecanla. Bugün gerçekten çok özel olacaktı.
Beraber arabaya binip yola çıktık. Aras'ın playlistinden sevdiğimiz şarkılar çalıyordu, yol boyunca birbirimize şarkılarla eşlik ettik, kahkahalarımız her yolu, her sokağı sarhoş etti. Birlikte geçirdiğimiz bu sabah, her şeyden daha değerliydi.
İlk olarak kahvaltı yapmaya karar verdik. Bir kafeye gittik, masada birbirimize bakarak gülümsedik.. Hava o kadar güzeldi ki, dışarıda oturmak, bu anı daha da özel kılıyordu.
Kahvelerimizi alıp, birlikte kahvaltı yaparken Aras, kahvemi nasıl sevdiğimi hatırlamıştı. Bu küçük şeyler, ne kadar özel olduğumuzu daha çok hissettiriyordu.
"Unutmamış mıydın?" dedim gülerek.
"Hayır," dedi Aras, gülümseyerek. "Ben sadece senin her şeyini öğreniyorum."
Sohbetimiz derinleşti, güldükçe aramızdaki bağ güçlendi. Her anı birlikte paylaşıyor, her kelimeyi birbirimizle anlamlandırıyorduk.
Kahvaltı sonrası Aras bir parkta yürümek istediğini söyledi. Oraya vardığımızda, ağaçların altında yürüyerek sohbet etmeye başladık. Baharın en güzel günlerinden birindeydik. Çevremizdeki her şey rengarenkti. Kimi çocuklar koşuyor, kimisi kuşları izliyordu. Her şey o kadar canlıydı ki, sanki dünyada sadece biz iki kişiydik.
Bir süre sonra, Aras'ın elini tutarak yürüdüm. Onunla her adım daha anlamlıydı. Aras bazen sadece bana bakarak gülümsüyordu. Sadece o anın tadını çıkarıyorduk.
"Beni hiç bırakma, olur mu?" dedim, biraz da düşünceli bir şekilde.
"Ne olursa olsun, her zaman senin yanındayım." dedi bana bakarak.
Birlikte bir süre daha yürüdük. Sonra yürüyüşümüzü bitirip bir kafeye oturduk. Orada da birlikte kahve içtik. Sohbet ettik, güldük. Aras bazen bana komik hikayeler anlatıyor, bazen de gelecekle ilgili hayallerini paylaşıyordu. O kadar çok zaman geçmişti ki, o kadar mutlu hissetmiştim ki, bir hafta sonunun ne kadar değerli olduğunu anladım.
Sonra, çok sevdiğimiz eski bir film vardı, onu izlemeye karar verdik. Akşam saatlerinde sinemaya gittik, yan yana oturduk ve film boyunca birbirimize dokunarak izledik. Ne kadar rahat hissettiğimi anlatamam. Aras'ın elleri ellerimdeydi, sinemadaki karanlıkta birbirimizi hissediyorduk.
Film bitiminde dışarı çıkarken gökyüzüne bakıp yıldızları seyrettik.
"Bazen hayatın anlamı bu kadar basit," dedi Aras, hafifçe gülümsedi. "İnsan sadece sevdiklerinin yanında olduğu anı değerlendirmeli."
Ben de ona bakarak, "Evet, seninle olmak her şeyin en güzel hali." dedim.
Birlikte geçirdiğimiz bugünün sonunda, birlikte evime dönerken, içimdeki huzuru ve mutluluğu hissediyordum. Ne kadar basit şeyler olsa da, birlikte olmak her şeyden daha önemliydi. Aras, bugünü asla unutmak istemiyordu.
Eve vardığımızda, Aras kapıdan içeri girmedi, ama gözlerinde öyle bir güven vardı ki, hiçbir şeyin bizi ayıramayacağını biliyordum.
"İyi geceler," dedi gülümseyerek. "Bugünü hiç unutamayacağım Ayda."
"Ben de." dedim hafifçe gülümseyerek. "Yarın tekrar birlikte olacağız, değil mi?"
"Tabii," dedi Aras, gözleri parlayarak. "Her zaman."
Ve böylece, Aras'la geçirdiğim o hafta sonu, birbirimize daha yakın olmamızı sağladı. Küçük anlar, büyük mutluluklara dönüşüyordu.