Ertesi sabah defteri çantama koyarken ellerim yine titredi. Artık kaçamazdım. Onu izlemek, hakkında düşünmek, iç dünyasını merak etmek... Hepsi yerini bir şey yapma zorunluluğuna bırakmıştı. Böylece kalp çarpıntımı sustura sustura, defteri çaktırmadan onun çantasına bıraktım.
İlk teneffüs sessizdi. İkinci teneffüs... daha da sessiz. Ama üçüncüde bir şey oldu. Sınıfa döndüğümüzde Aras sırasına oturdu ve çantasını açtı. Sonra birden bire dondu.
Defteri eline aldı. Etrafına baktı. Sanki biri ona dokunmuş gibi irkildi. Sayfalarını hızlıca çevirmeye başladı. En sona geldiğinde ise gözleri satırda takılı kaldı. Kalbim gürültüyle çarpmaya başladı. Ben yazmıştım. O okuyordu.
Bakışlarını defterden kaldırdı ve bana çevirdi. Göz göze geldik. Bir saniyeliğine sınıf yok oldu. Sadece biz vardık. O an, Aras gözleriyle "Sen miydin?" diye sordu. Ve ben bakışlarımla "Evet." dedim.
Ders bitince peşimden geldi. İlk kez.
Bahçede, o tenha köşeye birlikte yürüdük. Konuşmadan. Ama her şey çok şey anlatıyordu zaten.
Bankta yan yana oturduk. O sustu. Ben ise söylemeye cesaret edemediğim tüm kelimeleri dilimde döndürüp duruyordum.
Nihayet o başladı: "Neden okudun?" dedi. Sesinde öfke yoktu. Sadece merak. Ve biraz da yorgunluk.
Kendimi toparladım.
"Başta meraktan... sonra üzülerek. Sonra..." Duraksadım. "...kendimi buldum bazı cümlelerinde." Aras başını eğdi.
"Bu defter... sadece yazmak için değil. Bir yere bırakmak içinde yazılıştı. Ama kimse bulamaz sanıyordum."
"Ben buldum." dedim kısık sesle. "Ve artık geri veriyorum. Ama yalnızca defteri değil. Anlamaya çalışan biri olarak kendimi de."
Bir süre sustuk. Kuş sesleri bile aramıza girmemek için durdu sanki.
Sonra o beklemediğim bir şey yaptı. Defteri çantasına koydu ama arkasından kapatmadı. Yani... gitmemi istemiyordu.
"Seninle konuşmak zor." dedi. "Çünkü sen beni ciddiye alırsın gibi geliyor."
Bu kadar basit, bu kadar derin bir cümle... Boğazıma düğümlendi.
"Evet. Çünkü alıyorum." dedim.
Başını hafifçe salladı. Sonra parmaklarını birbirine geçirdi.
"Annem bana çocukken hep 'Herkes seni sever ama herkes seni dinlemez' derdi." Gülümsedi acıyla. "Sanırım haklıydı"
O an Aras'ın sadece defterinde değil, gözlerinin içinde de yazılar vardı. Ve ben okumaya başlamıştım artık.
"Beni duyduğun için teşekkür ederim Ayda,"
İsmimi ilk kez söyledi. Ve bu...Beni ağlatmadı belki ama içimi titretmeye yetti.
Bir süre sonra ayağa kalktı. "Yine yazarım. Ama bu kez... birini düşünerek."
"Kimi?" diye sordum.
"Artık onu duyan biri olduğunu bilen biri."
Sonra arkasını döndü, gitti.
Ve ben orada kaldım. Elimde kalbim, gözümde onun sırtında.