Çok çok iyi okumalar 🦢🧚🏻♀️
20.30
Boş duvara bakmaktan sıkıldığımı hissediyordum ki içeri hemşire girdi. Elinde bir tepsi, tepsinin üstünde ise çeşitli ilaçlar ve bir şişe de su vardı. Yanıma yaklaştı aheste aheste. Tepsideki şeffaf ilaç kutusunun içinden bir adet pembe oval minik hap çıkarıp eldivenli elleri ile avcuma bıraktı. Yavaşça dilimin üstüne koydum ama yutmadım. Gitmesini bekleyecektim. Ben deli değildim. Anlamıyorlardı ki bunu.
Hemşire bir süre gözlerini üstümde gezdirdi. İçtiğimden emin olmuş olmalı ki arkasını dönerek odadan çıkmaya yeltendi. Tam o sırada yaklasik birkaç saat önce koridorda karşılaştığım çilli olan soğuk kanlı adamı gördüm. Fazla büyük duruyordu. Kaç yaşındaydı ki acaba? O da gözlerini benim olduğumu hissetmişcesine bana döndürdü. Hala üstümdeki eşofmanlarıma baktım ve omuz siktim. Bu pislik yerde içimden hiçbir şey gelmiyordu. Gözlerimi karşıya, adama çevirdim. Kahve gözlerini ela gözlerime dikti. Bakışları yumuşaktı ama samimi de değildi. Çözememiştim. Ben her sorunu çözerdim ki, çözememek canımı sıkmıştı.
Hemşireye baktığımda adama doğru ilerledi ve ince tiz ve son derece itici sesiyle seslendi. Hayır kadının sesi gayet güzeldi ama siz de her gün bu sesi duyup nefret besleseniz size de böyle gelirdi.
"Reha Saruhan olmalısınız, neden buradasınız?" Reha Saruhan. Duymamıştım daha önce. Duysam aklımda kalırdı, emindim duymadığıma. Hoş bir isimdi.
Adamın bakışları hemşireye düştü. Hemşirenin tavrı onu rahatsız etmişti. Kaşları an ve an çatıldı. Yine de bir şey demedi. Hemşire de susması gerektiğini anlamıştı zaten. Bir baş selamı verdi ve aramızdan ayrıldı. Yanlız ve baş başa kalmıştık. Deli olup bana zarar verme oranı yüzde kaçtı? Oysa deliden çok fazla akıllı ve zeki duruyordu.
Siyah ayakkabılarını bana doğru ilerletmeye başlamıştı ki geri çekilme iç güdüsüyle doldum. Yine de çekilmedim ve bekledim. Ağzımda ki iğrenç tat artık midemi bulandırmaya başlamıştı. İlacı atmam gerekiyordu ki bu adamın yanında yapamazdım. Güvenmiyordum bu adama. Her an gidip söyleyebilirdi ve ben ceza alırdım. Adımlarını bana doğru oynattı ve 5 - 6 santim boşluk bıraktı aramızda. Pekala boyu uzundu. Baya uzundu. Kaç santimdi bu adam? Herneyse ilacı çıkarmam gerekiyordu.
Acele ile tuvalete koşacakken kolumda parmaklarını hissettim. Kolumdan tutup kendine doğru nazikçe çevirdi. Tutuşları kibar ve narindi. Alışık değildim, şaşırdım o an. Kemikli elinin diğerini cebine attı ve içinden bir mendil çıkarttı. Mendili bana doğru uzatmasıyla kaşlarım çatıldı. Bu neydi şimdi? Niye mendil uzatıyordu? Siyah, kare bir mendildi.
"çıkarmalısın. "
Hangisine şaşırmam gerekiyordu? Neyi biliyordu? İlacı nereden biliyordu? Gelen öğürme ile kafamdakileri def ettim ve aceleyle odadaki tuvalete koşturdum. Direk ilacı tükürmemle yere çömelmem bir olmuştu. Bir kaç saniye nefeslendim ve yavaşça ayağa kalkarak sifonu çektim. Mideme gitmeyecekti o haplar. Onların yeri o bok çukurundan başka bir yer değildi.
Arkamda duran ve gölgeme düşen bir gölgeyi farkettim. O adamdı. Odama ve tuvaletime girmiş elindeki siyah ve üzerinde minik, neredeyse gözle görülemeyecek bir beyaz kuğu figürlü mendilini ısrarla bana uzatıyordu.
Önyargılı davranmak istemedim o an. Buraya ait olmadığı belliydi. Kötü davranmamın manası yoktu. Uzattım elimi ve mendili aldım. Memnun bir şekilde minik bir tebessüm gönderdi bana. Gözlerimi kaçırdım ve kafamı eğdim. Hayır kaçırmamam gerekiyordu. Neden böyle oluyordu? Sinirlendim kendime. İyi de ben bu mendili ne yapacaktım?
"İyi de ne yapabilirim ki ben bununla? " Diye sordum. Bir anda sordum. Aptal kafam konuşmamam gerekiyordu. Çünkü her konuşmam da bir hemşireye karşı sert olurdum ve sonu ceza olurdu. Kendime hakim olamıyordum. Elimden alınan mesleğim buydu ki benim. Ben buydum. Mesleğim ve benliğim bu olduğu için defalarca cezalandırılmıştım. Acı verici ve zavallıca.
Konuşmama şaşırmıştı sanırım. İnsan analizimin çok iyi olmasına rağmen bu adamı zor çözüyordum. Yine de şaşkınlık parıltılarını yanlış görmediğime emin gibiydim. Sorgularcasına baktı. "Konuştun? " Bir dakika bu yüzden mi şaşırmıştı? Nereden biliyordu konuşmadığımı? Sorgularcasına baktım yüzüne. Açıklaması gerekiyordu. Belirsizlik sevmezdim. Açıklaması gerektiğinin farkına varmış olacak ki yavaşça dudaklarını oynattı
" Düşüncelerinin farkındayım, rahat olabilirsin. Bazılarını zamanı gelince açıklayacağım. Ama kötü biri olmadığımı bil yeter. Ayrıca lütfen su iç. Mideni hala bulandırıyor olmalı. İyi bak kendine Akça. " Oynatmasaydı ya o dudaklarını kafamı karıştırmaktan başka birşey yapmıyordu. Hayır adımı nerden bildiğini de sorgulamayacaktım. Düşünmeyecekim. Susturdum beynimi.
Benim kendimle savaş verdiğim o esnada arkasını döndü ve yavaşça ayrıldı yanımdan ben ise sadece arkasından bakmakla yetinmiştim.
kısa olduu çünkü dayanamadıımŞQLWAHŞQ ilk bölümde sahneleri çok azdı sadece kızımızın psikolojisine değinmiştim bu yüzden hemen atmak istedim.
veee 3. Bölüm yoldaa. Mutlu kalın. 🤍






