Süreyyanın krizinin üstünden iki gün geçmişti. İki gün boyunca çok sakindi ve hiçbir şey olmamış gibiydi. Cemalle her zamanki gibi gülüp eğleniyor,birbirlerine takılıyorlardı. Üçüncü günde Cemal ve Süreyya odalarında otururken bir asker gelip kapıyı çaldı. "Komutanım. Haydar bey sizi çağırıyor." Süreyya ve Cemal anlamazca birbirlerine baktılar. Yine ne olmuştu acaba? "Tamam geliyoruz." dediğinde asker kapıyı kapattı. Süreyya abisine baktı. "Yine ne yumurtlayacak acaba?" Cemal hafifçe gülümsedi ve önündeki kitabı kapattı. "Yine bir operasyon vardır. Başka ne için çağırır ki zaten bizi?" Süreyya kafası ile onayladı ve abisinin çıkması için kapıyı açtı. Cemal çıktıktan sonra Süreyya da çıktı ve Haydar'ın odasına doğru yürüdüler. Odanın önüne geldiğinde Cemal derin nefes aldı ve kapıyı çaldı. Odadan ses gelmemişti. Cemal kapıyı açıp içeri girdi ve Süreyya da arkasından girdi. Haydar telefondaydı. Para veren biri ile konuşuyordu ve görevin ayrıntılarını alıyordu. Onlara kısa bir bakış attı ve sert bir şekilde koltukları işaret etti. Karşı karşıya oturduklarında telefon kapandı ve Haydar ayrıntıları anlatmaya başladı. Bir adam vardı ve bizi deşifre etmek üzereydi. Hepimizin bilgileri,pozisyonları ve zayıf yönleri elindeydi ve elindeki bu dosyaya erişmemiz lazımdı. Gerekirse de o adamı öldürmemiz gerekliydi. Cemalle birbirimize baktık. Ardından da hafifçe boğazımı temizleyerek Haydar'a döndüm. "Baba. Ya bulamazsak?" "O zaman kendinizi bu ekibe geri dönmemek üzere yok edin." Emir açık ve netti. Ya ölün ya da öldürün. ------------- Adam bir şirketin yönetim kurulu üyesiydi ve bugün iş görüşmelerinin olacağı bilgisi kulağıma gelmişti. Cemal ile bir plan yaparak şirket bilgisayarına sızdı ve kendini iş görüşmesine gideceklerden biri olarak sisteme kayıt ettirdi. Cemal de elektrik işi için gidecekti. Sahte bir belge oluşturdu ve ekipteki adamlardan birini alarak bir araba ve üniforma hazırladı. Süreyya şirkete girdiğinde gözlüğünü çıkarttı ve masaya doğru ilerledi. "Merhaba. Süreyya Yaman. İş görüşmesi için gelmiştim." Kadın bakışlarını Süreyyadan çekerek bilgisayara yönlendirdi ve sisteme giriş yaptı. "Kimlik alabilir miyim?" Süreyya başını salladı ve sahte kimliklerinden birini verdi. Kadın kimliği alıp ona ziyaretçi kartı verdi ve tam önüne dönecekken Süreyya tekrar ona döndü. "Şey bu arada bir şey soracaktım size. Emre bey bana bu işi ayarlamıştı da geldiğinde benim yanıma gel demişti. Acaba odası kaçıncı kattaydı?" Kadın Süreyya'yı süzerek bilgisayara döndü. Demek ki Emre beyin sürekli kadın çağırmasına alışmıştı. "Beşinci katta.Ama şu anda toplantısı var.Biraz beklemeniz gerekecek." "Teşekkürler." diyerek gülümsedi Süreyya ve asansöre doğru yöneldi. İş görüşmesine gelen diğer insanlara baktı ve yüzünde oluşan biraz önceki gülümseme yerini düz bir surat ifadesine bıraktı,ardından da gözlüğünü tekrar taktı. Üstünde bir deri ceket ve sırt çantası vardı. Asansörün önünde durdu ve diğerleriyle birlikte iş görüşmelerinin olduğu kata çıktı. Kata geldiklerinde Süreyya lavaboya doğru ilerledi. Bir kabine girip kapıyı kilitledi ve kulaklığını çıkartıp tekini kulağına taktı. "Abi. Duyuyor musun?" "Süreyya. Evet. Binada mısın?" "Giriş yaptım. Sende durumlar ne?" "Beş dakika içinde oradayım. Elektriğe ulaşmam en fazla on dakika. O katın olduğu asansöre binmen için şirket kartı lazım. Bulacağından eminim. Bulduğunda bana haber ver." "Tamam." diyerek çantamı açtım ve içindeki eldivenleri alıp cebime koydum. Ardından da lavabodan çıkıp etrafa bakındım. Katta kartı çalabileceğim biri olmalıydı. Etrafa bakınırken katta dolaşan bir güvenlik görevlisi gördüm. Gelenlere bakıyordu ama dikkati bir yandan da diğer yerlerdeydi. İşinde iyi görünüyor,kartı ondan öylece alamam. Bakışlarımı gelenler üzerinde gezdirdim. Erkeklerden çok kızlar vardı. Aklıma gelen şeyle birlikte sırıttım ve boş olan bir bekleme yerine doğru ilerledim. Boş yere geldiğimde oturdum ve etrafıma bakındım. Uygun avı arıyordum ve buldum. Gözlerimi kısarak kızı incelemeye başladım. İşe alınmayacaktı yazık. Tiki kız seni. İlk hedef tamam sıra ikincide. Gözümle gelenleri süzüyordum ve bingo. İşe alınmayacak bir kişi daha. Bu sefer bir erkek. Yavaşça ayağa kalktım ve adamın yanına doğru gittim. "Selam. Şuradaki kız senden gözünü alamıyor fark ettin mi?" Adam önce bana baktı. Ardından da kıza. Kıza baktığı gibi gülümsemişti,belli ki kızı beğenmişti. "Öyle mi?" "Öyle öyle.İki saattir buradayım sana bakıp duruyor bence gidip bir konuş." Adam önce bir tereddüt etti. Ardından da benim gülümseyerek kafamı ona işaret etmemle birlikte ayağa kalkıp kızın yanına gitti. Yavaştan yürümeye başladım ve güvenliği izledim. Kızın çocuğu dinleyip bağırması on saniyeydi. Beş saniyesi çoktan gitmişti. Altı...Yedi...Sekiz...Dokuz...Güvenliğin yanına gittiğimde kız çoktan bağırmaya başlamıştı. "NE DİYORSUN SEN BE SAPIK!" Güm. Kızın ağır çantası çocuğun kafasında ve çocuk yerde. Hızla güvenliğe baktım. "Beyefendi kavga çıktı orada." Güvenlik olayın olduğu yere baktığında başkalarının da karıştığını gördü ve hemen müdahale etmek için koştu. Ben de tabiki de sırıtarak arkasından. O olaya müdahale ederken ben çoktan kemerine klipsle bağlı olan kartını alıp özel asansöre hızlı adımlarla yürüdüm. Kimsenin görmemesi için etrafa baktım ve herkes olayla ilgilenirken asansörden içeri girdim ve kartı basarak beşinci kata aynı anda bastım. Kapılar kapanırken sırıttım ve kulaklığıma dokundum. "Abi.İlk adım tamam. Sendeyiz." "On saniye içinde elektrikler gidip gelecek. O sırada acele etmen gerekli." "Anlaşıldı." Gökdelenin beşinci katına çıkan asansör yavaşça durdu.Süreyya kapı açılır açılmaz adımını attı. Kulaklığından Cemal'in sesi duyuluyordu. "Temiz çalış. Dosyayı bulamazsan geri çekil." Adamın odası geniş camlı, prestijli bir köşe ofisti. Kapıyı sessizce açtı.İçeride kimse yoktu.Toplantıda olduğunu biliyordu; bu yüzden hızlı olmalıydı.O sırada da elektrikler gidip geldiğinde onun sırası olduğunu anladı ve odada gezindi.Masanın çekmecelerini açtı.Belgeleri taradı.Sonra duvardaki dolaplara geçti.Aradığı dosya yoktu.Tam masanın altındaki kasayı kontrol edecekken koridordan topuk sesleri duyuldu.Süreyya başını kaldırdı.Ses, ağır ve kendinden emin birine aitti.Cemal'in sesi kulaklıktan geldi. "Süreyya.Acele et geliyor." Süreyya hızlı bir nefes aldı.Dosyanın yerini bulamamıştı ama kaçacak zamanı da yoktu.Kapı bir anda açıldı.Adam içeri girdi ve bir an durdu.Bakışları Süreyya'nın yüzüne kilitlendi. "Sen kimsin?" Süreyya cevap vermedi.Elleri yavaşça yumruk haline geldi.Adam çenesini kaldırdı. "Toplantın bitti demek." Adam bir adım attı. "Güvenliği çağırmadan önce bana doğruyu söyle. Neden odamd-" Süreyya masa lambasını kaptığı gibi adamın yüzüne savurdu.Adam geriye tökezledi.Süreyya atladı.Adam ne yaptığını anlamadan dirseği göğsüne yemişti.Ama adam güçlüydü; sert bir adamdı.Kolundan yakaladı, Süreyya'yı duvara fırlattı. "Kimsin sen?!" Süreyya duvardan sektiği gibi dizini adamın karnına sapladı.Adamın nefesi kesildi.Bir saniyelik boşluk. O sırada Süreyya Cemalin sesini duydu. "Ters bir şey olursa adamı öldür." Süreyya'nın gözleri karardı.O an yüzündeki ifade değişti.Daha soğuk, daha vahşi bir şeyle yer değiştirdi.Adam bunu fark etti.Süreyya hiçbir şey söylemedi.Adamın boğazına atladı.İkisi masanın üzerine devrildi.Masa cam gibi kırıldı.Adam eline geçen bir kalemle Süreyya'nın koluna saplamaya çalıştı ama kız ters bir hareketle bileğini kırdı.Adam inledi. "Ne istiyorsun?! Kim gönderdi seni?!" Süreyya eğildi, adamın kulağına yaklaştı ve fısıldadı: "Konuşmam gerekiyor mu?" Adam bir anda yan masadaki metal zımbayı kaptı ve Süreyya'nın şakağına vurdu. Kız sendeledi.Adam kapıya koşmaya çalıştı.Ama iki adım atamadan Süreyya kolpalağıyla bacağına vurdu.Adam dizlerinin üzerine çöktü.Süreyya arkasından yürüdü.Kızın gölgesi adamın üzerine düştü.Adam nefes nefeseydi. "Lütfen... bekle... Para... teklif-" Süreyya başını yana eğdi.Gözleri buz gibiydi. "Parayla ilgilenmiyorum." Adamın gözleri büyüdü.Kızın dosya için geldiğini o an anladı.Süreyya son darbesini indirmek üzereydi ki...Cemal'in sesi tekrar kulaklıktan geldi: "Temizle orayı. Çık." Süreyya adamın boğazına bastırdı.Adamın tüm direnç gücü bitti.Süreyya yavaşça elini çekti, adam yere yığıldı—nefes alamadan, ses çıkaramadan.Kız ayağa kalktı.Pantolonunun tozunu silerken gözleri duvardaki gölgede bir şey gördü.Kırmızı bir dosya.Aradığı dosya.Süreyya dosyayı aldı ve kulaklığa fısıldadı: "Temiz. Geliyorum." Kapıyı açtı.Son bir kez arkasına baktı.Adam hareketsizdi.Odanın içinde sadece kırık camlar vardı.Ve Süreyya, yüzünde hiçbir duygu olmadan, koridora adım attı. --------------- Gece çökmüş, şehir karanlık camlara kendi ışıklarını vuruyordu. Emir evinde tek başına oturuyor, babasından kalan eski ahşap sehpanın üzerindeki dosyalara bakıyordu.Birden telefon titremeye başladı. Ekranda güvenlik şefi Kaan'ı gördü.Emir hemen iyi bir haber olmadığını anladı.Kaan geceleri aramazdı.Telefonu açtı. "Söyle Kaan." Kaan'ın sesi alışılmadık şekilde sert ve sıkışıktı. "Efendim... şirkette bir kayıp var." Emir'in kaşları hafifçe çatıldı. "Ne oldu?" "Emre bey." Emir bir anlığına nefes alamadı sanırsın.Adı duyduğu anda içinden bir ses kötü bir şey olduğunu söylemişti zaten. "Ne olmuş Emre'ye?" Kaan duraksadı, sonra yutkundu: "Öldürüldü." Kelime odaya bir kurşun gibi düştü.Emir hiçbir şey demedi.O sessizlikte Kaan konuşmaya devam etti. "Olay şirket binasında, kendi ofisinde gerçekleşmiş." Emir ayağa kalktı. Sesi hem buz gibiydi hem de ölüm kadar sakin: "Nasıl öldürülmüş?" "Yakın mesafe. Çok temiz bir iş. Kameralar devre dışı bırakılmış." Emir, pencerenin önüne yürüdü.Şehrin gece ışıkları gözlerine vuruyor, ama yüzünü aydınlatmıyordu. "Kimin yaptığına dair bir iz?" "Net bir şey yok. Ama..." Emir başını hafifçe çevirdi. "Evet?" "Bir kişi koşarak kaçan birini gördüğünü söyledi." Kim?" "Genç bir kadın. Siyaha yakın kıyafetli. Profesyonel gibiydi." Emir'in yüzündeki ifade değişmedi, ama gözlerinin içinde karanlık bir kıpırdanma oldu. "Yüzünü görebilmiş mi?" "Hayır. Çok hızlıymış. Ama..." Yine o tereddüt. "...gözlerini gördüğünü söyledi." Emir'in nefesi bir an kesildi.Sebebini bilmiyordu.Ama bu detay içini titretti. "Nasılmış gözleri?" "Soğuk. Keskin. Sanki birine hesap sorar gibi." Emir sessiz kaldı. Birkaç saniye sonunda konuştu. "O kızı bulun." Kaan hemen cevap verdi: "Ekiplere haber verildi." Telefonu kapatınca odada bir süre nefes almadı. Beyninden bir düşünce geçip duruyordu: "Neden Emre? Neden böyle bir iş?" Emre yıllardır onun en güvendiği isimlerden biriydi.Onun ölümü bir tesadüf olamazdı. Emir pencereye bakarken fısıldadı: "Bu işte bir şey var.Dur bakalım kokusu yakında çıkar." Bunun farkında değildi ama bu ölüm, onu adım adım Süreyya'ya götüren yolun ilk taşıydı.
Bölüm 2
2. BÖLÜM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.