İçeriğe geç

Supernatural : Perfect Hunter

Bölüm 17 · 5 dk okuma

Supernatural : Perfect Hunter

Bölüm 17

Yeni Bir Yuva

Lisno Baratheon, King’in motorunu evinin önüne park ettiğinde aklında tek bir düşünce vardı.

Bu ev artık ona eskisi kadar ait hissettirmiyordu.

Japonya’dan döndüğünden beri Beacon Hills’teki hayatını yeniden kurmaya çalışmıştı. Ailesinin arşivi, eski odası, geçmişinden kalan eşyalar... Hepsi hâlâ oradaydı. Fakat artık günlerinin önemli bir kısmını Winchester kardeşlerle geçiriyordu. Avlara katılıyor, araştırmalara yardım ediyor, bazen de yalnızca sığınağın mutfağında Dean’in kahvesini eleştiriyordu.

Ve garip bir şekilde, kendisini orada daha rahat hissediyordu.

Lisno, odasına girip etrafına baktı. Ardından dolabını açtı.

“Sanırım taşınıyorum.”

Excalibur’un sesi zihninde yankılandı.

Sonunda mantıklı bir karar.

Lisno kaşını kaldırdı.

“Bir insanın kararına biraz daha coşkulu yaklaşamaz mısın?”

İstersen alkışlayabilirim. Ancak ellerim yok.

“Bazen seni duvara fırlatmak istiyorum.”

Bunu daha önce de belirttin. Sonuç değişmedi.

Lisno gülerek başını salladı. Birkaç saat içinde giysilerini, kitaplarını, kişisel eşyalarını ve av malzemelerini topladı. Michael’ın arşivini ise olduğu gibi bıraktı. Orası yalnızca bir araştırma odası değildi. Ailesinden geriye kalan son büyük parçaydı ve Lisno onu korumaya devam edecekti.

King’in arkasındaki çantalara son eşyalarını yerleştirdiğinde telefonunu çıkardı.

Lisno: Winchester kardeşler. Sığınağınızda boş bir oda var mı?

Cevap Sam’den geldi.

Sam: Var. Neden sordun?

Lisno: Çünkü taşınıyorum.

Birkaç saniye sonra Dean aradı.

“Bir dakika. Sen az önce gerçekten taşınıyorum mu dedin?”

Lisno motosikletinin üzerine yaslandı.

“Hayır Dean, sana yeni bir kelime öğretmek istedim.”

“Çok komik. Peki, nereye taşınıyorsun?”

“Sığınağa. Eğer boş odanız varsa.”

Dean’in sesi bir anlığına değişti. Şakacı tavrının altında gerçek bir memnuniyet vardı.

“Tabii ki var. Hatta en iyi odayı ayırıyorum.”

Sam’in uzaktan gelen sesi duyuldu.

“Dean, en iyi oda benim çalışma odamın yanındaki oda!”

“İşte bu yüzden en iyi odayı ben ayırıyorum, Sammy!”

Lisno kahkaha attı.

“Yarım saate oradayım.”

Telefonu kapattıktan sonra King’in motorunu çalıştırdı.

Bu kez sığınağa bir av için gitmiyordu.

Oraya yerleşiyordu.

---

Sığınağın kapısı açıldığında Sam karşısında kaskını kolunun altına sıkıştırmış, birkaç çanta taşıyan Lisno’yu buldu.

“Gerçekten yaptın.”

“Fikrimi değiştirmemi mi bekliyordun?”

“Hayır. Sadece Dean’in bu kadar mutlu olmasını beklemiyordum.”

Koridorun diğer ucundan Dean’in sesi yükseldi.

“Seni duyabiliyorum, Sam!”

Dean birkaç saniye sonra göründü. Lisno’nun çantalarına baktı, ardından ona.

“Bunların hepsi mi?”

“Hayır. Bir kısmı Japonya’da kaldı. Bir kısmı da Beacon Hills’te.”

Dean başını salladı.

“Güzel. Çünkü burada yeterince yerimiz var. Ayrıca mutfakta benim kahveme dokunmak yasak.”

Lisno çantalarından birini ona uzattı.

“Daha ilk dakikada kurallar mı koyuyorsun?”

“Benim evimde...”

Sam öksürdü.

“Bobby buranın kendisine ait olduğunu söylüyor.”

Dean gözlerini devirdi.

“Tamam, bizim evimizde.”

Lisno gülümseyerek çantasını Dean’in eline bıraktı.

“Böyle daha iyi.”

Dean çantayı aldı. İçinin beklediğinden ağır olduğunu fark edince kaşlarını çattı.

“Bunun içinde ne var, tuğla mı?”

“Kitaplar.”

“Kitaplar insanı öldürebilir, biliyorsun.”

“Senin gibi birini belki.”

Sam kahkahayı bastıramadı. Dean ise Lisno’ya baktı ve istemsizce gülümsedi.

Bu kadının son sözü söyleme konusunda doğuştan gelen bir yeteneği vardı.

Ve Dean, bundan şikâyetçi değildi.

---

Lisno’ya ayrılan oda sadeydi. Bir yatak, çalışma masası, dolap ve birkaç raf. Fazlasına ihtiyacı yoktu. Çantalarını yerleştirmeye başladı; kitaplarını masaya dizdi, av malzemelerini düzenledi ve katanaları için uygun bir alan ayarladı.

Dövme hâlindeki silahları teninde sessizce bekliyordu.

Fakat odada eksik olan bir şey vardı.

Lisno bileklerine baktı.

“Pekâlâ. Artık çıkabilirsiniz.”

İki kırmızı kurdeleli kunai dövmesi hafifçe parladı.

Sonra odanın ortasında iki küçük köpek belirdi.

Baby Knives!

İkisi de önce Lisno’ya baktı. Ardından birbirlerine, sonra da açık kapıya.

Ve bir anda koridora fırladılar.

“Hayır, hayır, hayır! Sığınağı keşfetmeye çıkmıyoruz!”

Lisno arkalarından koştu.

Çok geçti.

İlk yavru merdivenlerden aşağı indi ve tam mutfağa ulaştığında Sam’in ayaklarının dibinde durdu. İkincisi ise Dean’in odasının kapısından içeri dalıp yatağının üzerine sıçradı.

Dean elindeki kahve kupasıyla donakaldı.

Yatağında iki küçük köpekten biri oturuyordu.

Diğeri ise koridorda Sam’in ayakkabısını kemirmeye başlamıştı.

Dean yavaşça başını çevirdi.

“Lisno.”

“Evet?”

“Bana neden iki köpek getirdin?”

“Getirmedim. Kendileri geldi.”

“Bu, açıklama değil.”

“Onlar Baby Knives.”

Dean kupasına, köpeğe, sonra yeniden kupasına baktı.

“Silahlarının adı gerçekten Baby Knives mı?”

Lisno kollarını kavuşturdu.

“İsimleriyle ilgili bir sorunun mu var?”

“Hayır. Sadece iki küçük köpeğin ölümcül kunai olabileceğini sindirmeye çalışıyorum.”

Sam sonunda ayakkabısını kurtardı ve yavruyu kucağına aldı.

“Bunlar senin silahların mı?”

“Benim silahlarım değiller, Sam. Ailem.”

Lisno’nun sesindeki değişim küçüktü ama belirgindi. Sam bunu fark etti. Dean’in yüzündeki alaycı ifade de bir anlığına kayboldu.

Sonra Dean yatağındaki yavruya baktı.

“Peki, ailen benim yatağımı neden işgal etti?”

Yavru cevap olarak onun yastığına kıvrıldı.

Lisno kahkaha attı.

“Sanırım senden hoşlandı.”

“Harika. Artık kendi yatağımda misafirim var.”

Biri kahveni de çalarsa şaşırma, diye araya girdi Excalibur, yalnızca Lisno’nun duyabileceği şekilde.

Lisno gülümsemesini gizlemek için başını çevirdi.

Dean gözlerini kıstı.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Bir şey düşündün.”

“Bunu kanıtlayamazsın.”

Dean başını iki yana salladı.

“Bu sığınakta aklımı kaybedeceğim.”

---

Akşam yemeğinde Baby Knives masanın çevresinde bir aşağı bir yukarı koşuyordu. Sam onlara küçük bir şeyler hazırlamıştı. Dean ise birinin tabağından yiyecek çalmasına izin vermemek için nöbet tutuyordu.

Başarısızdı.

Bir yavru Dean’in dikkatini dağıtırken diğeri tabağından bir parça et kaptı.

“Hey! O benimdi!”

Lisno gülmekten konuşamıyordu.

“Avcı reflekslerin nerede, Winchester?”

“Bir yaratığı yakalamakla iki tüylü suçluyu yakalamak aynı şey değil!”

Sam, köpeklerden birini severken başını kaldırdı.

“Bence buraya alışmaları uzun sürmeyecek.”

“Benim alışmam daha uzun sürecek,” diye söylendi Dean.

Ama birkaç dakika sonra Baby Knives’tan biri Dean’in botunun üzerine başını koyup uyuyakalmıştı. Dean onu kaldırmak için eğildi, sonra vazgeçti.

Lisno bunu fark etti.

“Ne oldu? Kovmayacak mısın?”

Dean ona bakmadan cevap verdi.

“Uyuyor.”

“Ve?”

“Uyuyan bir köpeği uyandırmam.”

Lisno’nun gülümsemesi yumuşadı. Dean’in bütün o alaycı tavrının altında, canlılara karşı saklayamadığı bir şefkat vardı. Bunu daha önce avlarda da görmüştü. Şimdi ise çok daha küçük, çok daha sıradan bir anda yeniden fark ediyordu.

Belki de insanı tanımak için her zaman büyük fedakârlıklara ihtiyacı yoktu.

Bazen tek gereken, birinin uyuyan bir köpeği uyandırmaya kıyamamasıydı.

---

Gece ilerlediğinde Lisno odasına döndü.

Kapıyı kapatır kapatmaz iki yavru da peşinden içeri girdi. Biri yatağın üzerine sıçradı, diğeri ise ayaklarının dibine uzandı. Lisno üzerini değiştirdi, yatağın kenarına oturdu ve ikisini de okşadı.

“Sanırım burayı sevdiniz.”

İki küçük kuyruk aynı anda sallandı.

“Pekâlâ. Ama kurallarımız var. Araştırma odasına izinsiz girmek yok. Dean’in kahvesini çalmak yok. Sam’in kitaplarını kemirmek yok.”

Koridordan Dean’in sesi geldi.

“Benim kahvemi özellikle vurgulamana gerek yok!”

Lisno gülerek kapıya seslendi.

“Senin kahven zaten korkunç!”

“Yarın sabah sana gerçek kahvenin ne olduğunu göstereceğim!”

“Sabırsızlıkla bekliyorum!”

Ayak sesleri uzaklaştı.

Lisno yeniden yatağına oturdu. Bir zamanlar ev dediği yer, kaybettikleriyle doluydu. Şimdi ise yeni bir oda, yeni dostlar ve koridorda tartıştığı bir Winchester vardı.

Her şey düzelmiş değildi.

Geçmişi hâlâ onunla birlikteydi. Avlar bitmemişti. Tehlikeler de.

Ama bu kez kapısını kapattığında yalnız değildi.

Excalibur’un sesi zihninde belirdi.

Görünüşe göre yeni bir yuva buldun.

Lisno, iki küçük kunai dostuna bakarak gülümsedi.

“Hayır, Excalibur. Sanırım hepimiz bulduk.”

Ve sığınağın sessiz koridorlarında, Winchester kardeşlerin yeni ev arkadaşı için hayat yeniden şekillenmeye başladı.

Üstelik Dean Winchester’ın yatağını çoktan ele geçirmiş iki küçük suç ortağıyla birlikte.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.