"Mesela beni öpmesi istesem?"
Minho'nun bakışları dudaklarıma düştüğünde aynı benim gibi "Eğer istiyorsan..." diye fısıldamıştı.
Kabul etmişti! Tanrım, Minho beni öpmeyi kabuk etti!
"İ-isterim." Heyecanlandığım için sesim titremişti.
Elini boynuma sardı. Zaten sonra da dudaklarımızı birleştirdi. Uzun zamandır hayal ettiğim şey gerçekleştiği için başım dönmüştü bir anlığına. Gözlerimi kapatıp tişörtünün yakasında olan elimi ensesine atıp kendime daha çok çektim. O benim alt dudağımı emerken ben onun üst dudağına aynı şeyleri uygulamıştım.
Içim içime sığmıyordu, şuan Minho ile öpüşüyordum. Imkansız gibi gördüğüm şey şuan gerçekleşiyordu.
Minho bir elini belime atarak kendine doğru çekmişti beni. Bacaklarının arasında olan ayağımın yanına diğeri de eklenmişti, onunda yardımı ile tek dizine yan bir şekilde oturmuştum.
Dilini dudaklarımda hissettiğimde istediği şeyi anlayıp dudaklarını aralamıştım. Dişlerime ve damağıma vuran sıcak dilini kendi dilime doladım. Dillerimizi birbirine sürttükten sonra zaten ağzımda olan dilini emmiştim. Karşılık olarak ondan mırıldanma kazanmıştım.
Birkaç saniyeliğine dudaklarımızı ayırmış fakat hemen sonrasında tekrar birleşmişti. Bu sefer de üst dudağımla ilgilenmeye başlamıştı lakin hareketler daha da sertleşmisti öyle ki ona yetişemiyordum bile.
Nefesim tükendiğinde kendimi geri çekmiş ve ayrılan dudaklarımızdan ıslak bir ses çıkmasını sağlamıştım. Başımı onun omzuna yaslayıp hızlı hızlı nefes almaya başladım. Onun nefesleri boynuma çarpıyordu. Daha iyi olduğumda kafamı kaldırıp şişmiş dudaklarına baktım. Hâlâ daha çok şaşkınım, dudaklarını o hâle getirenin ben olduğuma inanamıyordum.
"İneceğiz şimdi." Minho'nun fısıltısı aramızdaki sessizliği bozmuştu. İneceğimiz için dizinden kalkıp eski yerime oturdum. Ne ara dönme dolap iki kere dönmüştü?
Bulunduğumuz kabin zemine yaklaşınca alet durdu ve önce ben sorna Minho olmak üzere indik.
Daha sadece Jeongin ve Felix inmişti. Onların yanına geçtiğimizde ikisinin de bakışları dudaklarımızda oyalanmıştı. Onlara hiçbir şekilde bahsetmediğim için şaşkınlardı. Minho bakmadığı bir zaman dudaklarımı oynatıp 'anlatacağım' diye fısıldadım. Diğerleri de geldiğinde bizi görmüşler ve doğal olarak garipsemişlerdi. Sacede Yeonjun pis bir şekilde sırıtmış, yanından geçerken bana 'seni gidi' diye parmak sallamıştı. Çok utanç verici dakikardı benim için.
Yakın olan otobüs durağına geçip bineceğiniz otobüsü beklemeye başlamıştık. Şansımıza çok beklememiştik.
Minho ile ne yolculukta ne de eve gittiğimizde konuşamamıştık.
Eve gittiğimizde annem bize yemek hazırlamıştı, biz yemek yerken onlar çay demlemiş, yemeği yedikten sonra balkonda iki aile geç saate kadar çay içip biz evde yokken yaptıkları tatlıyı yemiştik.
Şimdi ise herkes yatmıştı ve muhtemelen uyuyorlardı. Bizim konuşma işimiz yarına kaldı. Uyumadan önce yarın yapıcağım itirafımı kafamda planlardım bende.
Bizimkiler gruba mesaj atmıştı ve benden açıklama bekliyorlardı. Bu yüzden şuan uyumak yerine onlarla konuşuyordum.
***
Jeongin
Evet
Seni dinliyoruz Jis
Siz
Şimdi şöyle
Minho ile lunaparka öpüştük:))))
Felix
Yemin et
Biz nasıl anlamadık ya
Sen anladın mı Hyunjin
Hyunjin
Şuan şaşkın bir şekilde ekrana bakıyorum
Nasıl yani öpüşmüşler mi
BU NASIL OLABİLİR
Jeongin
Jisung'cum salak mısın??
Siz
Izin vermediniz ki anlayayım
Onlar bize geleli neredeyse iki hafta olucak
Bende bir süredir seviyorum işte
Yeonjun
Insan bir söyler amk
Siz
Sorry aklımdan çıkmış
Dönme dolapta ne olduğunu anlatacağım şimdi
Changbin
Bekle anlatma
Yeonjun
Tam en iyi yerinde
Ne oldu
Changbin
Çişim geldi
Bekle Jisung
Iki dakikaya geliyorum
(Changbin çevrimdışı)
Seungmin
Anlat sen o gelince okur
Siz
Neyse
Ben ona trip atıyordum
AMA SORMAYIN NEDENINI UNUTTUM ÇÜNKÜ
Işte kendini affettirme için istediğini yapacakmış öyle dedi
Bede beni öpmesini istedim
Jeongin
Helall
Siz
💅
Bu kadar gençler
sonrası bende kalsın
Changbin
KÖPEK
Beklemedin anlattın mı
Puu yazıklar olsun
Siz
Zorladılar beni!!
Changbin
Siktir git
Uyuyom ben
Felix
Iyi geçeler😴
Changbin
Sanada iyi geçeler
Siz
Bende yatacağım
Görüşürüz
***
Telefonu kapatmadan önce saate baktım, üçe geliyordu. Şimdi uyuyana kadar yarının hayalini kurma vakti. Yastığıma sarılıp gözlerimi kapattım.
Odanın kapısı açıldığında kapattığım gözlerimi açıp karanlığa baktım. "Jisung, uyudun mu?"Duyduğum ses ile yatakta doğruldum. "Minho?"
Uyanık olduğumu anladığında içeri girmiş ve kapıyı ardından kapatmıştı. Ben de bu sırada yani başımda bulunan gece lambamı açmıştım. Yanıma oturduğunda ikimizde sessizce birbirimize baktık. Galiba sabah değil de şimdi konuşacaktık.
"Ben bugün onlarla ilgili konuşacağım." Onu dinliyor olduğumu görünce konuşmaya devam etti. "Aslında sabah gelicektim fakat uyuyamadım... Seni seviyorum Sünger Bob." Rahatlamış gibi nefesini verip konuşmanın başından beri ellerinde olan bakışlarını bana çevirdi.
Çok heyecanlanmıştım. Kalbimin atış sesini kulaklarımda duyuyordum. Ona sadece 'seni seviyorum' diyecektim ama bir türlü ağzımı açıp da konuşamıyordum. Konuşacak gücü kendimde bulamayınca sarılmaya karar verdim.
Kollarımı boynuna doladığımda hemen karşılık vermişti.
"Bende seni seviyorum Minho." Fısıldasam bile odada başka bir ses olmadığı için beni duymuştu. Kollarını daha da sıklaştırdı. Geriye çekilip heyecanla "Beraber uyuyalım mı?" Diye sordum. O da aynı benim gibi heyecanla kafasını salladığında gülümsemiş, elini tutup yanıma çekmiştim. Ikimizde yattığında lambayı kapattım. Kollarımı Minho'ya sardım ve kafamı boynuna gömdüm. Çok geçmeden saçlarında elini hissettim.
Hâlâ daha inanamıyordum. Sanki sabah kalktığımda her şey rüya olucakmış gibi geliyordu.
——–

Pek olmadı sanki? Böyle şeyleri pek beceremiyorum galiba😔 Aslında 16. bölüme kadar öpüşme falan olmayacaktı ama bir baktım, yazmışım.
Neyse, görüşürüz👋

