Herkes yatağına geçmiş uyumuştu… sabah olduğunda Herkes bir köşeye çekilmiş, olanları sindirmeye çalışıyordu. Mutfakta Bella kek karıştırıyor, Kardelen kitap okuyormuş gibi yapıyor ama gözleri sürekli Serhat’ın üzerinde geziniyordu. Osman ve Emre, koltukta sessiz bir şekilde oturuyordu. Mardinli ise tavanı izliyordu, sanki orada cevap varmış gibi.Serhat, odanın bir köşesinde duvara yaslanmış, gözlerini kapamıştı. Sessizlik… o kadar gürültülüydü ki başım ağrımaya başladı. Ayağa kalktım ve Serhat’ın yanına yürüdüm.“Kalk,” dedim kısık bir sesle.Gözlerini açtı ama konuşmadı. Kolundan tuttum, kimseye bir şey demeden onu alt kata, depo gibi bir odaya götürdüm. Kapıyı kapadım. Gözlerine bakmadan duvara döndüm.“Biz…” dedim ve yutkundum. “Hakikaten kimi öldürdük?”Serhat’ın yüzü dondu. Sessizlik. Sonra arkamdan gelen sesi duydum:“Ne demek istiyorsun?”Yavaşça arkamı döndüm. Gözlerinin içine baktım.“Niye öldürdük?” dedim. “Ne almak için öldürdük? Birilerini kurtarmak mıydı? Bir şey kazanmak mıydı? Biri mi öldürmemizi istedi? Yoksa… biz sadece intikam mı aldık?”Serhat başını eğdi. Derin bir nefes aldı.Olayı anlatamam ama“Biz kimseyi rastgele öldürmedik Irmak.”“Sistem öyle demiyor.”“Çünkü sistem kime suçlu diye işaret ederse, o suçludur. Adalet artık onların oyuncağı.”“Peki biz… neden oynadık o oyunu? 15 kişi diyorlar Serhat. On beş insan. Ya hepsi suçsuzsa?”Gözlerimin içine öyle bir baktı ki… boğazıma bir şey düğümlendi.“Bize verilen listedeki insanlar, sisteme çalışıyordu. Çocukları kaçırıyor, düşünce suçlularını işkencede öldürüyor, bilgi sızdırıyorlardı. Ama bunu asla üstlerine yıkamıyorduk. Devlet onları koruyordu. Ve biz de bu oyunu bitirmek için başladık.”“Bana neden söylemedin?” dedim. Sesim çatladı. “O dosyaları neden bana eksik verdiniz?”“Çünkü sen o zamanlar hâlâ sistemin içindeydin. Sana tam gerçeği versek… ya bizi ele verseydin?”İçim parçalandı. Korkudan değil. Güvenden.“Ben… size yardım ederdim,” dedim.Serhat başını salladı.“Biliyorum. Ama zamanla görmek zorundaydın. Şimdi görüyorsun.”Yutkundum. İçimdeki sessizlik yankılandı.“Biz devrimi başlatan taraf mıyız Serhat? Yoksa sadece daha karmaşık bir savaşın piyonları mıyız?”Serhat gözlerini kaçırmadı.“Henüz bilmiyoruz. Ama eğer savaş varsa… ben seninle aynı cephedeyim.”Kelimeler yetmedi. Kalbim ağzıma geldi.Ve o an, yukarıdan Osman’ın sesi yankılandı:“Serhaaaat! Irmak! Aşağıda ne yapıyorsunuz lan! Çocuk yapacak yaşta mısınız siz?!”Serhat kahkaha attı. Ben alnımı duvara yasladım.“Gerçekten… bu evde ciddiyet ne kadar sürüyor, 30 saniye mi?”Yukarı çıkmadan önce bir kez daha Serhat’a döndüm.“Eğer birini daha öldüreceksek…”“Öldürmeyeceğiz,” dedi. “Bu kez kurtaracağız.” “Peki son bir soru soracağım ama cevap ver” “tamam vereceğim” “Olay ne neden öldürdük”. “Irmak üzülürsün”. “ya üzülürsem üzüleyim”. “Tamam olur dinle o zaman” dedi ve beni kolumdan yavaşça çekip koltuğa oturttu. “Senin baban eskiden Draxen korn için çalışıyordu. Hatta bir tek senin baban değil, çoğu çocukta böyleydi. Başkan ilk önce ebeveynleri ‘ODESON’ adı verilen merkezlere götürürdü. Hatta bazen çocukları bile. Biz ikimizi de götürdü Irmak.” Dediği anda “ne” dedim sesim biraz yüksek çıkmış olacakki Kaan yanımıza geldi. Serhat ona git işareti yapına yanımızdan gitti. “Tamam anlat” “Draxen bizi ve ailemizi orada tuttu.” “Peki bize orada ne yapıcaktı ki”. “İnsanların beyinlerini çıkarıp yerine çipler takacak Bizim Ona yani Draxen’e itaat etmemizi sağlayacaktı.” Dedi ve şakaklarımı ovmaya başladım. “Peki sonra” “biz seninle aynı oda da kalıyorduk bu yüzdende seninle planlar yaptık” “bir dakika sen herşeyi nasıl hatırlayabiliyorsun” dediğim anda Bella “haydi kekler hazır gelin de yiyelim” Sese aldırmadım. “Peki sonra ne oldu?” diye sordum ve ellerimi saçlarımın arasından geçirerek başımı geriye yasladım.Serhat bir süre sustu. Gözlerini kaçırdı. Sonra dudaklarının kenarı titredi, derin bir nefes aldı.“Baban… anneni mantı yüzünden öldürmedi, Irmak.”O an zaman durdu sanki. İçimde bir şey düştü, yere çarptı ama sesini ben bile duyamadım.“Ne… ne dedin sen?” diye fısıldadım. “Baban başkan Draxen den emir alıyordu. Hatta herkese bir görev listesi veriyordu ki kimin ona yani kendisine itaat edip etmediğini anlasın” dediği anda ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. “Ne yani babam annemi görev denen sikim yüzündenmi öldürdü”.
Serhat
“Ona babasının aslında yaşadığını ölmediğini, zaten annesini öldürmek için zaman kolladığını söylemelimiydim. Hayır zaten şu an şokta söylememeliyim”
Irmak
“Şu an babam yaşamıyor değil mi” diye sordum. Bana uzunca bir baktı. “Yaşamıyor merak etme”. Rahatlar gibi bir nefes verdim. Bella hala “ya haydi sizi mi bekleyeceğiz biz burada” diye bağırıyordu. Ayağı kalkıp yukarı doğru çıktım