O zaman kendimi çaylak veya acemi bir dedektif olarak tanıtırdım zira çok tecrübeli sayılmazdım fakat kendini deneyimli olarak bilenler sayesinde kendimi beceriksiz görmekteydim. Ancak bu anlatacağım cinayeti kendim çözdüğümden bu alanda beni uzman sayarak aşağılayıcı lakaplar takmaktan vazgeçtiler...
Cinayet
Bir dedektif bürosunda çalışıyordum. Kimyagerlik okuduğumdan, gelen kanıtları incelemem adına işe alınmıştım. Bir gün masamın olduğu yere en anlaşabildiğim dedektif gelerek bana bir dava almak isteyip, istemediğimi sordu. Büyük memnuniyetle kabul ettim. Olay yerini söyledi; Porsuk Çayı. Bu ismi hiç unutamayacağım. Arabamın anahtarını masamın üzerinden alarak yola koyuldum. Yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuktan sonra Porsuk Çayına ulaştım. Geldiğimde çalştığım büronun olay yeri inceleme ekibinden biri yanıma gelip görevli dedektif bensem, kadının dosyasını doldurmamı söyledi. Uzattığı dosyayı alarak göz gezdirdim. Ardından dosyayı arabamın içine attım. Bana bir kimlik verilmişti o kimliği sorana kimliğimi göstererek cesetin yanına gittim. Öldürülüp atılmış gibi duruyordu yine de kimseye bir şey söyledim. Nihayet gerekli incelemeleri bitirdiğim sırada ekipten biri gelerek bu günlük bu kadar çalışabileceğimi söyledi. Herkesin toparlandığını gördüğümde ikna olup dinlenmeye karar verdim. Yanlız yaşadığım eve gittim ve kendimi yatağa bıraktım. Yatığımda saat sekizdi, uyandığımda saat beşti. Mesaim saat birde başlıyordu.