- DRAKE ❤️🩹
Eli elimi tuttuğunda parmak uçlarımdan göğsüme kadar bir ürperti hissettim.Sıcak ve tatlı bir ürperti.Simsiyah saçları,ela gözleri,çıkık köprücük kemikleri...o kadar güzeldi ki.Ona saatlerce bakıp içinde kaybolmak istiyordum.Ama hayır zaten yakında gidecek.Bu yüzden ona bağlanmamalıyım.Bu farkındalıkla elimi ondan biraz hızlı çekmiş olacağım ki yüzüme bu hareketime anlam verememiş gibi baktı.Ahh hadi ama kızın dikkatini kendine değil başka şeylere çekmelisin Drake.Konuya nereden girsem diye düşünme söyle işte bir şeyler.Tanrım neden bu kadar stresliyim ki.Tamam konuşacağım.
"Ben doğduğumdan beri annemle birlikte burada yaşıyoruz.Burası onun odası."dedim ve duvara asılı mızrakların yanına yürüdüm."Bu mızrakların üzerindeki desenleri annem işledi.Kendisi gerçekten yetenekli bir kadın"sonrasında bir fısıltı kadar sessizce ekledim "Keşke anneliği de öyle olsa"Ama olmayınca olmuyordu işte.Belki de herkes anne olmamalıydı.Aslında ben küçükken çok güzel anılarımız olurdu.İkimizin de herşeye rağmen güldüğü,anne sevgisini içimde hissettiğim zamanlar.Ama sonra ne olduğunu anlamadığım bir şekilde benden uzaklaşmaya başladı.Bunun benimle ilgili olduğunu sanmıyorum ama sanki hayattan bezmiş gibiydi.Sanki etrafına buzdan bir kabuk örmüştü.Ona ne olduğunu sorduğumda hep kabuğuna daha çok çekildi.Bana hiç bir şeyi anlatmadı.En küçük bir şeye bile sinirlenmeye başladı.Ona üzülüyor muydum kızıyor muydum bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey vardı biz bir daha asla eskisi gibi olamadık.
"Gerçekten çok güzellermiş" dedi.Sonra ayağımızın dibindeki sandığı gösterdi"Bunun içinde ne olduğunu biliyor musun?"
"Hayır bilmiyorum.Zamanında içinde ne olduğunu ben de merak ettim ama annem bunun sözünü açtığım an sessiz kalmayı tercih etti.Çoğu şeyi kendi içinde yaşayan bir kadın.Bana fazla şey söylemez.Ben de üstüne çok gitmem,eğer gidersem gördüğün gibi agresifleşebiliyor."
"Anladım.Ama yine de sonuçta o senin annen.Bazen sana yükselsede eminim seni çok seviyordur.Umarım aranız daha iyi olur" dedi ve omzumu sıvazladı.Ona kendisini bana dokunabilecek kadar rahat hissettirmem hoşuma gitmişti.Keşke ben de elimi onun yumuşacık duran saçlarının arasından geçirebilseydim diye düşündüm.
"Hadi bana diğer yerleri de göster yoksa şuracıkta uyuyakalacağım."
"İstersen daha sonra gezdiririm.Yani hiç gezdirmeye bilirim de.Gösterilecek çok fazla yer yok.
Tek istediğim sadece seninle biraz vakit geçirmek
Of zaten bu benim aptallığım.O kadar yoruldun bir de üstüne geliyo-"
"Of Drake gerçekten sorun değil.Onu söyleyen dilimi arılar soksun.Kendini bu kadar kasma.Hadi gidelim" dedi ve kapıya doğru yöneldi.Ben de arkasından yürüdüm.
Bir iş yapacaksın batırıyorsun.Beceriksiz.Bir şeyi de düzgün yapsan şaşarım.Aptal.Aklını kullanmıyorsun.Biraz acımasız olmalısın.Hayır.Yapamam.Senden hiç bir şey olmaz.
Sus!
Sus!
Sus!
Sonunda sustuklarında sımsıkı yumduğum gözlerimi açtım.Alberta bana bakıyordu.Hayır bana öyle bakma lütfen.Bana acıyormuş gibi bakma.Kendi istediklerimi yapabilirim.Kendi başımın çaresine bakabilirim.
Ben güçlüyüm...
Ben güçlüyüm...
Ben güçlüyüm...
HAYIR DEĞİLSİN
YETER !
Daha fazla gözlerine bakamadım.Benden konuşmamı bekliyordu.Gözleri kadar yumuşak bakıyordu ki kendimi açıklama gereği hissettim.
"Şu sıralar kendimi pek iyi hissetmiyorum.Bunu sana da yansıttıysam üzgünüm.Sanırım biraz fazla üstüme geliyorum.Geliyor."
"Hayır önemli değil.Kendini bu konuda kötü hissetmeni istemem." dedi ve o adımını atmadan nazikçe önüne geçtim.Sonuçta evi gezdirecek kişi bendim.Yanından geçerken tuz ve yasemin kokusu burnuma doldu.Bir daha asla duyamayacağımı düşündüğüm bu kokuyu zihnime kazıdım.Eski tahta kapı gıcırdayarak açıldı."Aslında kapıya gerek bile yok çünkü buraya genelde kimse gelmez.Senin gibi davetsiz misafirler dışında.Sadece annemle biz varız.Annem de benimle çok fazla konuşmadığı için genelde yalnızım." ama sen bana iyi gelebilirsin.Birlikte vakit geçirirsek yalnızlığımı seninle giderebilirim.Alberta ne güzel de bir isim değil mi?...
Ama hiç bir şey demedi.
.........................................................................
-ALBERTA 🖤🦢
Sonunda kapıdan çıktığımızda sol tarafımda geniş bir koridor uzanıyordu.Yerlerde soğuk kumlar vardı.Duvarın iki tarafına da tek tük fenerler asılmıştı.Buraya geldiğim yer.O anı tekrar hatırlayınca aklıma geride bıraktığım ailem ve dostlarım geldi.Hayır şimdi duygulanmamalısın.Onları bulacaksın ve bulduğunda artık zengin olacaksınız.Hiç bir zaman ümidini kaybetme.
Sağ tarafıma baktığımda ise görünürde üç kapısı olan,diğerine göre daha kısa bir koridor uzanıyordu.İki tarafında duvarlarında da boyum kadar, derin kemerler vardı.Biraz yaklaştığımda kenarlarında girintili çıkıntılı işlemeler olduğunu gördüm.Yeleleri uçuşan bir at,kanadı kırılmış bir kadın,yıkıntıdan kalan enkaz parçaları ve küçük bir bebek.Anlamlandıramadığım bu desenler gerçekten çok güzel görünüyordu.
Drake'e bakmıyordum ama yanımda durduğunu hissediyordum.Şu an ortam o kadar sessizdi ki nefes alışverişlerişini duyabiliyordum.Bu durum biraz rahatsız ediciydi.Bunu anlamış olacak ki yanımdan hızla çekildi ve koridordaki ilk kapının önünde durdu.Yanına gittim ve birlikte odanın içine girdik.
"Burası annemin rölyeflerini yaptığı çalışma odası."
Küçük bir odaydı.Odada,yerde duvara dayanmış bir sürü taştan yapılmış tablo,geniş bir masanın üzerinde dağınık bir şekilde duran tornavida,zımpara kağıdı,hamur,pense vb.eşyalar ve sol köşede bordo rengi bir koltuk vardı.Odanın havası daraltıcıydı.Toz taneciklerinin havada dolandığını görebiliyordum.Bunun sebebi renklerin hep koyu olması da olabilirdi.
Ben odayı incelerken Drake koltuğa oturmuş,bana bakıyordu."Eee sormak istediğin bir şeyler mi var?"
Drake'le konuşabileceğim başka bir zaman olmayacağını düşündüğüm için aklımdaki soruyu sordum."Var ama sizinle ilgili değil.Bana bu Goldgeist krallığı hakkında bildiklerini anlatır mısın?" dedim ve yanına oturdum."Aslında bununla ilgili pek bir şey bilmiyorum ama söylentilere göre bu krallık uzun zamandır var ve en zengin zamanlarını 15 yıl önce yaşamış.O zamanlar birbirinden ayrı yaşayan bir çok topluluk vardı.Onların altınlarını aldı.Yetmedi yeryüzünde yaşayanların da her şeyini sömürdü.Kral Kendrick çok küstah,gaddar ve olaylardan da anlayacağın üzere paragöz bir insan.Kralın karısı kraliçe Ariana yakın zamanda öldü.Şu anda kendisinin ağır bir hastalık geçirdiğini duydum.Eğer ölürse onun yerine tahta oğlu Arthur geçecek.Arthur hakkında pek bilgim yok.Sanırım halkla haşır neşir olmayı seven biri değil.Tüm bildiklerim bu kadar."
Hayal meyal gelen bu konuşmayı dinlerken gözlerimin kapandığını fark etmemiştim.Acmaya çalıştım ama olmayınca kapalı kalmalarına karar verdim.Oturduğum koltuğa iyice yerleştim ve uykunun kollarına kendimi bıraktım.
....................................................................
~ DRAKE❤️🩹
Anlatmam bitince Alberta'ya döndüm fakat gözleri kapalıydı ne ara uyuduğunu anlamadım.Çok yorulmuş olmalı.Yerinde kıpırdandığında başı düşecek gibi oldu,hemen tuttum.Bir elimi koltuk altından,diğer elimi bacaklarının arasından geçirdim ve onu yavaşça koltuktan kaldırıp benim odama götürdüm.Annem buraya geleceğini söylemişti ama şu an görünürde yoktu.Neyse şu an onun nerede olduğunu düşünemeyeceğim.Hala kucağımda olan Alberta'yı yatağa yatırıp,üzerini örttüm.Uyurken o kadar narin görünüyordu ki,siyah bir kuğuya benziyordu.Kendime engel olmaya çalıştım ama yapamadım.Gitmeden önce alnına küçük bir öpücük kondurdum.Kokusunu içime çekmeyi de unutmadım.