İçeriğe geç

Su Altı Krallığı

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Su Altı Krallığı

Bölüm 5

Görev

"Zaten buradan gidemeyeceğini biliyor olmalısın"derken acaba buradan gerçekten çıkış yok muydu yoksa bu kadın beni kendi işlerine alet etmek için zorla mı tutuyordu?İkincisini tercih ederdim.En azından istediğini yapınca buradan çıkabilirdim.Umarım yapamayacağım bir şey söylemezdi.Zaten su altında ne gibi bir görevim olabilirdi ki.Kıyıda köşede biriken yosunları temizle! Balık yakala! Yemek yap!

"Görevin Goldgeist veliahtını öldürmek"

Ne!!! Ne öldürmesi be kadın sen aklını mı yitirdin?Ben sence böyle bir şeyi yapar mıyım?! Bir de veliaht diyorsun.Sen bu halinle kime düşman oluyorsun?Bence seni akıl hastanesine falan yatıralım heh ne dersin?

diye bağırıp çağarmak istiyordum.

Drake bana döndü.

"Annem Goldgeist krallığının sonunu getirmeye takmış durumda"tekrar annesine döndü ve imalı imalı"Bir de nedenini söylese"dedi.

Bu tartışma uzayacak gibiydi.Bunlar hep böyle miydi?Tam kadın konuşmak için ağzını açıyordu araya girdim

"Lütfen artık bir tartışmayı daha kaldıramayacağım. Şimdi ben zaten bu verdiğiniz işi yapmayı asla düşünmüyor-"

"Ama yapacaksın,çünkü başka çarem yok.Oraya eğer Drake ya da ben girersek bizi şıp diye tanırlar bu yüzden sen yapacaksın.Eğer yapmazsan yemin ederim seni şu duvara süs diye mızrakla birlikte asarım.Beni anlıyor musun!? He karşılığında bir şey mi istiyorsun.Eğer bu işi becerebilirsen aldığımız altınların çeyreğini sana veririm."

Kadının konuşmaktan yüzü domatese dönmüştü.Gözleri sanki yuvarlarından çıkacak gibi duruyordu.Bi eliyle beni göstererek cevap vermemi bekliyordu ama konuşacak gücü kendimde bulamadım.Şu an kafam o kadar karmaşıktı ki.Eğer bu işi yapmazsam kadının beni bırakmayacağı aşikârdı.Ve üstüne altın teklif ediyordu.Çeyreği derken ne kadarda bahsediyordu?Yani koskoca bir krallıktan bahsediyorduk herhalde çeyreği bile çok yüksek bir miktardır.Eğer bu veliahtı öldürebilirsem Steamburg kasabası eskisi kadar olmasa da zengin olabilir.Sokakta yatmayan insanlar,dilenmeyen çocuklar,daha güzel evler,daha bol yemekler ve mutlu bir kasaba.Ama kadın konuşurken aklıma takılan bir şey vardı.

"Tamam bunu yapacağım ama aklıma takılan bazı sorular var.Bir.Neden ikinizden birisi krallığa girerse sizi tanırlar?"

Cevap vermeden önce kısa bir süreliğine duraksadığı gözümden kaçmamıştı.

"Çünkü daha önceden krallığa girmeye çalıştık fakat bir işler çevirdiğimizi anladılar.O yaşlı bunak kral ölene kadar da girebileceğimizi sanmıyorum.Bu arada seni de uyarmış olayım yaşlı maşlı diyorum ama adamın gözünden hiç bir şey kaçmaz.O yüzden ona çok bulaşma."

Söylediklerini kafamla onayladım.Ve sonraki soruma geçtim.

"Anladım.İki.Eğer bu altınları alabilirsem kasabamı eski haline getirmek için düşünüyorum.Gerçekten buradan çıkış yok mu yoksa siz beni mi kandırıyorsunuz?"

"Kandırmak mı?Sen önce o ağzını topla!"dedi ve bana doğru bir hamle yaptı ama Drake kollarını açarak aramıza girdi.

"Hop Hop! Bu soru işini bence daha sonraya bırakalım olur mu?"

Drake ilk önce önünde duran annesine sonra da omuzunun üzerinden bana baktı.Kafamı yere doğru çevirdim ve mahçup bir şekilde"Tamam" dedim.Gerçekten kendimi şu anda mahçup hissediyordum çünkü zaten anne-oğulun arası pek iyi gibi durmuyordu bir de ben üzerine tuz biber oluyordum.

Drake kolumdan yavaşça tuttu ve beni yatağa yönlendirdi.

"Şimdi gereksiz şeyler konuşmadan ana şeylerden bahsedelim."

Yatağın kenarına oturdum.Drake'de yanıma oturdu.Annesine de gelmesi için işaret yaptı ama kadın kafasını iki yana salladı.Drake gerçekten iyi kalpli birine benziyordu.Gergin havayı dağıtmaya çalışıyordu.Sanırım başarmıştı da çünkü kadının yüzü gevşemişti.Ben de derin bir nefes aldım ve rahatlamaya çalıştım.Drake bana dönerek söze girdi.

"İlk önce senin adını öğrenmek isterim"

"Alberta"

"Gerçekten çok güzel bir isimmiş Alberta.Benim adım Drake annemin ise..." Hâlâ ayakta duran annesine döndü ve konuşmasını ister gibi baktı.Kadın isteksiz bir şekilde

"Petra" dedi.Meymenetsiz surat.Bu kadına gerçekten çok kıl olmuştum.

Drake yerinde kıpırdandı ve tekrar bana döndü.

"Neyse,ben sana biraz etrafı gezdireyim.Çok büyük bir yer değil ama görmeni isteyeceğini düşündüm."

"Tabii ki memnun olurum"dedim ve şu ortam içinde ne kadar olabilirse o kadar gülümsedim.O da bana gülümsedi.Beni her ne kadar ilk başta beni korkutsa da bu oğlanı sevmiştim.Bakışlarımı ayakta duran Petra'ya çevirdiğimde bize kaşlarını çatmış bir şekilde"Artık bu saçmalığa bir son verin" der gibi bakıyordu.Tamam majesteleri emredersiniz.

Petra"Olayın ana hatlarını yarın konuşuruz.Ben senin odana geçiyorum Drake.Aslında sadece iki yatağımız var amaa..."Drake annesine kaş göz yaptı"Aman her neyse.Siz de napıyorsanız yapın"dedi ve gitti.Zaten daha fazla duracağını sanmıyordum.Saatli bomba gidince kendimi daha rahat hissetmiştim.Drake yanımdan kalktı ve önüme gelip elini bana doğru uzattı.Aslında şu anda kendimi yatağa atıp uyuyasım vardı ama Drake'i kırmak istemiyordum bu yüzden elini tuttum ve yataktan kalktım.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Veliaht kelimesini her görüşümde aklıma gelen kitap;Veliaht/Filiz puluç ✨✨💕🫀

    1Yanıt