İçeriğe geç

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 42 · 5 dk okuma

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 42

📚42.Bölüm:"Sana Gülüyorduk"📚

Öpmek mi? Hem... Dans etmek isteyen de kim?

"Saçmalama Hyunjin. Dalga geçmek maksadıyla söylemiştim zaten. Ciddi değildim."

"Ama ben ciddiyim. Hadi gel."

Uzattığı elini gözüme sokmak istercesine salladı ve ben yüzüne bakınca gözleriyle elini işaret etti.

O... Gerçekten ciddiydi.

Bilmiyorum ama o an içimden sadece bu teklifi kabul etmek geldi. Elimi yavaş yavaş onun bana uzattığı elinin üzerine yerleştirdim.

Gülümsedi ve elimi kavrayarak beni kendisine doğru çekti.

"Bak... Dalga geçmek yok. Ona göre. Başkası duyarsa da ne yapacağımı biliyorsun."

Ona gözlerimi devirdim ve elimi elinden çekerek karşımdaki aynaya odaklandım.

Bu esnada Hyunjin bir çırpıda koşarak dans odasının kapısının üzerinde duran anahtarı çevirdi ve kapıyı kilitledi.

Yine aynı hızla yanıma gelip yerleşince de açıklamasını yaptı.

"Ne? Başka biri görmesin diye kilitledim."

"Anladım,tamam. Bu sefer gerçekten başlatıyorum bak."

"Tamam,başlat. Hazırım ben."

Odada bulunan müzik aletinin yanına gittim ve ayarladığım şarkıyı başlattım.

Müzik ağırdan ağırdan başlarken ben de hızla Hyunjin'in yanına uçtum.

Ve gerçekten dans etmeye başladık. İkimiz de sadece aynaya bakarak dans ediyor ve aynada kesişen gözlerimizle birbirimize gülmeye başlıyorduk.

Biz... Ciddi ciddi Hyunjin ile dans ediyorduk. Hem de Twice'ın "TT" şarkısı eşliğinde. Hâlâ inanamıyorum. Ama gerçek bu.

Hyunjin... Onu ilk defa bu kadar güzel bir şekilde gülerken görüyorum. Keşke hep böyle gülse...

Vücudum duyduğum ritme karşılık artık neredeyse istem dışı hareket etmeye devam ederken Hyunjin ile beraber dans ederek eğlenmenin keyfini çıkardım.

📚2 Gün Sonra...📚

Aradan 2 gün daha geçmiş olmasına rağmen Lee Know hâlâ bana bir şey anlatmış değil.

Bekliyorum. Ama onun söylemeye niyeti yok gibi.

"Yeon Soo? Nasıldım?"

Alnındaki teri silerek nefes nefese yanıma oturan en yakın arkadaşım Jeongin'e döndüm.

"Gayet iyiydin. Bayağı bir söktün basketbolu. Artık benden daha iyi oynuyorsun."

"Abartma. Senin kadar iyi bir oyuncu olamam."

"Asıl sen abartma. Tabii ki olabilirsin. Ki oldun bile. Azmini seviyorum Yang Jeongin."

"Hepsi senin sayende Lee Yeon Soo-sshi. Sen olmasaydın hiçbir şeyi başaramazdım. Şimdi... Yeniden başka bir hayata başlamış gibiyim."

Tebessüm ettim. Jeongin onunla ilk tanıştığımızda 80 kiloydu. Göbeği vardı. Tombuk tombul yanaklara sahipti. Aslında... O zaman bile gayet şirindi. O zaman diyorum çünkü şu an o günleri atlatmış durumda.

Onunla ilk tanıştığımız gün ona ne yapması gerektiğiyle ilgili öğütler vermiştim.

Bol bol su tüketecekti. Her sabah erkenden kalkacak ve mutlaka 1 saat yürüyüş yapacak, öyle güne başlayacaktı. Akşamleyin ise herkes uykuya çekilirken benimle beraber okulun içindeki kapalı basketbol sahasına gelerek antreman yapacaktı.

Yaklaşık 1 aydır bunu yapıyoruz,daha doğrusu o dediğim şeylere uydu ve o şu an yağdan 10 kilo vermiş durumda. 70 kiloya düştü. 1.70 olan boyuyla kilosu dengelendi. 1 ay daha bu şekilde devam edersek hiçbir sorunu kalmayacak. Ama şu an bile... Bildiğiniz taş gibi görünüyor. E tabii,kimin kankası?

Bu arada... Beni bir ara dans ederken görüp imrendi. Arada ona da bir şeyler öğretiyorum. Yeteneği var. Öğrettiğim şeyleri çok çabuk kapıyor. Basketbolda da öyle. E tabii,kimin kankası?

"Geç oldu,gidelim mi artık? Senin de dinlenmen gerekiyor."

"Tamam,gidelim."

Jeongin,elindeki basketbol topunu diğer topların olduğu aparatın içine bulunduğu yerden fırlatarak basket attı. Ona gururlu bakışlarımı gönderirken kendisi egosu yükselmiş bir şekilde sırıtıyordu.

"Hadi hadi, yürü."dedim ve omzuna kolumu atarak ilerlemeye başladım.

Kapalı basketbol sahasından ışığı kapatıp çıkarak okulun karanlık koridorlarında elimizdeki telefonların flaşıyla ilerlemeye başladık. Bir süre sonra okuldan da çıktık. Elimizdeki telefonların flaşlarını kapatıp temiz havada ilerlemeye başladık.

Burayı lambalar aydınlatıyordu. Ki bizim de yurt binalarımız yine okul bahçesinin sınırları içerisindeydi. Okul binasının hemen arka tarafında. Üstelik kızların yurt binası ile erkeklerin yurt binası yan yana.

Sonunda sessiz bir şekilde ilerleye ilerleye yurtların önüne vardığımızda hemen içeri geçmek yerine biraz oturmayı tercih ederek yurt binalarının önündeki banklardan birine oturduk.

Bu bankta daha önce de uyuyakalmıştım. Hani sabah gözlerimi açtığımda karşımda Hyunjin'i görmüştüm ya? İşte tam da o bank.

I'm like TT, just like TT

Gülmek istiyorum.

Aklıma Hyunjin ile "TT"şarkısı eşliğinde dans edişimiz geliyor.

Dayanamadım. Ve aklıma gelen görüntülerle bir anda kahkaha atmaya başladım.

"Ne oluyor? Niye gülüyorsun şimdi? Yah,delirdin mi?! Yeon Soo iyi misin?"

Şaşkın şaşkın soru soran arkadaşıma bakarken hâlâ gülmeye devam ediyordum.

"Cidden gitti kafa... Yeon Soo... Yeon Soo."

Karnıma ağrılar girdi. Aynı zamanda gülmekten gözlerimden ne kadar yaş geldiğini anlatamam. Sanırım beraberinde biraz da sinir krizi geçiyordum. Ama iyiydim. Bu bana iyi geliyordu.

"Ah,yeter artık! Anlatacağın bir şey varsa anlat. Yoksa ben de gideceğim. Ona göre."

Anlatmak mı? Ah,evet. Anlatsam ne olur ki? O benim arkadaşım değil mi sonuçta? Hem... Hiçkimseye bir şey söylemeyeceğine %99.9 eminim.

"Biz... Hyunjin ile..."

"Kes artık gülmeyi de doğru düzgün anlat. Seni anlayamıyorum."

Doğru söylüyor çocuk.

"Tamam,bir dakika."dedim ve biraz nefes alıp verdim. Hemen kendimi toparlamaya çalışarak yüzüme yelpaze yaptım ve gülmemi bastırdım. Ardından bana merakla bakan arkadaşıma anlatmaya başladım.

"2 gün önce Hyunjin ile beraber Twice'ın TT şarkısı eşliğinde dans ettik. Hâlâ unutamıyorum Jeongin. Hyunjin... Ah,çok komikti. Kahkahalara boğula boğula onunla ciddi ciddi dans ettik."

"Hyunjin... Yeon Soo hiç yalan söylemediğini bilmesem kesinlikle yalancısın sen der ve inanmazdım. Ama... Sen yalan söylemezsin. Bu durumda... Gerçekten Hyunjin TT şarkısı eşliğinde dans etmiş oluyor. Ve seninle beraber. İyi ama neden?"

Diye sorduktan sonra güldü ve tebessüm ederken aklından geçenleri diline vurdu.

"Senden hoşlandığını itiraf etmişti değil mi?"

"Evet. Anlattım ya. Lee Know ile piyano çaldıktan hemen sonra. Kulağıma fısıldayarak itiraf etti."

"Lee Know'dan da önce etmiş."

"Yah! Ha önce,ha sonra. Ne fark edecek?"

"Ne kızıyorsun be?! Tamam,sustum. Anlat sen. Sonra ne oldu?"

"Sonra... Bir şey olmadı. Ah,birine bu konudan bahsedersem ve o bu onun kulağına giderse beni öpeceğini söyledi. Aman ağzımdan kaçırayım falan deme."

Ağzına fermuar çekiyormuş gibi yaptı ve sustu. Gülüyordu ama hâlâ. Ben de onun güldüğünü görünce yine dayanamadım. Yine gülmeye başladım.

Gece gece ikimiz de yurtların önünde sessiz olmaya çalışarak gülüyorduk.

Tam da bu esnada arkadan Hyunjin'in sesini işittik.

"Yeon Soo."

Bunun üzerine Jeongin de ben de gülmemizi bastırarak sesin geldiği tarafa,arkamıza başımızı çevirdik.

Hyunjin erkek yurdundan çıkmış ve bize doğru geliyordu. Jeongin ile birbirimize dönüp şaşkın bakışlar atmaya başladık. Onun burada ne işi vardı?

"Ne yapıyorsunuz burada?"

Gayet sakin bir şekilde sorusunu sorup karşımıza geçince ben de sakin bir şekilde ona cevap verdim.

"Oturuyor,konuşuyorduk."

Tebessüm etti. Kollarını birbirine bağladı.

"Öyle mi? Bayağı bir eğleniyor gibi görünüyordunuz. Sorması ayıp... Neye gülüyordunuz acaba? Hadi,hep beraber gülelim."

Bir anda Jeongin de tebessüm ederek;

"Sana gülüyorduk."diyince neye uğradığımı şaşırdım. Gözlerimi irileştirebildiğim kadar irileştirip koluna çimdik atarak bağırdım.

"Yah!"

"Ah! Acıdı! Hyunjin,bu Yeon Soo konuşmama engel olmaya çalışıyor görüyorsun değil mi?"

Tamamen ona odaklanıp ölümcül bakışlarımı göndermeye başlamışken dişlerim arasından bir kere daha bağırdım.

"Yah! Ne yapıyorsun?!"

"İzin verirsen Hyunjin'in sorusunu yanıtlayacağım."

"Yah!"

İşe yaramıyordu. Jeongin'in neden şu an böyle davrandığını tahmin edemiyordum ancak bildiğim tek şey eğer anlatırsa oldukça zor bir durumda kalacağımdı.

"Sana gülüyorduk Hyunjin. Yeon Soo ile beraber "TT"eşliğinde dans etmişsin."

İşte şimdi yandım!

Bölüm sonu

8 yorum