Kötü göründüğü için onu öyle bırakmaya tabii ki de gönlüm el vermedi. Hemen peşinden koşarak ben de dışarı çıktım.
Gözlerimle çevremi taradım. Sessiz sakin olan hastane bahçesine doğru ilerliyordu. Takibe devam ettim.
Bu esnada o durdu. Çevresine bakındı. O an saklanma gereksinimi duyarak saklandım ve saklandığım köşede gizlice onu izlemeye devam ettim.
Kimsenin olmadığını görünce büyük ihtimalle içinde tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı.
Bildiğiniz sesli sesli ağlıyordu ve bu gerçekten... Benim bile o an kalbimi sızlattı. Gözlerim doldu.
-Derken bir anda sinirle hemen arkasında bulunan hastane duvarını yumruklamaya başladı.
"Aptal! Aptal Hyunjin,aptal! Neden yaptın ki bunu?! Neden?! Ya ona bir şey olsaydı?! Nasıl dayanacaktın bu acıya aptal! Nasıl?! Nasıl?! Nasıl?! Nasıl?!..."
Eli kanıyordu ama o bunu umursamadan duvarı yumruklamaya devam edince orada duramayarak hemen koşmaya başladım.
Bir anda Hyunjin'in duvarı yumruklayan kolunu iki elimle sıkıca tuttum.
Durdu.
Gözlerini çevirdi ve beni görünce sakinleşir gibi oldu. Şaşkınca;
"Yeon Soo?"diye seslendi. Ama yine de yanaklarından gözyaşları akmaya devam ediyordu. Bu istem dışıydı.
"Ne yapıyorsun Hyunjin?! Sen... Sen iyi misin?!"
Elinin hâlini yakından görünce hemen yüzümü ekşittim ve endişemi dışarı vurarak söze girdim.
"Ayyyy! Hyunjin elin... Paramparça olmuş. Çok... Çok acıyor mu?"
İki elimi de onu durdurmak amacıyla koluna sarmıştım ancak sakinleşince onun parçalanan kanlı elini ellerimin üzerinde tuttum.
Bir de üzerine üflemeye başladım.
O anki telaş ve endişeyle ne yapacağımı bilemeyerek öyle saçma bir tepki veriverdim işte. Her ne kadar üfleyince geçmeyeceğini bilsem de.
Hyunjin hafif sırıttı bana bakarken. Ama ağlamamak için kendisini tuttuğundan dolayı dudakları titriyordu. Gözlerinden akmaya devam eden gözyaşlarının da önüne geçemiyordu.
Bu hâle çoğu kez ben de geldim. O yüzden nasıl olduğunu, şu an nasıl hissettiğini tahmin edebiliyorum. Boğazına oturan o düğüm çok canını yakıyordur şimdi. Konuşmasına da izin vermeyen yine o koca düğümdür her hâlde.
"Bu seferlik... Sadece bu seferlik izin veriyorum Hyunjin. Sakın altında yanlış bir şey arama. Gel buraya."dedim ve ona kollarımı açtım.
Tereddüt etmeden anında kollarını belime doladı. Başını omzumun üzerine koydu.
Ama... Ama böyle olmaması gerekiyor? Yani şu an vücudumu, kalbimi ele geçiren bu hisleri hissetmemem gerekiyor.
Kendine gel Yeon Soo. O senin arkadaşın. Evet,o senin sıra arkadaşın ve şu an sadece destek vermek amacıyla ona sarılıyorsun. O da senden destek almak amacıyla. Bu kadar.
İyi ama bir arkadaş nasıl olur da bu kadar güzel hissettirebilir? Nasıl olur da bu kadar güzel kokabilir?
Bir dakika!
Bu koku...









