İçeriğe geç

starboy [taekook]

Bölüm 36 · 9 dk okuma

starboy [taekook]

Bölüm 36

36 |final|

.

.

.

1 Yıl Sonra

.

.

.

koca kaplanım💖 -

yavru tavşanım🐇

taehyung:

bebeğim çıktım işten

gelirken markete uğrayacağım

var mı bi istediğin

jungkook:

uok

csbuk gel

taehyung:

jungkook?

neyin var canım

jungkook:

ypk bisi askim

taehyung:

var bir şey

söyle hadi kocana

jungkook:

kpcamsın dimi

taehyung:

tabiki

jungkook:

oha taehyung kocsmsın 😳😱

biz evlwndik😳😱😭

taehyung:

eveeet

ama sen her seferinde şaşıracak mısın böyle

jungkook:

evet🤭

taehyung:

konu dağıldı

hah

neymiş benim yavru tavşanımın moralini bozan

jungkook:

yazıyor...

jungkook:

dizi izlrdim

taehyung:

hm

üzücü bir sahne mi gördün bal peteğim

jungkook:

ıhı

jungkook:

cok güzel bi sahneudi

basrollwrin bebekleri oldu

taehyung:

öyle mi

ne güzel işte

jungkook:

dimi

cok güzrl

taehyung:

neden üzüldün o zaman hm?

jungkook:

sey

taehyung:

ney

jungkook:

sry iste

taehyung:

söyle yavrum

sorun ne

jungkook:

taehyubg

yazıyor...

bizim hic bir zsman brbegimiz olmicsk

taehyung:

güzelim

jungkook:

srn cocukları cok swversin

ams ben hic bi zamqn bi bebwk veremicwm ssna

yazıyor...

jungkook:

özür dileriö

taehyung:

jungkook

saçmalama

taehyung:

bunu önceden de konuşmadık mı can tanem

o gün konuştuk ve konuyu kapattık diye hatırlıyorum

taehyung:

hem neden özür diliyorsun?

doğurgan olmaman senin suçun değil

jungkook:

sma teyung

taehyung:

ağlama yavrum

kurban olurum göz yaşına

taehyung:

benim için sorun değil demiştim

yine diyorum

yanımda sen olduğun sürece daha fazlasında gözüm yok benim

jungkook:

ama gğzel olmaz miydi brbegimiz olsa

taehyung:

olurdu

yazıyor...

çok güzel olurdu

taehyung:

ama gereği de yok

zaten bi bebeğimiz var evde

jungkook:

snowbsll artık bebwk bi

tavsan degil ama

büyüwü

kpcaman oldu

taehyung:

sen varsın ya güzelim:)

jungkook:

🥺😭💖

çevrimdışı

18:24

çevrimiçi

18:33

jungkook:

teyung🥺

taehyung:

o teyung diyen ağzını yerim

söyle bebeğim

jungkook:

hala markette misin

taehyung:

evet

çok sıra var

bekliyorum hâlâ

jungkook:

askim cikolata da alır mısın

bi snowball'a havuc oyuncagı al tmm mı

taehyung:

havuç oyuncağı mı

daha dün aldım ya

jungkook:

tamam da

yazıyor...

snowball'a kızma babisi

o bir tavsan!😡🐇

taehyung:

ne yaptı canım söyle

jungkook:

birazcık disledi...

AMA OLABİLİR

DAHA BEBEK O

DİSLERİ KASINIYOR😡

taehyung:

biraz önce artık bebek değil diyordun

jungkook:

hayır bebek:(

çevrimdışı

18:36

çevrimiçi

19:01

jungkook:

taehyung

eve gel artıkk😖

taehyung:

arabayı park ediyorum güzel gözlüm

bekle biraz

yettiim

•

•

jungkook's pov

Kapıyı açınca elindeki poşetleri havalara kaldırıp gülümsedi. Öylece baktığım için gülümsemesi durmasa da bakışları etrafta gezindi. "Kocaya hoşgeldin öpücüğü yok mu?"

Ona çatık kaşlarla bakacaktım. Öyle karar vermiştim. Çünkü çok geç kalmıştı! Ve aramıştım, açmamıştı! "Yok."

Poşetleri indirerek içeriye girdi ve kapıyı kapatırken, derin bir nefes aldı. Kollarımı çoktan birbirine bağlamış, arkamı dönüp salonumuza ilerlemeye başlamıştım. Adımlarım hızlı olsa da Taehyung beni arkamdan yakalamış ve kollarını belime sarmalayıp boynuma öpücükler kondurmuştu. "Güzelim yapma böyle. Yemin ederim ki trafik vardı. Yoksa neden geç geleyim?" Dudaklarını boynumdan omzuma doğru sürükleyerek huylanmamı sağlıyordu. Dudakları tenimden ayrılınca ise "Hm?" diye mırıldandı. Kasılmıştım.

"Telefonlarım neden açılmıyor Kim Taehyung?" dedim bakışlarımı ona döndürmeden. Fakat belimdeki ellerini kullanarak bedenimi kendine döndürdüğünde istemsizce göz göze gelmiştik. "Şarjım bitmişti. Arabada taktım bebeğim. Yemin ederim. Bak istersen." dedi cebinden telefonunu çıkartırken. Tch diye çıkladım. "Gerek yok. İnandım."

Gülümsedi. "Çok tatlısın."

"Biliyorum. Sen de çok malsın."

Kahkaha attı. Bir elini belime atıp diğerini arka dizimden geçirip bedenimi kucakladı ve omzuna yaşlanan yüzüme yaklaşıp alnımı öptü. "Çok aşığım sana çok."

"Ben de biraz."

Kaşı havalandı öyle mi? der gibi. "Biraz mı? Emin misin?"

"Hm hm." dedim biraz önce törpülediğim tırnaklarıma bakarken. Biraz nazlanacaktım çünkü neden olmasındı? Bakmayacaktım ona işte.

"O zaman ben başkasının kocası ola-" Daha cümlesini tamamlayamadan göz göze gelmemiz ile yüzündeki alaycı gülümsemeyi soldurmuş ve yutkunmuştu. "Şaka. Şaka yaptım."

Tırmıştı ve bir anda bağıracağımı beklemiyor olmalıydı. "Aşığım sana ben de tamam mı? Biraz değil çok! Dünya kadar!"

"T-Tamam?" Elimi yakasına götürüp sertçe kavradım ve kendine çektim.

Burunlarımız dip dibeydi. "Bir daha öyle şeyler duymayayım."

Dudağına minik bir öpücük kondurdum. Ve fısıldadım.

"Yakarım."

.

.

.

taehyung's pov

"Ben yeni sezonu pek beğenmedim. Geçen sezon daha iyiydi sanki. Yani ne bileyim... Bir tık daha kaliteliydi. Değil mi kocacığım?"

Kucağımda uzanıp kendi kucağındaki bilgisayardan açtığı Arı Maya hakkında kendince yorumlar yaparken ben bir yandan onu dinliyor bir yandan ipek saçlarını okşayarak güzel yüzünü izliyordum. "Kocacığın yesin seni." dedim son günlerde daha da uzayan bukle saçlarını kulağının arkasına yerleştirirken.

Gülümsedi ve dudaklarını birbirine bastırırken yana dönüp dudaklarıma minicik bir öpücük kondurdu. O ayrıldıktan sonra hâlâ tadına doyamamış olmalıyım ki, o minicik dudaklarına ardı ardına kondurmaya başladım öpücüklerimi.

Kollarım arasında titreyen, beni saf bir sevgiyle seven, güzelliğiyle gözlerimi mest eden sevgilim yalnızca 3 ay önce nikahlı kocam olmuştu. Tanrım... O günü görmeliydiniz... Öyle güzeldi ki...

Hatta öyle güzeldi ki, ilk gecemizde güzelliğine ağlamaktan uyuyamamıştım. O da ben ağladığım için ağlamıştı. Sonra ben onu ağlattığım için daha çok ağlamıştım. Sonucunda ise birbirimize sarılarak sarmaş dolaş uyumuştuk.

Sabah kalktığımda göğsümdeki oğlanımdan gelen süt kokusu ciğerlerimi mest ediyordu. Balayına çıktığımızda, Paris'in tanınmadık sokaklarında kıkırdayarak benden kaçarken; sevimli tavşanımız Snowball'ı sahiplendiğimizde sevimliliğine ağlarken, balayı dönüşünde Jimin ve peşinden koşmaktan bir hâl olan Yoongi hyungun sonunda sevgili olduğunu öğrendiğinde -uzun süredir bu anı bekliyorduk- mutluluğundan kucağımda 30 dakika öpüşme teklif edip sonunda nefes darlığı çektiği için hastaneye kaldırılırken, her pazar yepyeni bir pasta yapıp gözlerindeki o yıldızlarla tadım yapmamı izlerken, en son tadım yaptığımda içine azdırıcı koyduğu için gün boyu sevişmemizi sağlarken... Her anında daha da aşık olmuştum.

Evliliğimiz aşkımızı filizlendirmişti.

"Ya Taehyung sana diyorum!" diye dudak büzerek göğsüme vurdu minik yumruğunu. "Hm?" dedim içim geçmiş gibi. Aslına bakılırsa cidden çok yorgundum ve inanılmaz uykum vardı. Mezun olalı çok olmasına rağmen bir ile başlamamıştım ama artık bir ailem olduğu ve sorumluluklarım olduğu için işe başlamıştım. Çalıştığım şirkette daha bir stajyerdim ve gerçekten yoruluyordum. Tabii Jungkook'un bunu bilmesine gerek yoktu.

"Çok yoruldun değil mi...?" dedi narin minicik eliyle yavaş yavaş çıkmaya başlayan sakallarımı okşarken. Her şeyin farkındaydı.

Üzgün gözüküyordu. Onu üzgün görmek, her şeyden zordu. Taşıyamayacağım bir yüktü. "Tüm yorgunluğumu alıyorsun. Sorun yok."

Kucağında duran bilgisayarın ekranını kapattı ve yatağın yanımızdaki boş alanına bıraktı. Kucağıma biraz daha yerleşmiş ve vücudunu bana doğru döndürmüştü, ona daha rahat bir konfor sağlamak amacıyla ben de yerime yerleştim ve sırtımı başlığa yasladım. Üzgün yüzü, bükülüp birazcık aralanan kiraz dudakları, sadece bir kaç saniyeliğine de olsa gözlerime yükselmekten çekinen koca yıldız gözleri ile öyle güzeldi ki. Bir anlığına ne kadar şanslı bir adam olduğumu hatırlamıştım.

Ellerini boynumun iki yanına koydu ve eğilip elmacık kemiğimi öpüp yüzünü boynuma gömdü. "Daha rahat bir iş olsa...?" Tamamen gövdeme uzandığı için kavislenen belini, ellerimi kazağının içerisinden geçirip iki yandan sarmaladım ve okşadım.

"Her işin zorlukları vardır güzelim..." Bir elimi belinden çektim ve saçlarına yükseltip okşadım. Okşadıkça mis kokusu burnuma doldu, mayıştım. "Stajyer olduğum için böyle. Zamanla daha rahat olacak."

"Ama-" Saçlarını okşarken "Şşht..." dediğimde daha fazla uzatmamış, onun yerine eliyle yüzünün biraz önünde kalan göğsümü okşamıştı. "Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?" Tatlılığıyla gözlerimi yummuş gülümseyerek dudaklarımı ısırmıştım. "Benim sana aşık olduğumu biliyor musun?"

"Yok." Kıkırdadı. Kaşlarımı kaldırmamla elimin altındaki belini gıdıklamam bir olmuştu. Anında kahkahayı basmış elleriyle elimi kavrayıp çekmeye çalışmıştı. "Taehyung!"

"Tamam tamam." Elimi çektim ve sırtından destekleyip tekrar göğsüme uzanmasını sağladım. Ellerini tamamen boynuma sarmaladı ve tekrardan yüzünü boynuma gömüp soluklandı.

Aramızda bir kaç dakikalık bir sessizlik çökerken, nefes sesleri kulaklarımda yankılanmış, mis kokusu ciğerlerimde misafir olmuştu. O sessiz dakikalarda nedensizce tekrardan aklıma bugün konuştuğumuz konu geldi ve düşünmeye başladım.

Jungkook her zaman çocuklarla iyi anlaşan, onların bazenleri rahatsız eden çığlıklarını bile tatlı bulabilen birisiydi. Emindim ki, baba olmayı benden bile çok istiyordu. İkimiz de erkek olduğumuz için bizden bir parça olamayacaktı. Bu gerçek onu üzüyordu, farkındaydım.

Geçen hafta eski bir dostum olan Jongin, karısının 3 aylık hamile olduğunu söylemek için aramış; 1 ay sonra gerçekleşecek olan cinsiyet öğrenme partisine bizi de davet etmişti. Bunu Jungkook'a söylediğimde çok sevinmişti onlar adına, kesinlikle içinden kötü bir şeyin geçmediğine emindim. Fakat kısa bir süre sonra bu haber onun güzel aklında baya bir yer edinmiş olmalı ki, sürekli düşünür hâle gelmişti. Bazen sorduğumda söylese de, çoğu zaman "bir şey yok, dalmışım" diyerek geçiştiriyordu. Ama ben onun bakışından dahi anlayabiliyordum.

Üzülmesine izin veremezdim.

"Bebeğim." dediğimde uykuya dalmak üzere olmalı ki, ağzını açmaya gerek duymadan "hm...?" diye karşılık vermişti.

Aslında aklımdan geçen mevzuya ne der, bir fikrim yoktu. Kötü bir karşılık alacağımı düşünmüyordum. Ama tepkisini de pek ölçebilmiş sayılmazdım.

"Pazar günü. Yani..." Boğazımı temizledim. "İznimde." Kafasını yukarı aşağı sallayarak göğsümde sürttü. "Benimle... Almak ister misin?"

Tanrım... İki kelimeyi bir araya getiremiyordum sanki.

"Hm? Hiç anlamadım ki aşkım..." diye homurdandı minik ağzının içinden.

Kelimeleri aklımda toparlayabilmek adına biraz duraksadım ve derin bir nefes çektim ciğerlerime.

"Bu çocuk konusunun aklını kurcaladığın farkındayım. Bak..." Elimle yüzümü ovdum. "Benim için şart değil ama..." Yüzünü kaldırıp dolu gözlerle bakınca ne diyeceğimi de unutmuştum ama.

"Bence... Senden benden bir parça olamasa da... Bir çocuğa aile olabiliriz."

Ve o an o yıldız gözlerinde evrenin her geçen saniyede büyüdüğünü, bir galaksinin doğuşunu gördüm. Benim yıldızım bana kaç ışık yılı uzakta, bilmiyordum fakat benim galaksime bir Andromeda kadar yakındı.

Gülümsedi ve gülümserken göz yaşlarını döktü. Öyle sıkı sarıldı ki, hiç bırakasım gelmedi. Hıçkırıklarını duydum. Ama destek olmadım. Ağladığında üzüntüden mi mutluluktan mı olduğunu anlayabilecek kadar tanıyordum onu.

"B-Bir an hiç sormayacaksın sandım." Sonra sesi gülmesiyle kısık duyulmuş, sessiz kıkırtısı tam da kulağımın üzerine sıcak bir nefes bırakmıştı. Bu teklifimi beklediğini bilmiyordum.

"O hâlde, pazar iznimde... bir yetimhaneden, küçük bir şey yani... alalım?" Yine konuşamıyordum. Tanrım! Ne hâle gelmiştim?

"Pazardan domates mı alıyorsun akıllım?" de kıkırdayarak.

Yüzünü yüzümün önünde tuttu ve çenemi narin eliyle kavrayıp dudaklarını dudaklarım üzerine örttü. Alt dudağımı dudakları arasına çekip, usulca emdi ve sesli bir şekilde ayrıldı. Ağladığı için kızarık olan yüzü ve koca gözleri, aralık minik dudaklarıyla sanat eseri gibiydi.

"Çok iyi bir baba olacağına eminim." dedi gülümseyerek.

Çenemdeki elini kavrayıp koluna dek öperek sesli bir şekilde ayrıldım ve aynı şekilde gülümsedim. Elimi yanağındaki ıslak yola götürdüm ve nazikçe sildim.

"Çok iyi bir aile olacağız."

Öyle mutlu gözüküyordu ki, tekrardan kıkırdadı ve dudaklarındaki gülümseyle öptü dudaklarımı. Saatlerce ayrılmadı dudaklarımız, birbiri üzerinde dinlendi.

O gece yepyeni kararlar alıp, yepyeni bir hayata başladık.

Bu sefer her şey yolundaydı.

Yıldız oğlanımla, mezara dek.

•

•

•

Son.

•

•

•

bir evrenin daha sonuna geldik.

umarım beğenmişsinizdir...

doğrusu starboyun her ne kadar artık bitmesi için çaba gösterdiğim, kurgusunun çok da hoşuna gitmediği daha acemi dönemlerimden kalma bir hiç olduğunu ısrar etsem de; benim için bir dönüm noktasıydı.

ilk defa okunmalarım artıyordu, hâliyle fici uzatmak için türlü türlü yollar deniyordum. Oysaki bilenler bilir, en başta bu cinayet üzerine yazılmış bir kurgu dahi olmayacaktı. acemilik zirveydi. düzeltmek adına uğraşmadım.

ama yine de benim için yeri hep ayrıydı.

çok uzun uzun konuşmak istemiyorum, umarım bir sonraki evrenimde görüşmek üzere. (özellikle Win Untouchable'a bekliyorum)

hoşçakalın

mutlu kalın 💖

Bölüm sonu

8 yorum