İçeriğe geç

Stajer mafya

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Stajer mafya

Bölüm 1

Asistan

Şirket binasının en üst katındaki odanın camları, İstanbul’un gri ve acımasız sabahını içeriye süzüyordu. Meşe kaplamalı devasa masanın ardında oturan adam, manzaradan çok masanın üzerindeki paslanmaz çelikten yapılma zarf açacağına odaklanmıştı.

Pars, iki metreye yakın boyu, geniş omuzları ve buğday tenine tezat oluşturan gece karası saçlarıyla odadaki tüm oksijeni tek başına tüketiyor gibiydi. Babasından kalan bu kirli imparatorluk, pamuk ipliğine bağlı görünüyordu; ancak gerçeği yalnızca Pars biliyordu. Şirket sadece bir kılıftı. Gerçek yönetim, binanın ses yalıtımlı, çelik kapılı bodrum katında, parmaklıklı hücrelerde döne döne akıyordu. Pars, toplantılarda gülümseyerek imza attığı ortaklık anlaşmalarının akşamında, o hücrelerde kendi hayatına kasteden ajanların nefesini kesiyordu. Babasının bıraktığı miras buydu: Ya öldürecektin ya da öldürülecektin.

Kapı çalındı. Pars başını bile kaldırmadı. "Gir."

İçeri giren kişi, odanın kasvetli havasını bir anda değiştirdi. Dışarıdan bakıldığında son derece narin, kırılgan ve hatta rüzgâr üflese yıkılacakmış gibi duran genç bir kız adımlıyordu halının üzerinde. Üzerindeki pastel tonlardaki sade kıyafeti ve iri, masum gözleriyle bir üniversite stajyerini andırıyordu.

"Günaydın, Pars Bey,"* dedi kız, sesi porselen bir fincanın tıkırtısı kadar zarif ve yumuşaktı. "Ben insan kaynakları yönlendirmesiyle gelen yeni asistanınız Liva. Bugün işe başlıyorum."

Pars, yavaşça başını kaldırdı. Koyu renkli gözleri, kızın üzerinde ağır ağır gezindi. Bu kadar narin bir bedenin bu binada harcanacağını düşündü içten içe.

"Liva,"* dedi Pars, tok ve derin sesi odada yankılanarak. Masadan kalktığında aralarındaki boy farkı daha da belirginleşti. Pars, devasa gövdesiyle adeta bir duvar gibi kızın önünde durdu. "Bu şirket stajyerleri uzun süre kaldıramaz. Umarım o narin omuzların taşıyamayacağı yüklerin altına girmezsin."

Liva, başını hafifçe eğdi; dudaklarında tatlı, masum bir tebessüm belirdi. Fakat o masum gözlerin en derininde, Pars’ın asla çözemeyeceği buz gibi bir kararlılık parlıyordu.

"Merak etmeyin, Pars Bey,"* diye fısıldadı Liva, sesi neredeyse bir tüy kadar hafif çıkıyordu. "Görünüşler insanı yanıltabilir. Ben dışarıdan göründüğümden çok daha dayanıklıyım."

Pars, bu sözlerdeki gizli meydan okumayı fark edemeyecek kadar kadere teslim olmuştu. O an için sadece yeni asistanının titrek ellerine bakıp içindeki o garip, koruma içgüdüsünü bastırmaya çalışıyordu….

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.