Odaya giren kişinin ayak sesleri yankılandı.
Tak...
Tak...
Tak...
Herkes susmuştu.
Takım elbiseli adam bile başını öne eğmişti.
Kapüşonlu kız geriye doğru bir adım attı.
İçeri giren kişi siyah bir palto giyiyordu.
Yüzü gölgelerin arasındaydı.
Sadece gözleri seçiliyordu.
Soğuk...
İfadesiz...
Ve sanki herkesi yıllardır tanıyormuş gibi sakindi.
Telefonum titredi.
Ekranda tek satırlık bir bildirim belirdi.
Yönetici Yetkisi Tespit Edildi.
Adam yavaşça bana baktı.
"Demek sensin..."
"Yedi döngüyü kırabilen ilk kişi."
İlk kez biri bana böyle seslenmişti.
"Sen kimsin?" diye sordum.
Adam cevap vermedi.
Cebinden eski bir cep saati çıkardı.
Saat durmuştu.
Akrep ve yelkovan 06.00'ı gösteriyordu.
Bildirimlerin geldiği saat.
"O sabahı hatırlıyor musun?" dedi.
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
"Hatırlamayacaksın."
"Çünkü o sabah hiç yaşanmadı."
Odanın içindeki herkes donup kaldı.
"Ne demek istiyorsun?"
Kurucu ağır ağır yürüyerek Çekirdek'in yanına geldi.
Elini kapsülün üzerine koydu.
"Bütün bunlar..."
"...tek bir saniyenin içinde yaşanıyor."
Kalbim sıkıştı.
"Nasıl yani?"
"Metro kazası gerçekleşmeden hemen önce..."
"...zaman durdu."
"Ve sistem, o tek saniyenin içinde milyonlarca olasılığı hesaplamaya başladı."
Telefonumdaki geri sayım bir anda sıfırlandı.
00:00:00
Ama hiçbir şey olmadı.
Kurucu bana baktı.
"Sen aslında yedi yıldır yaşamıyorsun."
"Sen..."
"...tek saniyedir karar vermeye çalışan bir ihtimalsin."
Sözleri beynimde yankılandı.
Bir ihtimal...
Ben sadece bir olasılık mıydım?
Tam o anda kapüşonlu kız ağlamaya başladı.
"Artık ona söylemek zorundayız."
Kurucu gözlerini kapattı.
"Henüz değil."
"Çünkü son gerçeği öğrenirse..."
"...bu dünya tamamen yok olacak."
Telefonum son kez titredi.
Ekranda daha önce hiç görmediğim tek bir seçenek vardı.
GERÇEĞİ GÖR
Parmağım yavaşça ekrana yaklaştı.
Dokunduğum anda...
Her yer bembeyaz oldu.