İnsanın bazen her şeyin suçlusu olarak kendini görmesi çok kötü bir his. Sanki olan tüm kötülüklerin talihsizliklerin sorumlusu kendisiymiş gibi kendine ceza kesmeye çalışması ne kadar acı bir durum değil mi? Çünkü tam şu an öyle olduğumu düşünüyorum.
Gözlerimden akan yaşlarla Miran’ın Tunç’a yumruk atmak için kalkan kolunu çekiştiriyordum. “Yeter!” diye bağırdım.
Miran o an dondu. Yerde Tunç’un üstündeydi. Tunç’un tüm yüzü kanlar içindeydi. Ağlayarak Miran’ı çekiştirdim. Ağladığımı görünce hemen ayağa kalktı. Etraftaki insanlar Tunç’la ilgilenirken Miran bana yaklaştı. Elini saçıma daldırıp beni kendine çekti ve sarıldı. “Özür dilerim.” dedi kısık sesle.
Tepkisiz bi şekilde “ Gidelim.” diyebildim. Geri çekilip hızla çıkışa yürüdüm. Arkamdan koşar adım geliyordu.
“Deniz dur. Bekle. Beni dinle bi sonra ne istersen yaparsın.” diye söylenerek arkamdan hızla geliyordu.
“Neyi dinleyeceğim ya Miran? Neyi açıklayacaksın? İyi ki birşeyler yapalım dedik gecem zehir oldu. Tunç’a saldırmak zorunda mıydın? Ne gerek vardı? Resmen canavara dönüştün.” dedim bağıra çağıra.
“Güzelim biliyorum yanlıştı ama yapma böyle. Neden yaptığımı çok iyi biliyorsun sen de. Bu kadar kör olma Deniz. O herif sana o kelimelere sayarken olduğum yerde heykel gibi dursam daha mı iyiydi?” dedi ve haklıydı da aslında ama yine de bu kabul edilir bir şey değildi.
“Sana gelmiş burda Tunç’u savunuyor değilim zaten aptal! Niye anlamaya çalışmıyorsun hiç? Ne dediyse dedi sana ne? Sana mı? Hayır bana dedi. Seni ne kadar ilgilendirir? diye bağırarak karşısında duruyordum.
Beni hızla kendine çekip sarıldı. Sıkıca göğsüne bastırdı. “Özür dilerim Deniz ama beni baya ilgilendirir." Ağzından çıkan tek söz bu oldu.
Bir süre öylece durduktan sonra başını eğip bana bana baktı. “Gidelim mi?”
“Gidelim. Sende kalıcam zaten eve gidemem. Leş gibi alkol kokuyorum. Evde bana güzel bi masa kursan iyi olur Miran.” dedim ve çok hafif gülümsedim.
“İşte bu be kızım! Sen yeter ki gül ben evi bara dönüştürürüm sana.” dedi ve saçıma bir öpücük kondurdu.
…
Saatlerce süren sohbet sonunda masada boş duran şişelere baktım. “Abarttım mı?” Miran’ın dizinde uzanmış bir şekilde tabletten oyun oynuyordum.
Başını eğip bana baktı. “İstedin ben de yaptım. Sorgulamak haddimiz değil Deniz hanım.” dedi ve gülmeye başladı.
“Miran.” dedim ve yavaşça başımı kaldırıp yüzüne baktım.
Bana gülümseyerek baktı. “Hm?”
Sadece gülümseyerek başımı salladım. Konuşmama gerek bile yoktu onun beni anlaması için.
“Rica ederim güzelim.” dedi.
Birkaç dakika sonra telefon çalma sesiyle ikimizin de dikkati dağıldı.
Çalan Hakan’ın telefonuydu. Ayaklandı, telefonu eline aldı ve ekrana baktı. “Güzelim bunu açmam lazım.” dedi ve odadan çıktı.
Arkasından bakarken göz devirdim. Arayan eski sevgilisiydi. Kız deccal gibi bir şey ya. Sülük. Yapıştı çocuğa gitmiyor bi türlü. Sanane Denizcim?
Kalkıp balkona çıktım ve bir sigara yaktım. Salonda da içebilirdim ama canım balkona çıkmak istedi. Saate bakmak için telefonumun ekranını açmıştım ki birden gözüm tarihe takıldı.
“Deniz boşuna kaçma yakalarım seni.”
“Yakalayamazsın kii. Baba kuytay kuytaaaay!” koşarken birden birine çarptım.
“Murat buraksana kızı. Minicik şey ne yapmış olabilir sana?”
Miran’ın arkasına saklandım. “Abi git git Miyan haklı.”
“Bak ya Miran haklı diyo bide. Miran bu bücür Deniz kızı bizim tüm oyuncakları arabaları kırmış.”
Miran başını eğip bana baktı. “Doğru mu? Kırdın mı hepsini?” dedi.
Masumca başımı salladım. “Kızcan mı Miyan?” dedim.
“Boşver Murat artık oyuncakları bırakıp büyümemiz lazımdı zaten Deniz iyi bile yapmış.” dedi ve abimi sakinleştirmeye çalıştı. Başarmış gibi görünüyordu ki kaşları yumuşadı ve omuzları indi.
“Aman iyi be. Banane.” dedi ve eve döndü.
Miran dizlerinin üstüne çöktü ve saçımı kulağımın arkasına itti. “Denizim abin kızmasın diye öyle dedim ama yaptığın hiç hoş değil tamam mı güzelim? Abini eşyalarını izinsiz alma bir dahakine olur mu?” dedi.
Başımı sallayıp yanağından öptüm. “Kahyamanım Miyaaan!” diye bağırdım. O da gülerek bana sarıldı.
“Murat’ın ölüm yıl dönümü.” duyduğum sesle irkildim ve yaşlı gözlerle sese döndüm. Miran beni izliyordu. Onu öyle görünce kendimi tutamayıp ağlamaya başladım.
“On beş yıl oldu. Çok özledim onu Miran.” ağlamaktan zor konuşuyordum.
“Biliyorum güzelim.” dedi ve sarıldı. “Biliyorum…”
Koluna sarılıp gözlerimi kapattım. “Neyse ki kahramanım yanımda...” diyip burnumu çektim.
“Burdayım Deniz’im burdayım. Hadi gel seni yatıralım saat dört olmuş.” dedi ve beni kucakladı.
Abim on beş yıl önce evimizin bahçesinde oynarken gözlerimin önünde vurulmuştu. O gün Miran bana söz vermişti. Büyük adam olup abime bunu yapanı bulacağını söylemişti ama hala bir sonuç yoktu. Dosya çoktan kapanıp gitmişti.
Miran beni yatağa bıraktığında yorgana sarıldım. “Daha iyi misin Deniz?” dedi.
Yavaşça başımı salladım. “İyiyim.” dedim ve Miran başını iki yana sallayıp yanıma uzandı.
“Daha iyi olacaksın güzelim. Üzülmene izin vermeyeceğim.” dedi ve bana sıkıca sarıldı. ‘’Emin ol ben hala elimden geleni yapıyorum.’’
Sadece başımı sallayıp ona daha sıkı sarıldım. Göğüs kafesine sokmak istermişçesine sıktı beni. Sadece birkaç dakika sonra uyuya kaldım.
…
Sabah gözümü açtığımda yanım boştu. Burnuma aşırı hoş kokular geliyordu. Hakan’ın yastığı kokuyor odur. Başladı yine Hakan fan club.
Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Koku tüm evi sarmıştı. Mutfağa girdiğimde Hakan tost yapıyordu. Ona kendimi belli etmeden balkona sızdım ve bir sigara yaktım. Masanın üstünde üç boş paket duruyordu. Dün geceki halim aklıma gelince iç çektim.
Hakan balkon kapısında belirdi. ‘’Deniz kahvaltıdan önce içmek yok dememiş miydim ben sana?’’ diye söylendi.
Masada duran bira şişesinin dibine kalanı tek seferde içtim. ‘’Bugün bana serbest bence ya.’’ dedim ve sırıttım.
Elimdeki şişeyi alıp şakağıma bir öpücük kondurdu. ‘’Benim yanımda olduğun sürece sana herşey serbest güzelim. Yeterki gözümün önünde ve güvende ol. Güvende ol ki abine borçlu hissetmeyeyim.’’ dedi.‘’ Sevdiğin tosttan yaptım. Çay da var. Hazır olur birazdan. Elindekini bitir gel çayını koyuyorum.’’ dedi ve içeri girdi.
Bir süre dışarıyı izleyerek sigara içtikten sonra içeri girdim. Her şey çok güzel görünüyordu. ‘’Paşam yine döktürmüşsün.’’ dedim ve güldüm.
’’Size layık değil efendim.’’ dedi ve o da gülmeye başladı. Tam karşısına oturdum ve onu izlemeye başladım. Hevesli hevesli sofra hazırlıyordu. Tam o sırada telefonu çaldı. Yine mi ya?
"Aleyna..." dedi ve bıkmış bi şekilde yüzüme baktı. "Ben bundan nasıl kurtulucam? Arama diyorum arıyor. Engelliyorum yeni numara çıkartıyor. Ne yapıcam ben?" diye söylendi.
Uzanıp telefonu aldım. Ekrana biraz bakıp telefonun kapanmasını bekledim. "Tekrar arayacak. Halledicem." dedim.
"Nasıl halledeceksin bakalım?" dedi ve meraklı gözlerle bana baktı. Sözlüsüyüm dicez tatlım. Keşke yapsak.
Telefon tekrar çalmaya başladı ve açıp hoparlöre verdim. "Buyrun kimsiniz?" dedim sakince.
Cazgır sesiyle konuşmaya başladı. "Miran nerde? Sen kimsin? Neden o açmıyor da sen açıyorsun?" demesiyle Miranca bakıp göz devirdim.
"Miran müsait değil bana söyleyebilirsiniz." dedim. Miran sırıtarak beni izliyordu. Ne diyeceğimi o da bilmiyordu ama umurunda da değildi. İşe eğlence şimdi başlıyor.
"Sen kimsin de ben senle konuşucam sana söylicem be?" diye bağırmaya başladı. Şurda olsaydı da o ağzını bi yırtsaydık. Keşkeee...
Derin bir nefes alıp lafa girdim. "Bana söyleyebilirsiniz ben sözlüsüyüm." dedim. Oha cidden dedik mi bunu? Dedik hayatım.
Miran ağzındaki çayı yere püskürttü ve şaşkın gözlerle bana baktı. O sırada Aleyna hiç konuşmadan telefonu kapattı.
Telefonu Miran'a uzattım. "Bir daha arayacağını sanmam." Tam o sırada bir poşetin yere düşme sesi yayıldı odaya. İkimiz de sesin geldiği yöne döndük.
"Anne?" dedi Miran.
"Leyla teyze!" diye haykırdım.
"Kızım! Biliyordum. Vallahi biliyordum. Ana yüreği bu hisseder. Yaralı ceylanım benim!" diyerek yanıma geldi ve sarıldı.
Ohh başladı cümbüş ben çekirdeğimi alıyorum. Ne cümbüşü kıyamet kopacak.
...
"Nasıl bir açıklama yapmayı planlıyoruz?"
"Valla Deniz bombayı atan sensin. Sen düşün." dedi Miran.
"Ne demek o ya? Ben seni şiretten kurtardım. Bu mu karşılığı?" dedim.
"Deniz aksini söyleyemeyiz şuan. Annemin kalbi çok riskli. Biliyorsun bunu. Kadın kalp krizi geçirir." Duvarın kenarından kafamızı eğip salona baktık. "Baksana sevinçten halay çekiyor."
Ellerimi saçlarıma daldırdım ve yere çöktüm. "Sema! Kız müjdemi isterim." diye bir ses yükseldi salondan.
"Annem mi? Annemi aramış Miran! Miran bişey yap!" Kafamı duvara vurmaya başladım.
"Bizim çocuklar sözlenmiş! Bize de hiç haber vermemişler."
Çaresiz bir şekilde Miran'a baktım. "Biz bittik."
"Biz öldük Deniz." dedi.
"Nereye kayboldunuz gelsenize yanıma çocuklar." diye bize seslendi Leyla teyze. Leyloşuuuum! Ben de geleyim miiii? Kes artık be!
Usul usul yanına doğru yürüdük. Miran elimi tuttu. Ay ben bayılıcam. Bu heykel kocamız mı olacak? Ay ben mutluluktan ölürüm şurada! Geber de kurtulayım ya!
“Ah benim güzel çocuklarıma da bir bakın. Maşallah size annecim maşallah. Tü tü tü tü!”
…
Leyla teyze kapıdan çıktığı gibi Miran’ın üstüne atladım ve ona vurmaya başladım. “Ne demek çok seviyorum ya? Ne demek ondan ayrı kalınca nefes alamıyorum? Aklını mı kaçırdın sen?” ben bağırmaya devam ederken Miran sadece gülüyordu.
“Ne deseydim Deniz? Kadını üzelim mi? Ne istiyorsun?” diyerek kaçıp kendini kanepeye attı.
Gidip yanına oturdum. “Tamam da böyle olmak zorunda mıydı? Aleyna dursun diye öyle dediğimi söyleseydin. Annen de ne meraklıymış beni almaya? Hele annem! Dünden verdi beni sana. Seninle yaşanır mı be?"
Miran birden elini belime atıp bana iyice yaklaştı. “Bilmem. Yaşanmaz mı? Tüm gece bana sarılıp uyurken hiç sesin çıkmadı ama deniz kızı.”
Koluna vurup geri kaçtım. “Üstüme iyilik sağlık! Ben mi sarılıp uyumuşum? Sülük gibi yapışan sensin be!”
“Hem ben sana gözümün önünde ol abine mahçup hissetmeyeyim demedim mi? Böylece gözümün önünden ayrılamazsın. Sevgili sözlüm.” dedi.
“Miran seni öldürürüm bak!” diye bağırdım. Masadan paketi alıp bir sigara yaktım.
“Carlama carlama! Hazırlan annemlere gidicez. Kadın toparlanın gelin dedi. Anneni de çağırmış. Ciddi bir konuşma dönecek belli. Nişan ayarlamaya başlarlar.” Bu adam niye bu günü beklermiş gibi hemen hazır duruma? Yani bi düşündürdü. Benden söylemesi Denizcik.
“Ya ne çabuk kabullendin? Gidicez herkese gerçeği söylicez ve bitecek. Saçma sapan işlere bulaştık. Sakın aklından bile geçirme Miran. Sakın!”
“Herkese söyleyince eline ne geçecek Deniz?”
“Yalan söylemek zorunda kalmicaz Miran.”
“Peki senle şöyle bir anlaşma yapalım. Bir süre sözlü gibi davranıcaz sonra anlaşamamış gibi ayrılıcaz. Zararsız. Sadece bir süre oyunculuk yapmamız gerek. Evcilik gibi düşün.”
Miran senciyiz de boku çıktı sanki ne diyosun? Aslında mantıklı bi yaklaşım. Kızım sen ben ne desem tersini savunmaya yeminli misin? Sus bi ya Leyla teyzeyi düşünüyorum.
"Napıcaz ya biz?" dedim ve Miran'a baktım.
"Biraz sözlenicez galiba deniz kızı."